Tambura rebap oldu
Türk spor yazarlığının "duayenlerinden" Osman Tamburacı, Galatasaray ve Bayer Leverkusen eşleşmesini dört bilinmeyenli denkleme benzetince kafası hayli karışmış olsa gerek. 0-0 biten ilk maçın ardından, Galtasaray'ın üstün oyununu da izleyince tura inanan Tamburacı coşkun seller gibi Leverkusen'i tek başına elemiş, hem de en alasından cinsiyetçi cümlelerle... Hem de rövanştan bir hafta önce... Hem de bire karşı onbir... Bakın ne demiş maçın hemen ertesindeki yazısında..."BayArena bayan olur mu? - 15 Şubat 2008 - sporx.com
Çok mutluyum... 2000'den beri böyle futbol görmedik. 90 dakikada üç farklı öne geçecek öyle pozisyonlar bulundu ki tek gol olmaması mucize!
Karşı karşıya goller kaçtı. Pozisyon üzerine pozisyon yakalandı ama şık gollerin sahibi Ümit Karan akıl almaz goller kaçırdı. Hele 57'de biri var ki aman Allah!.. Ümit o golü atsa işte o zaman Leverkusen ile aradaki fark, fark edilirdi... Eğer Leverkusen buysa ki bu!
O zaman haftaya BayArena neden BayanArena olmasın!
Neden bu gençler Lever'i delik deşik etmesin.
Bence Galatasaray tura rakibi kadar yakın."
***
Rövanş günü ise durumun vahametinin farkındadır Tamburacı. Sakatlar çok, rakip ciddi. En kötüsünden Avrupalı işte. Ama bir hafta önce bir yazı yazmıştır. Vebali omzundadır...
"Leverkusen maçı ne olur? - 21 Şubat 2008 - sporx.com
Kalli de sakatlardan sonra ne olur bilmiyor! Hangi takımı sahaya sürer? Kimi, keser kimi koyar! Kalli'nin işi zor.
Bana kalırsa takımın çivisini çıkartmaz. Uğur'un yerine takımın başka bir yerinden birini çekip koymaz, düzeni bozmaz!
Ama haberlere bakılırsa Song ve Lincoln'ü ilk 11'de oynatmayacakmış!
Ben pek inanmıyorum.
Kalli mutlaka bir şeytanlık düşünecek ve asla mantıksız davranmayacak!
Galatasaray'ın işi zor!
Gol atması şart.yememesi de şart!
2-2 uyar diyorum.
Uymazsa 2-1 yener gelir.
Keyif mi kaçıralım yani şimdi..."
Kalli şeytan mı, cin mi bilinmez ama bir hafta önceki kehanetler ola ki şaşarsa diye Tamburacı önlemini almış; "keyif mi kaçıralım" buyuruyor. Öyle ya, yazılar mutluluk kaynağıdır. Hem zaten köşelerimiz pembe kağıtlara basılıyor. Keyfimiz kaçmasın aman sabahlar olmasın. Ama sonuçta oynanacak bir maç var, o ne olacak? Hele bir oynansın da Tamburacı bir çaresine bakar.
***
Ertesi gün... Maalesef Bay Arena, Bayan Arena olamamıştır. Stadın ismini bir kenara bırakın bir de Türk futbolu için kötü skorlardan biri alınmıştır. Hazır sahada dağılmış bir takım var, hazır herkes üzgün o zaman vur beline kazmayı...
"Al Lincoln'ü çal kafana! - 22 Şubat 2008 - Yeni Şafak
Hay huy derken deve geçti elekten... Galatasaray elendi! Şimdi al Lincoln'ü çal kafana! Kim bu kafanın sahibi? Bu kafa Galatasaray'ın başarısızlığını isteyen kafalardır. Bilen bilir. Leverkusen gelmiş cihane baş ağrısı bahane! Keşke Almanya'ya kar bahane edilip gidilmeseydi de yenilgi hükmen olsaydı...
Adım Hıdır elimden gelen budur (Alt başlık)
Galatasaray'ın bu genç kadrosunun Avrupa'da başarılı olmasını beklemek zaten hayaldi. Amaç yeniden yapılanmaktı. Talih de yardım etmedi ama 11'de gol, 13'de gol, 22'de gol de hesapta hiç yoktu! Maç başlamadan bitti, tur ilk çeyrekte kayboldu. Bu tur aslında İstanbul'da kaybolmuştu. Kendi sahanda golü bulamazsan gurbette maden ararsın! İki golün olsaydı devre bittiğinde 3-0'a rağmen ümidin hala devam ediyor olacaktı..."
Gençler üzerine bütün politikası tecrübe ve eksiklik olarak tanımlanan bir yerde Tamburacı'nın çözümlemeleri filozofça görünse de maç sonuçlarının yorumları her ne kadar mahalli bir görüntü sergilese de ve Tamburacı dahil yazarlarımız hepimizi balık hafızalı zannetse de maalesef gerçekler başka:
İlk maç sonrası: "Eğer Leverkusen buysa ki bu! O zaman haftaya BayArena neden BayanArena olmasın! Neden bu gençler Lever'i delik deşik etmesin. Bence Galatasaray tura rakibi kadar yakın."
İkinci maç sonrası: "Bu tur aslında İstanbul'da kaybolmuştu. Kendi sahanda golü bulamazsan gurbette maden ararsın! İki golün olsaydı devre bittiğinde 3-0'a rağmen ümidin hala devam ediyor olacaktı..."
