|
 |
|
|
Temiz günler kaçan tren
Voleybolcu, basketbolcu daha çok burjuva kesiminden geliyor. Futbolcularsa gariban dünyadan
Görüş / Bülent Buda
Futbolun yediveren bereketli tarlaları oldu hep uzun yıllar İzmir. Sonra ne olduysa tembellikten, bakımsızlıktan çoraklaşmaya yüz tuttu o güzelim topraklar. Çözümsüzlüğün burgacında küçük sevinçlerle avunduğumuz şu günlerde: Futbol Federasyonu ve de alt kurullarının oluşumuna damgasını vuran İzmirli futbol adamları çoğumuzun yanan yüreklerini serinletti. Mahmut Özgener, yönetimin en güçlü ikinci adamı. Oğuz Sarvan, MHK’nın patronu. Ünsal Çimen, hemen onun yanı başında. Fatih Tanfer, Gözlemciler ve Temsilciler Yönetim Kurulu’nun etkili ismi. Mehmet Yaya, Hukuk Kurulu’nda. Tam da namuslulara yaşam hakkı yok diyerek hayıflandığımız şu zamanlarda; bu güzel namuslu insanları futbolun yönetiminin içinde görmek umutlandırıyor insanı. Kirlenmenin resmi nasıl olur diyerek sorsalar bana, ''futbolu çizin'' derim. Yıllardır öylesine insan aklını zorlayan fırıldaklar döndü ki bu alemde; düzgün bir adam çıkıp kaleme alsa satış rekorları kırar! Umuyorum ki bundan böyle futbolun üzerine çöken kara bulutlar aralanacak. Tek dileğim adaletin eşit dağıtıldığı bir alan olsun futbol. Bu dönüşümde kuşkum yok ki İzmir’in namuslu futbol adamlarının varlığı belirleyici olacak. Gönlümüz onlarla, kolay gelsin.
* * *
Geçenlerde Atilla Gökçe yazdı. Can Çobanoğlu voleybolcu. Uzun yıllar ulusal futbol takımının menajerliğini yaptı. Lütfi Arıboğan basketbolcu. Futbol Federasyonu Genel Sekreterliği yaptı. Şimdilerde futbolda Asbaşkan. Kemal Dinçer basketbolcu. Fenerbahçe Menajerliği yaptı. Şimdilerde Futbol Federasyonu Gözlemciler ve Temsilciler Yönetim Kurulu Başkanı. Profesyonel yöneticilikte batılılar buna direktörlük diyor. Futboldan gelen tek istisna Galatasaray A.Ş. Genel Müdür Adnan Sezgin. Çoğu futbolcu futboldan sonra teknik adamlığa yöneliyor. Profesyonel yöneticiliğe değil. Soruyor Gökçe neden böyle? Kısaca yanıtlayayım. Voleybolcu, basketbolcu daha çok burjuva kesiminden geliyor. Futbolcularsa gariban dünyadan. Birinciler kültürle edebiyatla, sanatla küçük yaşlarda buluşup iyi eğitim alıyorlar, birkaç yabancı dil konuşuyorlar. İkinciler eğer futboldan para kazanmayı becerirlerse bütün ailenin bakımını üstleniyorlar. İyi eğitim alamıyorlar. (İstisnalar hariç) O nedenle birikimleri, ancak teknik adamlığa yetiyor. Bu yüzden birinciler donanım gerektiren tepe noktalarında oluyorlar. Gökçe yazdığında 35 yıl geriye gittim. Onaltı yıl futbol oynamış, üniversite bitirmiş, Amerikan Kültür Derneği’nde ingilizce kurslarının sonuna gelmiş, 31 yaşında takoz gibi adamdım. Amacım hem ingilizceyi, hem de futbol adamlığı kariyerini geliştirmek için İngiltere’ye gitmekti. Tüm isteğim Gökçe’nin tarif ettiği yere ulaşmaktı. O sıralar iki arkadaşım İstanbul’da hazır giyim üretiyorlardı. Bana ''At kafandan o saçmalıkları. Gel sana İzmir için bayilik verelim'' dediler. Ve defterim o gün dürüldü. Dört yıl sonra da iflas ettim. Sonra iş dünyasında ücretli kadrosundan yaşlandık. Yıllar sonra başarmak ve mutlu olmak için bildiğin, sevdiğin işi yapmak gerektiğini öğrendiğimde tren artık çok uzaklardaydı!..
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|