Efsanevi dergiden efsanevi fotoğraflar
Birbirinden ünlü pek çok ismin dünyanın en saygın dergilerinden Vanity Fair'de yayımlanan fotoğrafları Londra'da sergileniyor
NEVSAL ELEVLİ / londra
Müzik, siyaset, sinema ve spor dünyasına ilişkin haber ve fotoğraflarıyla büyük ilgi gören efsanevi dergi Vanity Fair'in bugüne kadar yayımlanan tüm sayılarından seçilen 150 klasik fotoğraf Londra'daki National Portrait Gallery'de sergileniyor.
Yaşanan kültürel değişimi de göz önüne seren sergide Holywood yıldızlarından edebiyatçılara ve önde gelen siyasetçilere kadar pek çok ünlü, kapak olmuş fotoğraflarıyla yer alıyor.
Vanity Fair dergisi kurulduğu andan itibaren fotoğrafa önem vermiş ve "Dergi elçi ise fotoğraf onun aracıdır" sözünü düstur edinmişti. "Vanity Fair Portraits: Photographs 1913-2008" sergisi işte bu perspektifle çekilmiş binlerce fotoğrafı içeren dergi arşivinden seçilmiş görüntülerden oluşuyor. Galerinin sanat danışmanları David Friend ve Terence Pepper sergilenecek fotoğrafları 3,5 senede ancak seçebildiler.
Etkileyici kareler
Edward Steichen, Cecil Beaton, Annie Leibovitz ve Mario Testino gibi ünlü fotoğrafçıların eserlerinin yer aldığı sergi yıllar içinde fotoğrafçı ile konusu arasındaki ilişkinin nasıl değiştiğini de gösteriyor.Sergideki fotoğrafların ilk bölümü 1913-1936 yıllarını kapsıyor. Eleştirmenlere göre bu dönemin fotoğraflarında yer alanlar, zamanlarının "kültür, mevki ve yetenek sahibi kadın ve erkekleri". Hepsi bir şekilde toplumu etkilemişler. Charlie Chaplin, H.G. Wells, James Joyce, Albert Einstein, Amelia Earhart, Frida Kahlo ve Louis Armstrong gibi.
Bu bölümdeki fotoğrafların çoğu siyah-beyaz. Derginin kullandığı ilk renkli fotoğraf ise Aralık 1932 sayısında basılan Edward Steinchen'in Lilian Gish portresi.
Gördükleri kareler ziyaretçileri etkiliyor. İnsanların harp öncesindeki ruh hallerini çok başarılı yansıtmış Alfred Stieglitz, Edward Steinchen, Man Ray, George Hurrell gibi fotoğraf ustaları. O dönemde sadece yeni star olmaya başlayan Joan Crawford (1929), Bette Davis (1934) gibi aktisleri değil, Virginia Woolf (1924) ve James Joyce (1926) gibi yazarları, Frida Kahlo ve kocası Diego Rivera (1931) gibi ressamları büyük bir ustalıkla çekmişler.
Yeni bir dönem
II. Dünya Savaşı öncesinde, 1936'da kapanan Vanity Fair 1983 Mart'ında yeniden yayımlanmaya başladı. O tarihten itibaren de ünlüler Vanity Fair'e kapak olmak ya da sayfalarını süslemek için yarıştılar.Derginin tarihinde belki de en çok tartışma yaratan fotoğraf, Ağustos 1991 sayısının kapağında hamile Demi Moore'u çıplak gösterendi. Yedi aylık hamile Moore, kulağındaki kocaman pırlanta küpeler ve parmağındaki yüzükle tüm güzelliğini sergiliyordu. "Çalışan ve anne" kadının çağımızda eriştiği yüksek statünün sembolü olarak görülen bu fotoğrafı Annie Leibovitz çekmişti.
Leibovitz derginin ikinci dönemine büyük bir katkı yaptı. Robert De Niro'nun siyah-beyaz fotoğrafı (2000), Sofia Coppola (2003) ve Kate Winslet (1998) portreleri, Lance Armstrong'un bisiklet üzerindeki çıplak pozu (1990) ve 10 film yıldızını (Nicole Kidman, Catherine Deneuve, Meryl Streep, Gwyneth Paltrow, Cate Blanchett, Kate Winslet, Vanessa Redgrave, Chloe Sevigny, Sophia Loren ve Penelope Cruz) bir araya getiren büyük tablo (2001) onun eseriydi.
Bu bölümde ayrıca Prenses Diana (1997) ve oğlu Prens William'ın (2003) Mario Testino tarafından çekilmiş fotoğrafları, Michael Thompson'ın Goya'dan esinlendiği gözlenen çıplak Julianne Moore'u, Norman Jean Roy'un sportif Hilary Swank'i, Karl Lagerfeld'in çektiği Monako Prensesi Caroline ve çocukları (1988) fotoğrafı dikkat çekici.
Pozlar ve gerçek yüzler
Yıllar geçtikçe toplumun ünlülere bakış açısının değişmesinde fotoğrafçıların rolünün büyük olduğu bir gerçek. 1926'da Charles Sheeler'in çektiği fütüristik yazar Aldous Huxley'nin verdiği poza bakarsanız, ünlü yazarın kişiliğinin bir poz maskesi arkasında saklı olduğunu görebilirsiniz.Bir de 2001'de Annie Leibovitz'in çektiği "Başkan George W. Bush ve Savaş Kabinesi"ne bir göz atın. Bush, Dick Cheney, Colin Powell, Donald Rumsfeld, Condolezza Rice, Andrew Card, George Tenet... Hepsi o ciddi atmosfer içersinde sanki bıyık altından gülümsüyor. Leibovitz onları böyle bir poz vermeye nasıl ikna etti acaba? Belki de bu onların gerçek yüzü, kim bilir!
Sergi 26 Mayıs'a kadar açık. Londra'ya yolunuz düşerse kaçırmayın. n

Cafe