Unutulmayacak olan ne?
Spiker bütün gücüyle bağrıyor. Unutulmaz maçlardan biri oluyor diye... Son dakika, spiker yine tekrarlıyor. Unutulmaz maçlardan biri oluyor diye. Acaba neyi kastediyor? Türk futbolunun şu anki agresifliğini, saldırganlığını mı, yoksa teknik açıdan unutulmaz bir maç olduğunu mu?
Ne tesadüf aynı anda yabancı bir ülkede de bir derbi maçı var. Bir bizimkini, bir onlarınkini seyrediyoruz. Orada da sarı kartlar, kırmızı kartlar ve hatta son dakikada verilen çok şüpheli bir penaltı var. Ve penaltı atan takım kazanıyor. Şimdi herhalde bunları neden anlatıyorsun diyeceksiniz. Ne sarı kart, ne kırmızı kart, ne haksız penaltı... Oyuncular adeta bir disiplin içindeler. Hakem karşısında hazırol vaziyetinde duruyorlar ve o kırmızı kartı gösterip çık deyince de kuzu kuzu sahayı terkediyorlar. Hır çıkarmadan!
Ya bizde... Anlatmama lüzum var mı? Şimdi çarşaf çarşaf yazan alim teknik adamlar, renklerine göre hakemi veya oyuncuları azarlayacaklar. Ayıklayacaklar. Belki de bazen haklı bile bulacaklar. Taa ki gelecek maça kadar. İşte o kadar değişen bir şey yok. Önümüzde Avrupa Şampiyonası var. İçinizde bir korku doğmuyor mu? Böyle disiplinsiz, yumruklu, hiddetli oyuncular acaba bizi yine ofsaytta bırakırlar mı diye? Çünkü bu işler artık alışkanlık haline geldi. Huylu huyunda vazgeçer mi demez misiniz?
Otorite boşluğu
Futbolumuzda bir otorite boşluğu olduğu muhakkak. Avrupa'daki futbolcular bizimkilerden farklı yapıda değiller. Ama yapacağı her falsolu harekette, toplumdan, federasyondan ve hatta kendi seyircisinden dışlanacağını biliyor.Bütün mesele burada. Ama biz hala hislerimizle, taraf tutmakla ve federasyon masalları ile düşüp kalkıp oyalanıyoruz. Buna seyirci de, hakem de, basın da katılınca iş kakafoniye, pardon kakafutboliyeye dönüşüyor. Herhalde en kısa zamanda bir biline danışmak gerek.
faksoy@milliyet.com.tr

Cafe
