
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Avukattan anılar...
HER mesleğin anıları vardır. İlk yıllarda yaşadıklarınızın farkına varamazsınız ama, yıllar sonra hatırlarsınız, o gün kızdıklarınıza bugün gülersiniz.
Avukat Nihat Türel'in de böyle anıları vardır. (x)
1950'li yıllar, ceza mahkemeleri şimdiki Büyük Postane binasının bir bölümünde. Sultanahmet'teki Adliye Sarayı daha yapılmamış, yangından sonra mahkemeleri postaneye taşıdılar.
* * *
BİR gün yazıhaneye liseli altı gencin davası gelir. Suç otomobil hırsızlığı. Arabayı çalıyorlar, gezip tozuyorlar, sonra aldıkları yere bırakıyorlar.
Bir, üç, beş derken yakalanıyorlar.
Suç tekerrür ettiğinden, birkaç kere işlendiğinden Ağır Ceza Mahkemesi'ne veriliyorlar. Mahkemenin başkanı cezacılığıyla tanınıyor; hiç müsamahası yok, hep üst sınırdan ceza veriyor.
* * *
NİHAT Türel çocukları savunuyor:
"Efendim, bunlar genç, hangimiz çocukluğumuzda komşunun bahçesinden erik çalmadık, incir çalmadık, bahçe sahibi bizi sopayla kovaladı... Hangimizin gençlik, çocukluk yıllarında böyle bir anısı yoktur? Bunlar üniversiteye gidecekler, hayatları söner, cezanın en hafifini verin!"
Hâkim hiç aldırmıyor, cezanın en ağırını veriyor; gençleri beşer yıla mahkûm ediyor.
Temyize gidiliyor, Yargıtay cezayı bozuyor, duruşma yeniden başlıyor.
Hâkimlerden biri tatlı, hoş, dindar bir adam, ama başkan, hem sert hem de Yargıtay verdiği kararı bozdu diye sinirli... Onun sinirli hali avukatları da etkiliyor, en azından dört beş avukat var, hâkim bağırıyor, avukatlar bağırıyor, salon hıncahınç dolu, gürültüyü duyan koşup geliyor, bir sinir harbidir gidiyor.
Dindar hâkim cebinden tespihini çıkarıp çekmeye başlıyor, her tespih tanesini çekince de bir dua okuyor, sonra başkanın yüzüne "püfff!" diye üflüyor.
Birden hava yumuşuyor, salon başlıyor gülmeye, avukatlar gülüyor, sinirli cezacı hâkim bile gülüyor. Hava yumuşuyor, çocuklar ufak cezalarla kurtuluyor.
YA dindar hâkim tespih çekip üflemeye başlamasaydı, havayı yumuşatmasaydı, o çocuklar bugün nerede olurdu?
Ya da bugün neredeler?
* * *
NİHAT Türel'den bir anı daha...
Ev sahibi memur, İstanbul'a tayini çıkmış, Nihat Türel davayı almış, tahliye kararı çıkarmış...
Kiracı kadın biraz antika, çıkmak için süre istedi, sürenin sonunda yine çıkmadı. Ev sahibi de Nihat Türel'i sıkıştırıyor, sonunda Nihat Türel icra memurunu, polisi, hamalları, çilingiri yanına alarak eve gitti, kapı çilingirle açtırıldı, kadın düştü bayıldı, belli ki numara yapıyor. Eşyalar dışarı çıkarılırken ortadan kayboldu, yatak odasına girmiş, kapıyı kilitlemiş. O kapıyı da çilingir açtı, kadın çırılçıplak soyunmuş, yatağa uzanmış...
Hamallar geri çekildi:
"Biz dokunamayız!"
Nihat Türel çaresini buldu:
"Karyola ile dışarı alın!"
Daire tahliye edildi.
———————
(x) Güncel Hukuk, Şubat 2008
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe