28 Şubat 2008 / Perşembe - 12:35







TÜSİAD: İstihdam yaratacak bir sanayi stratejisine ihtiyaç var

      Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ve Merkez Bankası işbirliğiyle başlatılan "Küresel Ekonomiye Entegrasyon Sürecinde Büyüme" başlıklı projenin ilk raporu olan "Türkiye’nin Üretim ve Dış Ticaret Yapısında Dönüşüm: Küresel Makro Ekonomik Yönelimler ve Yansımalar" açıklandı.
      TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi ve Dışişleri Komisyonu Başkanı Haluk Dinçer, raporun açıklandığı "Türkiye’nin Üretim ve Dış Ticaret Yapısında Dönüşüm" seminerinde yaptığı konuşmada, ticari ve finansal küresel entegrasyonda gelinen noktanın, bir yandan yaşanan uluslararası krizlerin sıklığını ve bulaşıcılığını artırırken, diğer yandan da üretim süreçlerini değiştiren önemli bir dönüşüm başlattığını söyledi.
      Rekabetin, ülke çapından uluslararası boyuta taşındığını dile getiren Dinçer, Türkiye’de de Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi ve sonrasında ulusal ve uluslararası düzeyde meydana gelen gelişmelerin, başta dış ticaret olmak üzere ekonominin çeşitli alanlarında önemli dönüşümlere yol açtığını anlattı.
      Son dönemde, ithalattaki artışı sadece enerji fiyatlarındaki artışa veya Türk lirasının değerlenmesine bağlamanın doğru olmadığını da vurgulayan Dinçer, başta Çin ve Asya ülkeleri olmak üzere, üretim üslerine dönüşen gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisine artan ölçüde entegre olmaya başlamasının, küresel ekonomik dengelerde önemli değişiklikler yarattığını söyledi.
      Dinçer, düşük maliyet gibi nedenlerden dolayı, Türkiye’de yerli firmaların rekabet avantajlarını kaybetmeye başladıklarını belirterek, "Örneğin, 2000 yılında ülkemizin en çok ithalat yaptığı ülkeler arasında Çin, 15. sıradayken, 2007 yılı itibariyle 3. sıraya yükselmiştir. Aynı ülkeyle olan dış ticaret açığımız 2000 yılında 1,3 milyar dolar iken 2007 yılında 13,2 milyar dolara çıkmıştır" dedi.
      Bu durumun, rekabet avantajlarını kaybetmemeleri için, firmaları operasyonel faaliyetlerini geliştirme, AR-GE faaliyetlerini artırma ve risk yönetimini iyileştirme gibi unsurları içeren hızlı bir kurumsallaşma sürecine girmeye zorladığını vurgulayan Dinçer, ithalatın hızla artmasına sebep olan diğer bir uluslararası eğilimin de, endüstri içi ticaretin artması olduğunu kaydetti.
     
     TİCARET HACMİNİN KATMA DEĞER VE İSTİHDAMA YANSIMALARI
      Son yıllarda artan ithalat bağımlılığının sadece Türkiye’ye has bir durum olmadığını ve dünya çapında da üretim için yapılan ithalat oranında bir artış görüldüğünün söylenebileceğini belirten Dinçer, aynı eğilimlerin etkisiyle Türk imalat sanayinde önemli ölçekte bir dış ticaret hacmi yaratılmasına rağmen, bu ticaret hacminin katma değer ve istihdam üzerindeki yansımalarının kısıtlı olduğunun görüldüğüne dikkati çekti. Haluk Dinçer, şunları söyledi:
      "Bu durum özellikle 2007 yılında daha belirgin bir hal almaya başlamıştır. 2007 yılının ikinci yarısında yeniden ivme kazanan ithalata ve istikrarlı artışını koruyan ihracata rağmen, imalat sanayinde verimlilik artışının yavaşladığı ve istihdam artışının negatife döndüğü görülmektedir." Dış ticaret hacminde yaşanan belirgin artışa rağmen katma değer ve istihdam yaratma kapasitesinin sınırlı kalmasının, bazı yeni politika açılımlarının gerekliliğini ortaya koyduğunu vurgulayan Dinçer, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak için gerek kamu bazında, gerek işletme bazında kurumsal kültürün yaygınlaşmasını sağlamak gerektiğini, bu atılımı yapmak için ise kayıt dışı ekonominin küçültülmesinin şart olduğunu söyledi.
     
     SANAYİ STRATEJİSİ
      Dinçer, verimlilik ve istihdam yaratma kapasitesinde son dönemde görülen tıkanıklıkları gidermek için, sektörlerin rekabet güçlerini yükseltecek, ihracat kapasitesini artıracak ve istihdam yaratacak bir sanayi stratejisine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
      Verimlilik artışlarının kısıtlı kalmasındaki en önemli engellerden birinin AR-GE teşvikleri sorunu olduğunu ifade eden Dinçer, "AB ülkeleri 2002 senesinde Madrid’de bir deklarasyona imza atarak milli gelirin yüzde 3’ünü AR-GE’ye ayıracaklarını taahhüt etti. Türkiye’de şu anda yüzde 0,7 olan bu oranın 2010 senesinde yüzde 2’ye çıkarılacağını taahhüt etti. AR-GE faaliyetlerinin desteklenmesi hakkında kanununun bu hedefin yerine getirilmesine imkan sağlayacağını umuyorum" dedi.
      Dinçer, dış ticaret açığı problemini hafifletecek ve rekabet gücünü artıracak bir diğer adımın ise enerjide arz güvenliğinin sağlanması olacağını belirterek, ulusal ve uluslararası projeksiyonlara göre, Türkiye’de enerji arzının en geç 2009 yılı itibarı ile enerji talebini karşılayamayacak hale geleceğini söyledi.
      Gelecek 25 yıl içerisinde dünya enerji tüketiminin yüzde 50’nin üzerinde artacağının tahmin edildiğini dile getiren Dinçer, "Bu tahmin, sürdürülebilir, rekabetçi ve güvenilir enerjinin sağlanmasını, tüm ülkeler için çok önemli kılıyor. Bu çerçeve, Türkiye’nin çok boyutlu bir enerji politikasına sahip olmasını gerektirmektedir. Bu politika, enerji kaynaklarını çeşitlendirmeyi, enerji sektöründeki liberalizasyon sürecini hızlandırmayı ve kamu-özel sektör diyaloğunu güçlendirmeyi içermelidir" diye konuştu.
     







     
Yorumlar (5)

Akp için

sadece iş adamı ve zengin önemlidir

[15:29 - Hep magdur halk]   yazarın tüm yorumları


Zor işler yorgunken yapılamaz !!

AKP iktidarı YORULDU !! Bunları yapması mümkün değil. . . . ŞİMDİ BELEDİYE SEÇİMLERİ ZAMANI . . . Kömür , Pirinç, Makarna DAĞITIMI . . .

[13:41 - MeSever]   yazarın tüm yorumları






© Copyright 2008 Milliyet.