'Tuzla'da taşeron, mahalle kahvesindeki en uyanık işçidir'
Bugün söz, Bakan Çelik'in "fevkalade" beğendiği, buna karşılık 4.5 ayda 2 işçinin öldüğü Desan Tersanesi'nin Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Divan'da

Dün sabah ilk arayan, AKP eski milletvekili Cengiz Kaptanoğlu ailesine ait Tuzla'daki Desan Tersanesi'nin Yönetim Kurulu Üyesi Muhsin Divan oldu. Hani şu Çalışma Bakanı Faruk Çelik'in ziyaret edip "fevkalâde" beğendiği, buna karşılık son 4.5 ayda 2 işçinin öldüğü tersane...
Desan'da her gün sabahtan akşama full-time işinin başında olduğunu belirten Divan, konuya hakim; dahası geniş bir vizyona da sahip. Sorduğunuz her soruya tatmin edici yanıt alabiliyorsunuz.
Ne var ki Divan'ın verdiği yanıtlar, Tuzla'da işçi ölümlerinin önünün alınması bir yana, daha da artacağına ilişkin kaygılarımı arttırıyor.
2012'ye kadar % 100 dolu
Divan'ın verdiği bilgilerin üzerinden geçersek:
Tuzla'daki tersaneler, aldıkları siparişler nedeniyle 2012 yılına kadar % 100 kapasiteyle çalışmak durumundaysalarTersanelerdeki yaklaşık 10 bin sigortalı işçiye karşılık, taşeronların çalıştırdığı 30 bin işçinin büyük çoğunluğu niteliksiz, sigortasız ve acemiyse40-41 tersaneyi, 500'ü aşkın taşeron ayakta tutuyorsaToplam ciro 3 milyar doların üzerine çıkmışsa ve daha da artma potansiyeli varsaMahalle kahvesindeki en uyanık işçi, kendini taşeron ilan edip, kahvedeki diğer gençleri arkasına katarak tersanelerden kolaylıkla iş almayı başarabiliyorsaGemi inşa, madencilikten sonraki en ağır sanayi koluysaBuradaki iş sağlığı ve güvenliğinin, normal sektörlerdeki standartlara göre daha yüksek olması gerekirken, tam tersine normal sektörlerdeki standartların da çok altındaysa, Tuzla'daki işçi ölümlerini kim durdurabilir ki?
Gemi iner, cenaze kalkar!
Alınması gereken önlemleri, Divan da ezbere biliyor:
Kamu otoriteleri, ancak ölüm olunca ya da gemi indirme merasimleri vesilesiyle Tuzla'yı hatırlıyorlar. Oysa yerel yönetimlerle birlikte behemehal nasıl bir eğitim merkezi açarız, ilk yardım konusunda neler yapabiliriz diye harekete geçmeleri gerek.Burası madencilik sektöründen sonra en ağır sanayi kolu. Dün köyünden gelen işçiyi, bugün geminin tepesine çıkartamazsınız. Nasıl askere gidenlere bile acemi eğitiminden sonra asker deniyorsa, burada da işe başlayacakların, en az 1 haftalık iş sağlığı ve güvenliği eğitiminden -pratiği de içeren- geçmesi ve ağır sanayi sertifikası alması lazım.Burada insanları sağlık raporu alarak işe başlatıyoruz güya. Gidip 2 dakikada rapor alıp geliyorlar. Siz adamı daha ilk iş günü 150 basamak merdivenle geminin tepesine çıkartıyorsunuz. Adamın belki denge sorunu var, yükseğe çıkınca düşüp ölüyor.Taşeron olmanın kriterlerini oluşturmazsanız, bugünkü gibi her önüne gelen taşeron olmaya devam eder. Hele yanlış iş yaptığında sözleşmesini fesheden tersanenin hemen yanı başındaki tersanede derhal iş bulabiliyorsa...
Pekiyi bu önlemleri kim alacak, alınsa bile kim uygulayacak?
Birbirleriyle yarış halindeki sanayiciler mi, yoksa giderek artan ölümleri bugüne kadar neden görmezden geldiğine anlam veremediğimiz AKP hükümeti mı?
mtamer@milliyet.com.tr