
Başrol oyuncusu asİstanı severse...
Ben aşk diye buna derim
Şov dünyasındaki ünlü kadınların sevgilileri genelde para ve mevki sahibi insanlar olur... Ve bu da beraberinde şöyle bir tartışmayı gündeme taşır:"Ünlü kadınlar niye hiç kariyer ve para sahibi olmayan insanlara âşık olmaz?"
Aslında bunun birçok sebebi var.
Ama öyle sanıyorum ki, en geçerli olanı şu:
Şöhretli kadınları taşımak hem maddi, hem de manevi olarak zor bir iş... Bu ağır sorumluluğun altından da ancak böyle insanlar kalkabiliyor... Ha, bunun adı ne kadar "aşk", soyadı ne kadar "mantık", onu bilemem...
Şov dünyasında yazılı olmayan ama genelde uyulan bu kurala uymayanlar da yok değil...
Ara sıra da olsa çıkan bu "istisna"lar elbette ki "kaide"yi bozmuyor.
Maşallah o sapasağlam duruyor.
Bu konuya girmemin sebebine gelince.
Sinop'ta filizlenir filizlenmez kokusu İstanbul'a kadar gelen çiçeği burnunda taze bir aşk... Devin Özgür Çınar'la Timuçin Esen'in bir dargın bir barışık süren aşkı bir süre önce tamamen bitti.
Devin Özgür Çınar, atv'de ekrana gelen "Parmaklıklar Ardında" dizisine başladığında moda deyimle "kalbi boş"tu...
Sinop'ta doğan aşk
İstanbul dışındaki uzun süreli dizi ya da film çekimleri yeni aşkların filizlenmesi için müthiş ortamlar yaratır.
Bu kez de öyle oldu.
"Parmaklıklar Ardında" dizisinin başrol oyuncularından Devin Özgür Çınar'la dizinin kamera asistanı Mehmet Uğurlu arasında müthiş bir aşk doğdu.
Ancak aynı sette Mehmet Uğurlu'nun eski bir aşkı da çalışıyordu. Devin Özgür Çınar, ileride sette bir huzursuzluğun yaşanmaması için sevgilisinin eski aşkı olan dizi ekibinden Özlem Aksoy'a gidip Mehmet Uğurlu ile olan aşklarını açıkladı. Hayli medeni ve cesur bir adım...
Devin Özgür Çınar, özel hayatıyla gündeme gelmeyi sevmeyen bir oyuncu.
Bunu bildiğim halde bu konuyu yazmamın sebebi şu:
Şov dünyasının ünlü kadınlarının, maddi ve manevi açıdan güçlü erkeklerle aşk yaşarlar kuralının herkes için geçerli olmadığını göstermek.
Devin Özgür Çınar'ın kamera asistanı Mehmet Uğurlu'dan "sevgi"den başka ne çıkarı olabilir...
Hiç...
"Seviyeli ilişkiler" için bir şey diyemem ama böylesi çıkarsız aşklara da şapka çıkarılır...
Yönetmen değişince Humeyra gitti, Hulya geldiCuma akşamı bir grup arkadaşla birlikte Çiçek Bar'daydık. Çiçek Bar, her zamanki gibi yine tıklım tıklımdı.
O gece sol tarafımızdaki masada Şebnem Özinal - Şefik Öztek çifti, sağ yanımızdaki masada Halil Ergün, Hümeyra, Rutkay Aziz, Sevda Ferdağ, Levent İnanır... Onların yanı başındaki masada o gece doğum gününü kutlayan Asu Maralman ve arkadaşları, arkalarındaki masada Sumru Yavrucuk'lu bir grup.
Hümeyra, bir süre önce bu köşede yazdığım "O... Çocukları" filmiyle ilgili henüz günışığına çıkmamış ilginç şeyler anlattı:
"O filmin başrolünde aslında ben oynayacaktım. Ancak yönetmen değişince ben yokum dedim. Çünkü sinemada aldığım terbiye, edindiğim tecrübe onu gerektiriyordu. Filmle ilgili teklif bana senaryoyu da yazan Sırrı Süreyya Önder'den geldi. 60 yaşında eskiden genelevde çalışan, sonra da genelevde çalışanların çocukları için bir yuva açan kadının hikayesi 'O... Çocukları'...
Sırrı'nın hikâyeyi bana müthiş heyecanla anlatmasına rağmen hemen evet demedim, senaryoyu da bir göreyim dedim. Gönderdiği senaryoyu okuduktan sonra önerilerim oldu. Onları yerine getirip senaryoyu yeniden yazıp gönderdi... Filmin yazılmış dört senaryosu var, dördünü de okuyup, evet dedim."
Ufak bir değişiklik var!
"İş artık kostümlerin yapılma aşamasına geldi. Ben de 'Avrupa Yakası' ekibine bir ay boyunca film çekimim olacağını, iş takvimimi ona göre ayarlamalarını söyledim. Çekim için gün sayarken film nedeniyle beni sürekli arayan kız yine aradı, şu tarihte başlıyoruz ama küçük bir değişikliğimiz var dedi. Küçük bir değişiklik deyince ben herhalde kostümün rengi falan değişti gibi bir şey bekliyordum. Ne dedi biliyor musunuz?
'Filmin yönetmeni değişti. Filmi aynı zamanda senaryoyu da yazan Sırrı Süreyya Önder değil, Murat Saraçoğlu çekecek...'
Onca yıllık tecrübem ve mesleki terbiyemi bir yana atıp bunu 'küçük bir değişiklik' olarak görmek mümkün mü?
Bir filmde bugün yönetmen değişmişse, yarın senaryo, öbür gün başka bir şey değişir, ben yokum dedim.
Ben oynamaktan vazgeçince filmin başrol oyuncusu Hülya Avşar oldu. İyi de bir kadro kurdular. Hikâye güzel, inşallah başarılı olurlar..."
Konu aynı, kadro farklı
Anlaşılan o ki, "O... Çocukları"nın yazarı Sırrı Süreyya Önder ile filmin yapımcısı Selay Tozkoparan'ın film için düşündükleri cast örtüşmedi.
Çünkü Selay Tozkoparan, popüler kültüre ne kadar yakınsa, Sırrı Süreyya Önder de, o denli uzak biri.
"Beynelmilel" filmiyle nasıl bir sinema anlayışı olduğunu ortaya koyan Önder'in bu film için düşündüğü oyuncu kadrosuyla Tozkoparan'ınki farklı olunca yapımcı ve yönetmen ilişkileri bitti. Sırrı Süreyya Önder, senaryoyu verip "O... Çocukları"ndan ayrıldı ve Yılmaz Erdoğan'ın oynayacağı bir başka filmi yönetmek için kolları sıvadı.
Ama şu da bir gerçek ki, senaryosu aynı olmasına karşın yönetmen koltuğunda Sırrı Süreyya Önder başrolünde Hümeyra olan "O... Çocukları" başka bir film olacaktı, Murat Saraçoğlu'nun yönetip Hülya Avşar'ın oynayacağı ise bambaşka bir film olacak.
aeyuboglu@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe