Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 23 Şubat 2008 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP’ye oy verenlerin pişmanlığı

Satır Arası / Deniz Sipahi

''AKP’ye oy verdim, pişmanım'' diyen sadece yapımcı ve yönetmen Sinan Çetin değil.
Çevremde birçok kişi bu sözleri tekrarlıyor.
Sinan Çetin’in yorumu ilginçti.
''AKP, özgürlük mücadelesini bırakıp da kendi tabanının partisi olmaya karar verdiği andan itibaren AKP’nin yanında durmaktan vazgeçeceğim ve vazgeçmek üzereyim. Bu ülkede ciddi olarak çözülmesi gereken problemler var ve bu çözümsüzlükle hayatını sürdüren yapının değişmesi için oy verdiler. Ben de onlardan birisiyim. Ve bunun devrimci bir tutum olduğunu düşünüyorum...''
* * *
Benim gibi birçok meslektaşım sütunlarından bu uyarıları defalarca yaptılar.
2002 seçimlerine Türkiye olağanüstü koşullardan çıkarak girdi.
Krizden yerle bir olmuş işletmeler, aileler...
Hayalleri çöpe atılan gençler...
Ve milyarlarca doları heba edilen bir Türk halkı...
Böyle bir ortamda yeni olan parti yani AKP seçimden zaferle çıktı.
Milli Görüş çizgisinde yıllarca politika yapmış ama zaman içinde fikir ayrılığına düşmüş bu kadrolar AKP’yi kurarlarken böyle bir başarıyı rüyalarında bile görmemişlerdi.
Ancak bahsettiğim bu olağanüstü koşullar; 2002 seçimlerinde AKP’yi birinci parti yaptı ve tek başına iktidara taşıdı.
Ardından da dünyadaki para bolluğu ve dünya ekonomisindeki bahar havası AKP’yi ikinci dönemde de iktidara taşıdı.
Elbette alternatifsizliğin de etkisi bir hayli fazlaydı.
* * *
Her zaman söyledik.
AKP’ye giden ödünç oylar geçmişte Anavatan’a da, Doğru Yol Partisi’ne gitmişti.
Ama zaman içinde bunlar geriye alındı.
Başbakan Tayyip Erdoğan yeni bir tanımlama getirerek ''toplumsal merkez'' kavramını ortaya attı ve AKP’nin merkeze oturduğunu iddia etti.
Kurulduktan birkaç ay sonra iktidara gelmiş bir parti herhalde dünya siyasi tarihinde bile azdı.
Ben her zaman AKP’nin şanslı bir parti olduğuna inandım.
Başka partilere nasip olmayacak dünya gündemi ve konjonktür AKP’ye hep yardımcı oldu.
AKP’nin geniş tabana hitap edebilecek bir şansı da olmuştu.
Siyasi konsolidasyonun olduğu ve geçmişin tartışılan liderlerinin bir anda sahneden düştüğü bir süreçte AKP, daha kucaklayıcı politikalar izleyebilir ve dünyayı daha iyi okuyabilirdi.
Merkezde birleşemeyen partiler AKP çatısı altında bir koalisyon kurmuştu.
Ve anlaşılıyor ki; bu koalisyon ödünç verdiği oyları almaya hazırlanıyor.
Sinan Çetin’in şu cümlesinin altını çizmek istiyorum.
''Özgürlük mücadelesini bırakıp da kendi tabanının partisi olmaya karar verdiği andan itibaren AKP’nin yanında durmaktan vazgeçeceğim...''
Erdoğan, 22 Temmuz akşamı seçim otobüsüne çıkıp neler söylemişti?
''Bize oy vermeyenleri de anlıyoruz. Herkese saygımız var. Bu tercihi demokrasinin bir rengi olarak algılıyoruz...''
Peki sonrası...
Demokrasi sadece parlamentodaki oy oranıyla ölçülemez.
Yargı, sivil toplum örgütleri, medya demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarıdır.
AKP’nin bunu göz ardı ettiğini görüyoruz.
Ne diyelim...
Dün olduğu gibi bugün de yeni şeyler söylemek lazım.


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Temiz günler kaçan tren
Emeklilik hakkında her şey
Bu bölgede bilimsizlik!
AKP’ye oy verenlerin pişmanlığı





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Bülent Buda
Necati Çetiner
Reşat Kutucular
Deniz Sipahi

   
© 2006 Milliyet