Benim bir şey dememe gerek var mı? Tamburacı bir hafta önce dediğini unutuyorsa... Ben ne diyeyim?
Gerçekler; gençleri oynatmak değil gençleri yetiştirmektir önemli olan. Buna dair edebilecek bir çift söz üretebilmektir. Üretemediğiniz yerde susup oturabilmektir. Sonucu değil bir kere de maçı yazmaktır beklenen. Ve hepsi bir tarafa bir gün öncesine sahip çıkabilmelidir insan. Yazdıklarının da özeleştirisini verebilmelidir.
Bu kadarına da pes artık!
Olmayan oldu. Bir türlü anlaşamayan, birinin ak dediğine diğeri kara diyen iki eski hakemimiz Fenerbahçe - Bursaspor maçının hakemi Bünyamin Gezer konusunda anlaşmış. İkisi de Gezer'i çok beğenmiş. Ahmet Çakar, Sabah gazetesindeki yazısında "Tebrikler Bünyamin Gezer" demiş, Erman Toroğlu da Hürriyet'te "Hakem mükemmeldi" diye yazmış...
Oysa Necati Bilgiç Pas Fotomaç'taki köşesine "Hakem rezaleti" başlığını uygun görmüş ve demiş ki: "Bu dezavantajlara bir de "Kitapçı" hakem Bünyamin Gezer'in yanlış kararları eklenince F.Bahçe'nin maçı kazanması mümkün olmadı. Gezer ne mi yaptı? Kuralda kendine kart göster diyen futbolculara sarı kartını bol bol çıkarırken, elle top kesenleri seyretti. Rakip ceza sahasında çekirge gibi sıçrayıp rakiplerinin önüne yuvarlanan Sinan lehine penaltı çalarken, ceza sahası içinde rakibin kafasının üstündeki topu eliyle indirip uzaklaştıranları seyretti. Başının üstüne sıçrayıp kendisini ezen rakibine isyan eden Semih'in lehine faul çalmak yerine itiraz ediyor diye sarı kart çıkardı."
Sayın Bilgiç'in hakemleri anmadan bir yazısını bitirdiğini hatırlamıyorum. Ona göre Fenerbahçe kötü oynamaz, Zico ve oyuncular hata yapmaz... Tek hata yapan hakemdir... Ama insan bu kadarına da pes diyor... Ya da hiçbir şey demiyor. Susma hakkını kullanıyor. Susuyor... Sustum... Tamam...
Off off! Yeter artık Demirören!
Ben Fenerbahçe maçından sonra "Federasyon gidecek" dedim gitti. Beşiktaş Kulübü başkanı sözünün arkasında durur.(Yıldırım Demirören)
Futbolcular değişmiş, görmedin mi?
Saçma çünkü, 3 gün önce ortaya muhteşem bir tablo koyan takım üç gün sonra eli ayağına dolaşan acemiler mangası gibiydi. Ne değişiyor da böyle oluyor anlaşılır gibi değil.(Ercan Saatçi - Hürriyet)
Hem de çok!
Ayıp oluyor ama! (B.Leverkusen Galatasaray maçı 5-0'ken(İlker Yasin, D Smart)
Hangi maça bakıyorsunuz?
Dakika 58. Skor 4-0. Ama izlediğiniz gibi Leverkusen hala rahat değil, hala Galatasaray'dan çekiniyor, hala oyunun boşluklarına sığınıyor.(Emre Tilev, B. Leverkusen G.Saray maçı, D Smart)
Menajere sor!
Tuhaf kaçan ve "Artık yeter" dedirten bir başka görüntü de Ali Tandoğan'ın kart görmek için her maçta çırpınışı. Tandoğan'a, "Hey ne yapıyorsun?" diyecek kimse yok mu?(Sanlı Sarıalioğlu- Yeni Şafak)
Takma Abi!
Kendimizi kandırmışız.(Turgay Şeren - Akşam)
Gerçekten üzüldün mü?
Çok üzülerek tespit ediyorum ki Karl Heinz Feldkamp şapkadan tavşanı çıkaramadı ve Galatasaray'a kaprisleriyle son 8 senenin en ağır yenilgilerini tattırdı.(Bülent Tulun - Pas Fotomaç)
?????
Sağa Semih, Semih... Aldı önüne baktı kaleye... Vurdu... Goooll, Gol... Semih Şentürk... Aslanım, koçum, bir tanem... Sen busun işte aferim oğlum... Semih Şentürk, Semih Şentürk, Semih Şentürk... Fenerbahçe'nin Asteriks'i oluyor bu gece... Fenerbahçe'nin kurtarıcısı oluyor bu gece... 3-2'i öndeyiz, 3-2 öndeyiz, 3-2 öndeyiz... Dakika 88 işte Semih, işte Semih... Bakın burada vururken Semih... Ve burada gol olduğu anda Şentürk...(Ertem Şener, F.Bahçe - Sevilla maçı , Star TV)
Belirtmek gerek!
Ertem Şener: İlk 45 dakika bitti. Gol istiyoruz Fenerbahçe'den...Halit Kıvanç: Bir dakika... Bir dakika... Araya gireceğim... Gol istiyoruz Fenerbahçe'den... Ama lütfen karşı ki kaleye olsun...
(F.Bahçe - Sevilla maçı, Star TV)
Geçer Abi!
Galatasaray'ın Türkiye Ligi'nde başarısı hepimizin başını döndürmüş. Özellikle benim...(Turgay Şeren - Akşam)
yakantop@gmail.com

Cafe
