|
 |
|
|
Kadınlar! Hem okuyun hem izleyin
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Oyun okumak da çok keyiflidir... Kimi zaman, izlemekten daha çok heyecanlandırır. Yani bazen bir tiyatro metnini okurken, sahnede izlediğinizden daha çok etkilenebilirsiniz. Roman okumaktan da daha farklıdır.
Çünkü okuduğunuz metnin hem oyuncusu hem sahne tasarımcısı hem de yönetmeni olma şansınız vardır aynı anda! Ama bir yazar var ki oyunlarını hem okumaktan hem de izlemekten aynı keyfi alabiliyorum. Tabii her ikisinde de iyi bir rejiyle...
* * *
Üniversitede öğrenciyken ''Kadın Oyunları''nı okumuştum önce. Sonra ''Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü'', sonra da ''Yüzsüz.'' Bu oyunların yazarı Dario Fo, 1926’da Kuzey İtalya’da Maggiore Gölü kıyısında yer alan San Giano’da doğar. Babası Felice Fo bir demiryolu işçisi, aynı zamanda Sosyalist Parti üyesidir. Fo, daha çok balıkçıların ve kaçakçıların yaşadığı bu köyde ''öykü anlatıcılarının'' öyküleriyle büyür... Sahne tasarımı eğitimi ve mimarlık okuduktan sonra radyo için monologlar yazmaya başlar. 1957’de karısı Franca Rame ile birlikte Compagnio Dario FoFranca Rame’yi kurarlar. Fo ve Rame İtalyan Halk Tiyatrosu geleneğinden ve özellikle de anlatımcı gelenekten yola çıkarak, çağdaş, politik ve dolantıya dayalı güncel bir güldürü anlayışı geliştirdiler. Özellikle 1970’li ve 80’li yıllar Fo ve Rame tiyatrosunun dünyanın dört bir yanında etkin olmaya başladığı yıllardı.
* * *
1970’de yazdığı ''Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü'' bizde 1990’ların sonunda, ''Susurluk kamyon kazası''nın ardından çokça sahnelendi. 1979’da yazdığı ''Yüzsüz'' beni en çok etkileyen oyunu. Yüzsüz, FIAT otomobil fabrikalarının sahibi Gianni Agnelli ile onun fabrikasında işçi olarak çalışan Antonio’nun bir kaza sonucu kimliklerinin karışmasıyla gelişen bir farstır. Fo, oyunlarını komedi diye adlandıranlara ise şöyle diyor, ''Benim oyunlarımı komedi diye adlandırmayın. Çünkü yanlış anlamaya neden oluyor. Ben ‘fars’ demeyi yeğliyorum. Bugün komedi dedikleri şey çok eski zamanlardaki isyankar ruhunu yitirmiştir. İsyankar ve kışkırtıcı olan ‘farstır’. Düzen komediye yönelirken, halkın tercihi daima ‘fars’tan yanadır.''
* * *
''Kadın Oyunları'' ise, Fo ve Rame’nin 1977’de birlikte oluşturduğu bir metindir. Tek kişilik 11 kadın oyunundan oluşur. Tecavüz, Yalnız Kadın, Eve Dönüyorum, Dans Hocası ''Bant Sistemi'', Akıl Hastanesindeki Bir Fahişenin Monoloğu, Alice Harikaları Olmayan Diyarda, Yarın Olacak, Uyanış, Medea, Ben Ulrike, Bağırıyorum ve Hippi Ana (Uçuk Ana)...
Kadın oyunlarının her biri ayrı bir kadın öyküsü.... İşçi kadın, yalnız kadın, tecavüze uğruyan kadın, akıl hastanesindeki fahişe, işkence gören mahkum kadın, medea, alice, hippi ana....
Oyun okumak keyiflidir demiştim ya, ''Kadın Oyunları''nı tek solukta okuduğumu anımsıyorum. Tek soluk ve hızlı hızlı! Yazarın diline öyle kaptırıyor ki insan...
* * *
1997 Nobel Ödüllü Dario Fo’nun ustalığı, yazdıklarının evrenselliği ile de kendi kendini destekliyor zaten. Yirmi yıl önce yazılan ''Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü'', ''Yüzsüz'' bugün anlamını sahnede bulabiliyor. ''Kadın Oyunları'' da öyle. Ki birçok tiyatro sanatçısı hala sahneye taşıyor. Sumru Yavrucuk da bu sanatçılardan biri. ''Kadın Oyunları''ndaki öykülerden olan; bir kadının gözünden, onu mal gibi gören erkek toplumuna keskin bir eleştiri bombardımanı niteliğindeki ''Yalnız Kadın''ı sahneye taşıyor. Yavrucuk bu oyunla, Afife Jale Ödülü’nü almıştı.
8 Mart’ta da İzmir’de Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde olacak. Dünya Kadınlar Günü’nde ''Yalnız Kadın''ı izlemekte fayda var. Hatta ''Kadın Oyunları''nı okumakta da!
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|