John Malkovich olmak nasıldır?
4 dalda Oscar'a aday gösterilen "Juno" adlı filmin yapımcısı, aktör John Malkovich'le konuştuk. Juno'yu "ergen ve duyarlı" bir film olarak tanımlayan Malkovich, oyunculuk, çağdaş sinema ve Oscar hakkındaki düşüncelerini anlattı
ALİN TAŞÇIYAN
John Malkovich, dört dalda Oscar'a aday gösterilmeden çok önce, kasım ayında, yapımcısı olduğu "Juno"yu tanıtmak ve Onur Ödülü almak için Selanik Film Festivali'ndeydi. Filmin basın toplantısına ortağı Russel Smith ile katılan Malkovich "Russel Smith ile 18 yaşından beri arkadaşız. Ama benim Juno'daki yapımcılığım aslında bazı notlar almak ve senaryo üzerine yorum yapmaktan ibaret" dedi.
"Juno'nun senaryosunda sevdiğimiz şey ergenler hakkında olmasıydı, bu yüzden hem gerçekçi hem de duyarlı görünmesini istedik. Yönetmenle bu harman üzerinde çalıştık" diyen Malkovich ile söyleşi yapma fırsatı bulduk.
Çağdaş sinemayı nasıl tanımlarsınız? Ortalık devam filmlerinden, öncül filmlerden, çizgi roman uyarlamalarından vs. vs. geçilmiyor...
Vs. vs.! Sanırım genel manzara böyle tarif edilebilir. Kendine özgü pek çok nedeni var. O kadar çok azimli insan, o kadar çok özgün fikir yok. İyi bir senaryo yazmak çok zor. Bunu yapabilseniz bile filmi o kadar iyi çekemeyebilirsiniz. İyi bir senaryoyu iyi çekseniz de iyi kurgulayamayabilirsiniz. Bunların hepsini başarsanız dahi insanlar filmi zamanında sevemeyebilirler. Belki beş on yıl sonra severler. Asla sevmeyebilirler de... ABD'de bir filmin iş yapacağına inanılmazsa onu gerçekleştiremezsiniz. Biz Juno örneğindeki gibi sevdiğimiz filmleri yapmaya çalışıyoruz. Finanse eden herkesi iyi bir iş yaparak kâr edebileceklerine inandırmaya çalışıyoruz. Sinema ABD'de bir işkolu olarak başladı, Avrupa'da ise bir ifade biçimi olarak.
Filmlerinizin birçoğu doğrudan sanatlarla ilgili ya da edebiyat uyarlaması. Onları özel olarak mı seçtiniz?
Hayır. Şunu hatırlatmalıyım ki bir aktör olarak bir şey seçmezsiniz. Ben, benim için seçilmiş olanlar arasından seçim yaparım. Önce seçilmem gerekir. Sonra ben tekliflerden birini seçerim. Tabii beni diğerlerinden daha fazla ilgilendirenlere yönelirim.
Bunca yıllık kariyerden, bu kadar karakterden sonra tam olarak kimsiniz siz?
Oyuncu olmadan çok önce olduğum kişiyim. Gitgide zenginleşiyorsunuz sadece. Bu işi yapınca maruz kaldığınız şeyler sayesinde zenginlik katıyorsunuz kendinize. Viyana gibi şahane bir kente gidip Klimt'i canlandırınca bu sizi değiştirmiyor ama zenginleştiriyor ve hayatınızı daha ilginç kılıyor. Siz hep alıyor ama geriye bir şey vermiyorsunuz.
Ama siz bir aktörsünüz...
Elde ettiğim hiçbir şeyi geri verme kabiliyetine sahip olduğumu sanmıyorum. Elimden ne gelirse onu veririm ve bunu dürüstçe yapmaya çalışırım. Ama elde ettiklerime yaklaşamaz bile. Oyunculuk yeteneğim bile bana bahşedilmiş bir şey. Ben yaratamadım onu. Merakımı uyanık tutup dürüst olmaya çalışıyorum o kadar. 'Tiyatro canlıdır'
Avrupalı yönetmenler sık sık sizinle çalışmayı tercih ediyor...Bunun nedeni benim için de bir merak konusu. İşlerini çok takdir ediyor ve ilginç buluyorum. Bazılarının neden beni seçtiğini, benim neden onları seçtiğimi gerçekten bilmiyorum. Öyle hissettim sadece. O zaman iyi bir fikir gibi gelmiştir. Çoğunlukla haklı çıkarım.
Ne zaman size oyunculuk hakkında soru sorulsa tiyatroyu referans gösterirsiniz...
Tiyatrodan dem vuruyorum çünkü geldiğim yer orası. Filmlerdeki oyunculuğum tiyatroda oluşturduğumuz tarza çok yakın. Tabii filmlerde her şey filtreden geçirilmiştir ve canlı değildir performansınız. Tiyatroda ise canlıdır, ama yöntem aynıdır.Tiyatro canlı ama bir seferlik... Film ise kalıcı. Ödüller, Oscarlar sizin için ne ifade ediyor?
Yaptığınız işin bir başkası tarafından ilgi çekici bulunması bulunmamasından iyidir elbette. Ama ben başkalarının fikrine aldırmadan kendi fikirlerim peşinde koşmayı tercih ederim fırsatım olduğu sürece. Ödüller önemli mi, değil tabii ki! İnsanların "meslek yaşamınız boyunca yaptığınız işi beğeniyorum" demesi çok güzel, çok hoş bir şey. Ama tersi de olsaydı aynı şekilde çalışmayacağım anlamına gelmiyor.
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe