Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim    Kurumsal 29 Şubat 2008 / Cuma  
   Milliyet Online    Emlak    Otomobil    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Editörden
Pal Sokağı'ndaki arkadaşlarım


Filiz Aygündüz

On iki yaşlarında olmalıyım. Evdeyim. Annem ve kardeşlerim dışarıda. Salondaki kanepede oturmuş kitap okuyorum. Aklım koridorun sonundaki odada uyuyan Alzheimerlı babaannemde. Beni tanımıyor ama sevgisini unutmuş değil. Hep gülerek bakıyor yüzüme... Son üç yıldır süren bu hastalık yetmezmiş gibi, yeni bir hastalıkla daha mücadele ediyor o sıralarda. Kulağımdan hiç gitmiyor bir ay kadar önce eve gelen doktorun babamla yaptığı konuşma sırasında duyduğum o cümle: "Anneniz mide kanseri... 6 aylık ömrü var..."
Her sabah bir eksiliyor, tuttuğum çeteledeki gün sayısı...
O gün, okuduğum her beş on sayfada bir odasına girip nefesini dinliyorum babaannemin. İçimi rahat ettirecek kadar duyamazsam nefesinin sesini, burnuna dokunuyorum hafifçe; yüzünü buruşturup tepki veriyor hemen... Oh, hâlâ yaşıyor.
Sonra tekrar salona dönüp kitabıma devam ediyorum. Açık mavi, karton ciltli, kısa boylu, kalınca bir kitap bu: "Pal Sokağı Çocukları"...
Onun sadece bir kitap olduğunu söylemek mümkün değil. O aslında Pal Sokağı... Sokağa çıkıp biraz nefes almak için annemin iznine gerek yok. Çünkü ne zaman çok sıkılsam, Pal Sokağı'nda buluyorum kendimi. Sokağın çocuklarına karışıp Kızıl Bereliler ile savaşıyorum. O meşhur 'arazi'leri için yaşadıkları heyecan dolu serüvende canımın acısını unutturuyorlar bana. Boka'nın cesaretine hayran oluyorum; onun kadar cesur olmak istiyorum. Sevdiğim birini kaybetmeye dayanabilecek kadar.
Babaannemin ölümüne beni biraz da Nemecsek hazırlıyor. Önce onun yasını tutuyorum, sonra da doktorun yanlış hesabı sonucu iki yıl daha yaşayan babaanneminkini...
Pal Sokağı'nın bütün çocuklarına ama tabii özellikle Nemecsek ve Boka'ya teşekkür borçluyumdur.
Sadece çok ağır günler yaşayan 12 yaşındaki bir çocuğa sahip çıktıkları için değil, 'insan olmak' meselesinde çocuk aklımla bir sürü şeyi anlamama yardımcı oldukları için. Bana gerçek dostluğun ne olduğunu öğrettikleri için. Annemle babamın sık sık altını çizdikleri 'onurunla yaşama'yı, ahlaklı olmayı, çocuk sözlüğündeki kelimeleri kullanıp iyiden iyiye ete kemiğe büründürdükleri için... Ve daha bir sürü şey için.
Okumadıysanız, henüz geç kalmış sayılmazsınız; her yaşın ve her zamanın kitabı çünkü...
Bu arada 2007, o şahane çocuklarla tanıştığımız kitabın 100. yılıydı. Bütün o yukarıdaki hikaye, onların anısınadır. Yapı Kredi Yayınları, bu yıldönümü sebebiyle "Pal Sokağı Çocukları"nı yeniden yayımladı. İlerleyen sayfalarda kitapla ilgili keyifli bir yazı okuyacaksınız. Sadece "Pal Sokağı Çocukları" da değil, tıpkı onun gibi hayatınızı kolaylaştıracak, yıllar sonra, ellerinin sıcağını avuçlarınızda hissedeceğiniz kahramanlarla tanışacağınız çok sayıda kitap var yine bu ay Milliyet Kitap'ta... Galiba kitaplar biraz da bunun için... Kitap ekleri de...
Ne var ki, bu ay bir eksikle çıkıyoruz. Şiir eleştirmenimiz Mehmet H. Doğan geçen ay geçirdiği kalp krizi nedeniyle 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde tedavi görüyor. Yazarımıza acil şifalar diliyoruz, kendisini bekleyen okurlarla ve şiirlerle birlikte...
Kitabınız bol olsun.




KITAP
 Tarihinden edebiyatına... ALEVİLİK
 Pal Sokağı'ndaki arkadaşlarım
 Türk şiirinin iki abidesi
 Kırık aynalar
 Hayalet diller
 Budapeşte'nin onurlu çocukları
 Efendilik ile köylülük arasında
 Bu romanda herkes kahraman
 John Steinbeck'i yeniden okumak
 Bilge Karasu'yu keşfetmek
 Hesaplaşma nasıl bir şeydir?
 Öbür sayfa: Prens Sabahaddin
 Yuvaya dönüş
 Çılgınca bir serüven
 Kitap vitrini





© 2006 Milliyet