
Güngör URAS
Olayların içinden
Sabah Irak'a girdik, akşam türban onaylandı
İşsiz sayısı azalacak yerde artıyor. Halkın alım gücü azaldı, satışlar düştü... Tekstilciler ağlaşıyor. Konut satışları durdu. Ekonomide yavaşlama var. Büyüme hız kesti. Buna karşılık fiyatlar tırmanışa geçti... Bu sorunlar ortada dururken ve çözüm beklerken birdenbire ortaya türban sorunu çıktı. Diğer sorunlar unutuldu. Türbandan başka şey konuşulamaz oldu.
Türban kararının onayı beklenirken önceki gün Irak'a kara harekâtı başladı. Her şeyi unuttuk. Askerlerimizi düşünmeye başladık... Aaaa... O da nesi? Sabah askerlerimiz Irak'a girdi... Akşam Cumhurbaşkanı 11 gündür beklettiği türbanla ilgili Anayasa değişikliğini onayladı...
İnanılmaz bir şekilde, gökten (veya bilinmeyen bir yerlerden) sorun yağıyor... Halkımız bir yumruk yiyor... "Bu yumruk nereden geldi? Kim attı? Neden attı?" diyemeden ve o yumruğun acısı geçmeden bir yumruk daha... Bir yumruk daha... Böylece son yumruk öncekileri unutturuyor. Daha doğrusu unutturmuyor da öncekilerin acısından daha fazla acı verdiğinden sadece o yumruğun acısı duyulmaya başlanıyor.
Sorunlara sorun ekleniyor
Halkın suratında patlayan yumrukların arası biraz kesilir gibi olduğunda Başbakan ortamı germek, dikkatleri dağıtmak için bir konuşma yapıyor. Hadiii... Gene sinirler geriliyor.
Bu pazar yazısında sayın okuyucularıma bir hikâyeyi hatırlatayım: "Saf ve bakir Anadolu çocuğu Almanya'da otomobiliyle otoyolda ters şeride girmiş... Yanlışı fark etmeden ters şeritte yol alıyormuş. Yol polisi, trafik radyosundan hemen uyarı anonslarına başlamış: "Dikkat dikkat... Bir otomobil ters şeride girdi. Normal şeritte yol alanların üzerine doğru geliyor. Üzerinize doğru gelen otomobilden korunmak için dikkat ediniz..." Bizimkinin de radyosu açıkmış. Otomobilin radyosundan bu anonsu duyunca söylenmeye başlamış: "Nerede bir otomobil? Yüzlerce otomobil ters şeritte... Yüzlercesi üzerime doğru geliyor!"
Hikâyede olduğu gibi acaba biz ters bir yola mı girdik de yüzlerce sorun üzerimize doğru geliyor. Acaba bu tabloda bir yanlış yok mu?
Her şeyin başı üretim
Sorunlar yumağı arasında üretim unutulup gidiyor. Halbuki devletin gücü, halkın mutluluğu ve huzuru üretime bağlıdır. Üretim iş ve aş demektir. Üretim artarsa halkın da, devletin de geliri artar. Fakirlik güçsüzlük demektir. Fakir devlet güçlü olamaz. Fakir halk mutlu ve huzurlu olamaz.
Gelelim yazının en önemli bölümüne... Ben bunları yazıyorum ama... Ne yapalım ki hayat budur... Dün Türkiye'de her şey daha iyiydi de bugün mü bozuldu? Hangi günümüz sorunsuz ve huzurlu geçti? Ne dün mükemmeldi ne de yarın mükemmel olacak... Hayat böyle akıp gidecek...
Önemli olan, olabildiğince sorunlara çözüm getirmek. Olabildiğince sorunlara yeni sorunlar eklemekten kaçınmak. Ama öncelikle üretimi artırmak...
Ülkemizi ne en iyilerle karşılaştırarak mutsuz olmanın ne de en kötülerle karşılaştırarak avunmanın gereği var... Bizimkilere benzer sorunlarını çözenleri örnek alsak, yeni sorunlar yaratmaktan kaçınsak, üretimi artırmanın önemini anlasak ve de boş yere huzursuzluk yaratmasak ne iyi olacak.
guras@milliyet.com.tr

Cafe