
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Şehit haberi vermek...
O sahneyi asla unutamayız, eğer siz seyretmediyseniz, sakın hayıflanmayın, keşke ben de görseydim, demeyin.
Televizyon seyredenler, gazetelerde fotoğraflarını görenler hemen hatırlayacaklardır.
Bir anneye harekâtta şehit düşen oğlunun haberini vermeye gelmişler. Kadıncağız evinin kapısının önünde bir kalabalık, bir de "asker" görünce, Güneydoğu'da savaşan oğlunun geldiğini sanıyor, askerin kepini eliyle kaldırıyor, yüzüne bakıyor, o değil, hayır, oğlu değil, İbrahim değil!
Gerisini yazmaya gerek var mı, ya da kim yazabilir, annenin o duygularını kim kâğıda dökebilir?
* * *
ŞEHİT haberi vermek...
Tanrı yazdıysa bozsun, böyle bir kaderi yaşamaya kimseyi mecbur etmesin...
* * *
GÜNEYDOĞU'DA bir apartman; daireler askeri lojman, karşılıklı iki dairenin erkekleri cephede PKK ile savaşıyor, eşleri çocuklarıyla lojmanda yaşıyorlar, kapı komşusu olmanın sıcaklığıyla...
O sabah lojmanların nizamiye kapısından bir siyah otomobil, arkasında cankurtaran girdi. Siyah arabadakiler nöbetçiye bir şey söylediler. Genç kadının yüreği hopladı, araçlar gelip onların apartmanının kapısında durdu. Sonra, arabadakiler merdivenleri çıkmaya başladılar. Dairenin kapısındaki gözetleme dürbününden baktı, karşı dairenin kapısını çaldılar. Zilin çalınmasıyla bir feryattır koptu, en iyi arkadaşı katıla katıla ağlıyordu. O da yere çöktü, Allah'ına şükrediyordu, Aydın'ına bir şey olmamıştı.
* * *
İKİ dakika geçti geçmedi, onun kapısını çaldılar, karşı daireyi yanlışlıkla çalmışlardı, ondan sonrasını hatırlamıyordu; kapıyı kırmışlar, onu hastaneye kaldırmışlar, çocukları dayıları okuldan almış.
* * *
GENÇ kadın o iki dakikayı hiç unutamaz, vicdan azabı çökmüştür içine, kendi kocasına bir şey olmadığını sandığı o iki dakikadan hep utanmıştır, utanacaktır. Anlatırken "Bencillik işte, Aydın'ım gitmiş, ben hâlâ, niye o iki dakikayı yaşadım? diye hayıflanıyorum" der.
* * *
ŞEHİT çavuş İbrahim Doğan'ın annesi Suzan Doğan'ın o gece yaşadıklarını kim unutabilir ki?
Önündeki askerin kepini, oğlu İbrahim sanarak, ya da sanmak isteyerek kaldırışını...
—————-
(x) Güneydoğu'dan Öyküler-II/Hakan Evrensel, Ümit Yayıncılık.
h.pulur@milliyet.com.tr

Cafe