
Taha AKYOL
Objektif
Değişim, nereye?
HALUK Şahin medya camiasında okuyan, düşünen, daha önemlisi gözlem ve analiz yapabilen saygın isimlerden biridir. Şahin'in son kitabı "Liberaller, Ulusalcılar, İslamcılar ve Ötekiler" adını taşıyor. Arkadaşımız Devrim Sevimay'ın yaptığı 'nehir söyleşi'den oluşuyor.
Şahin'in çektiği fotoğrafta "liberaller" var, "İslamcılar" var, "ulusalcılar" var... Bunlardan hiçbiriyle örtüşmediği için Şahin kendisini "ötekiler"in içinde görüyor.
Kitaba sosyolojik bir 'veri' gibi baktığımızda şu tablo gözüküyor:
Değişimi kavramak
Elbette bu tür tasnifler çok geneldir, itiraz edilecek yönleri vardır. Ama şu kesin: Değişen Türkiye'de ve dünyada artık eski zihni kalıplar kırılıyor, değişik yorumlar, fikri akımlar oluşuyor.
Haluk Şahin, 1990'larda Cumhuriyet gazetesinde yaşanan kavgayı anlatırken, "değişim" faktörünün rolünü çok güzel ortaya koyuyor:
"Ben gene ortada kalmıştım. Atatürk'e büyük saygı duymakla birlikte, 'Cumhuriyet muhafızları' diyebileceğimiz kesimin yeni dünyayı kavrayıp onu değiştirmekte çok ciddi sıkıntılarla karşılaşmakta olduğunu görmeye başlamıştım..."
Şahin, öbür yanda, 1990'ların başında, ünlü liberal düşünür John Kean'ın İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin davetlisi olarak verdiği 'kamusal alan' konulu konferansı anlatıyor: Salon dolu, İslamcılar var, başı açık veya türbanlı bayanlar var, liberaller var... Fakat "Solculardan hiç kimse yok, ulusalcılardan hiç kimse yok."
Entelektüel inisiyatif kaymalarının bir fotoğrafıdır bu...
Çeşitlenen fikirler
Bu kadar şehirleşen, eğitim düzeyi yükselen, dünyaya açılan, piyasa ekonomisi gelişen Türkiye'nin zihniyet dünyasını eski kalıplar içinde tutmak mümkün müydü?!
Liberallerin inisiyatif kazanmasının temelinde bu sosyolojik dinamikler var.
Bu değişim dinamiklerini "kavramakta sıkıntıyla karşılaşanlar" öfke ve korkuyla sipere yatıp büsbütün inisiyatif kaybediyorlar.
İslami kesimde ise, eski kazma dişli, şiş göbekli mürteci karikatürlerinin aksine, entelektüeller, akademisyenler, teknokratlar, işadamları çıkıyor.
Şahin İslami kesime şüpheyle bakıyor:
"Şeriatı egemen kılmayı dinsel görev sayan bir ideoloji olduğundan hep bir kuşku payı kalıyor. Avrupa'daki komünistler gibi..."
Şahin'in bu konuda, İslami kesimdeki değişimleri yansıtan 'sosyolojik' verilerden ziyade, 'ideoloji' temelli bir genelleme yaptığını düşünüyorum. Elbette İslami kesimde öyleleri var, ama giderek büyüyen çoğunluğun özlemi; dışlanmadan ve aşağılanmadan liberal demokrasi içinde "muhafazakâr" olarak yaşamaktır.
Türkiye'yi "çok fikirli" yapan sosyolojik dinamikler, ana akımlarda da farklı eğilimlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Değişimin ana yönü "çoğulcu toplum"dur. Demokrasinin de laikliğin de gerçek teminatı budur.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe