Galatasaray usulü tek vücut olmak
Galatasaray Başkanı "tam yetki verdiğim futbol şubesi adına Galatasaraylılardan özür dilerim" dedi.
Futbol şubesinin başkanı cevap bile vermedi.
***.
Sonra futbol şubesinin başkanı, başkan adayı oldu.
***
"Beceremediklerim beceremeyeceklerimin teminatıdır " gibi bir laf var mıdır bilmem?
Yoksa da, şimdi var.
***
Galatasaray'ın Divan Başkanı da başkan adayı.
Galatasaray Kulübü başkanı "herhalde çekilecek, aksi halde söyleyeceklerimiz olacak" dedi.
***
Divan başkanı Radyospor'da, bir diğer başkan adayı için "onunla anlaştım listemde" dedi.
O başkan adayı hemen açıklama yapıp yalanladı, "Anlaşmadık"...
***
Divan başkanı da bir açıklama yaptı "niye böyle söylediğini anlamadım, anlaşmıştık halbuki"
***
Özetlersem...
***
Galatasaray'ın büyük sahnesinde şu anda kulübün başkanı, futbol şubesinin başkanı, divanının başkanı ve başkan adayları var...
Büyük başlar...
Birbirleriyle araları buzzzz gibi.
***
Kulübün ikinci başkanı da bir tv programında "kenetlendik hiçbir sorun yok" demişti.
Ve ilave etmişti
"Hiç olmadığımız kadar iyi anlaşıyoruz birbirimizle".
***
Maaşallah,
Allah nazardan saklasın.
***
Kendi kulübünde olan bitenden ikinci başkanın da haberi yok.
***
Haberiniz olsun..
***
Ve...
Büyük başlar böyleyse...
Baş böyleyse...
***
Hala "kongreye tek vücut gidiyoruz" diyorlar.
Nasıl oluyorsa?
***
Ve...
Bazı liseliler beni mahkemeye verecekmiş.
"Galatasaray çoktaaan üniversite olmuş. Hala lise yönetiyor, tabii yönetemiyor." demiştim... Bir şeyler daha da demiştim...
Biliyorsunuz.
Alınmışlar.
***
Son bir şey...
Diyen Mehmet Barlas'dı...
Ben ondan araklamıştım.
***
O'nu da mahkemeye vermeyi unutmasınlar.
O da cezasını çeksin.
Kutsal ittifakSonda söyleyeceğimi bir de başta söyleyeyim.
Alt tarafı bir maçtı...
Hakemin "bu maçın içine ettiğini" kabul edelim.
Öyle olsun,
Yine de...
Alt tarafı "bir hakemin içine ettiği bir maçtı".
Hepsi hepsi bu kadar, daha fazlası değil.
***
Ali Aydın'ın ipini Özhan Bey çekmişti.
Cüneyt Çakır'ınkini de Nihat Özdemir çekti.
"Bu tip hakemler silinmeliydi Türk futbolundan".
***
Bir arpa boyu ileri gitmemişiz.
Maalesef.
Çok klasik oldu ama...
Olsun.
Herkes anlasın...
***
Cüneyt Çakır herkesi kurtardı.
Ne Zico'nun 11'e 11 çaresizliği, ne Kalli'nin 11'e 9 acizliği...
Ne sahanın yetersizliği...
Ne de futbolcuların hakeme sarmaları...
Hatta sarrrmaları...
Hepsi unutuldu.
***
Birinin değeri 100 milyon euro,
Herkesi almış...
Bir tek santrafor alması lazım, bir tek onu almamış.
Dünyanın en zengin 25 kulübünden biri.
Diğerinin en verimsiz futbolcusunun maliyeti 25 milyon euro...
İlk senesi de 10 milyon.
Borcu da 200 milyon...
Küsürü de var.
***
Küsür dediğim de 40 milyon filan...
Üstelik onun da küsürü var..
***
Sulandırmayalım...
***
Bir Sivas, bir Kayseri ikisinin de bombasını patlatmış.
Bülent ve Tolunay hoca, iki teknik direktörü madara etmiş.
Sinirler bu yüzden bozuk.
***
Hepsi bir ağızdan hakeme bulaştı.
İkisinin herhangi bir konuda bu kadar anlaştığı görülmüş mü?
Hayır...
***
Esas Kutsal İttifak bu işte...
***
Hakem bütün defoları gizledi.
Teşekkür edeceklerine...
***
Herkes içindekini boşaltıp evine, sıcak yatağına gitti...
Hem mutludurlar, hem de huzurlu.
Ya "o garibim"
Kimin umurunda?
***
Kulübünün hakkını koruyan yönetici modeli, hakkının yendiğini zanneden milyonlar yaratıyor...
Yöneticinin suratındaki gerginlik milyonlara böyle yayılıyor.
Sokaklara da...
Ve..
Hakları yok buna.
Haklı bile olsalar.
***
Aynı hakemin yönettiği bir Galatasaray-Fenerbahçe maçında Fenerbahçe 4-0 yenmişti.
Aynı hakemi Fenerbahçeliler övmüş, Galatasaraylılar da sövmüştü.
***
Bir sevgilim vardı.
Zırt pırt "seni seviyorum" derdi. Sonra ilave ederdi.
Bu gün, bu saat, bu dakika yani...
***
Cüneyt Çakır ülkenin 2 numarasıymış...
O bile böyleyse...
***
Kapatalım mı MHK'yi?
***
Cüneyt Çakır ince, zayıf, temiz yüzlü...
Bir standart tutturmak istedi.
Tutturamadı...
Futbolcular adam yerine koymadı onu.
Ne kaale alan oldu, ne ciddiye...
14 sarı, 4 kırmızı.
Otoriteyi böyle sağlamak zorunda kaldı.
***
Daha mı iyi oldu...
***
Yıllardır hakem hocaları hakemlere "gördüğünü çal" derler, "sonra Avrupa'ya çıkınca elalem gözümüzün yaşına bakmıyor."
***
Çakır öyle yaptı, yandı.
***
Artık hiçbir hakem gördüğünü çalamayacak.
Kendi yorumunu bir fırt bile geliştirmeyecek.
***
Alt tarafı bir maçtı...
Alt tarafı "bir hakemin içine ettiği bir maçtı".
Hepsi hepsi bu kadar, daha fazlası değil.
Uzatmayın.
Ve...
Tabi bence...
Bilgin'den...
Avrupa'nın en iyi akademilerinden birinde dekorasyon (bizdeki iç mimari)okuyordum.
Floransa'da....
Evlendim.
Karım evi ben yapacağım dedi, sen anlamazsın.
***
Bir koltuk bile koyamadım.
***
Kendi karısı bile inanmazsa adama...
***
Sonra ilk işimi aldım.
Bir hanın dış yüzünü yapacaktım.
Ailedeki herkes karıştı.
Kimi rengine kimi desenine, kimi de başka bir yerine...
Yetmedi.
Ailenin oğlu dedesini rüyasında gördü dede "mozaik yapın yarısını" dedi.
Ölmüş dede bile karıştı...
Yarısını mozaik yaptık...
***
Son işim oldu...
***
"Bu ülkede bir daha dekorasyon yapan Bilgin'i ben filan falan yapayım..." dedim..
***
Ne zaman o hanın önünden geçsek yanımda kim varsa, "bu binayı bu hale kim getirmiş, ne ayılar var etrafta" diyorlar.
Susuyorum.
***
Nerden bulaştın bu işlere diyorsunuz.
İlk başlangıcı böyle oldu.
Rüya, hayal, kabus
Ümit Karan, "eşim rüyasında gol attığımı görmüş, golümü ona hediye ediyorum" dedi.
Genelde golcü eşi rüyasında kocasının gol attığını görüyor.
Bek eşleri de kocalarının kavisli bir gol ortası yaptığını...
Herhalde...
Stoperin eşi kocasının kale içinden "gol" çıkarttığını görüyordur.
Kalecininki de eşinin penaltı kurtardığını...
Filan falan...
***.
Küçük bir ayrıntı belki ama...
Rüya değil bunun adı.
Hayal.
Hayal ediyorlar her maç öncesi.
***
Ümit'in eşi rüyasında Hakan Şükür'ün gol attığını görürse adı rüya olur o görülenin..
Ya da Hakan'ın eşi Ümit'in gol attığını...
***
Mesela ikisi birden Nonda'nın gol attığını görürse de, kabus olmalı adı...
Herhalde...
Ve...
Tabii bence...
bilgingokberk@mail.com

Cafe
