
|
|
|
 |
|
|
KRock kapandı
Radyoyu seviyorum. Hatta "Boyalı Kuş" diye bir program da yapıyorum. Yaklaşık dört yıllık bir mazisi var programın. Son olarak KRock'ta bizim Okan (grubun alet edevatı ondan sorulur, bir de "Gitarist" diye programı vardır) ile yeniden başladık. Bir beş ay kadar gitti. Güzel bir ortam, sakin bir saat diliminde çaldık. Perşembe günü haberi geldi. Kapatılmış radyo. Türkiye'nin tek rock radyosu. Yani dinleyicinin "Rock müziği" dinleyeceği tek radyo yok artık.
Hakan Emren'in çocuğuydu, her şeyiydi gerçekten. Kablosundan, vericisine bir müdür gibi değil, işçisi gibi çalıştığını ben biliyorum. Sorun değil, Hakan her yerde her zaman bu profesyonellikle iş bulur. Ama bu başka bir şeydi. Özel bir radyoydu, çünkü rock vardı, gönül vardı. Hep öyle denir ya bir gün belki başka bir yerde buluşulur.
Bu radyonun özelliği kaliteli yayınıydı. Bu kalitede bir daha başka bir rock radyosu dinlenecek mi bilemem. Bu arada kapatılan diğer iki radyonun da çalışanları gözyaşları içindeymiş. Onlar da emek verdiler uğraştılar.
Törkiş televiyjın
Acun kardeşimizi saldılar ortaya, mevlam kayıra. Sabah akşam, habire yarıştırıyor. Etinden sütünden durumu, reytinge çevireceğim diye uğraşıp duruyorlar. "Binbir Gece" Acun'un yarışmasını geçmiş. Her gün her gün de birinci olacak hali yok. Hatta giderek bir düşüş de gösterebilir. Ama dedim ya, biz hiç bir zaman işi tadında bırakmayı keyifli olmayı bilemiyoruz. Televizyon da böyle.
Yalap şap yapıyoruz. Şimdi Acun var ya, oh kanalın müdürü rahat. E, Acun da "Yahu bir sene sonra ne olacak?" diye düşünmüyor. Bu biter, başka bir şey bulunur. Mantık bu bizde. Parayı kazanayım da ne olursa olsun. "Törkiş kapitalizm" dedikleri bu. "Sana ne?" diyebilirisiniz. E, biz de bundan ekmek kazanıyoruz. Böyle yazacak birilerinin olması da o paraları harcayacak birilerinin olması gibi elzem bir durum. Bilmem anlatabildim mi?
Esemaleri okunmuyor!
Moda oldu ya yarışma... Peki kaç kişi hatırda? Tamer Karadağlı, Şoray Uzun kardeş, Hasan Kaçan kardeşimiz, Ahmet Çakar büyüğümüz, şimdi de Erman Hoca geliyor. Aaa şey vardı bir de Behzat Uygur. Ne oldu "Singing Bee" oldu... Bilgi yan cebimde, "Benim memurum işini bilir" kuşağı, "Bas bas paraları Leyla'ya" durumu. Arada da medyatik hastalık olan lösemi filan da sos olarak gözyaşlarımızı döküveriyor o kadar. Erman Hoca da bana göre seneye yine "Maraton"da devam eder. Eh Allah bin bereket versin!
Reha Muhtar geliyor
Kanal 1'de bir göründü. Bir baktık birden yok oldu. Medyatava'da okudum. Meğer yenileme yapmış. Bu arada boş durmamış, bir de yarışma hazırlamış Show TV'ye... "Yalan Makinesi"ne bağlama ile alâkalı. Bizim Yalçın Çakır Flash TV'de yapmıştı. Tabii Show TV'deki mutlaka şaaşalı olacaktır. Vallahi merakla bekliyoruz her iki programı da...
Hatip olmak
Televizyon öyle bir meret ki, insanlığı alıp götürüyor. Adam bilgili, adam çok iyi, adam vergisini kuruşu kuruşuna ödüyor, adam çalışkan; habire üretiyor, hiç önemli değil. O size sunulan zaman dilimindeki televizyon gösterisi bütün bunları bir kenara itiyor. Tanımam etmem, Sabih Kanadoğlu'nu "Genç Bakış"ta izledim. Tabii gazetelerden takip ediyoruz kendisini. Hukukçuluğu konusunda yorum yapamam haddim değil. Ama öyle bir anlatıyor ki, öyle bir savunuyor ki görüşünü ODTÜ'nün salonunda çıt çıkmadı. Hangi salonda konuşsa çıt çıkmaz.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|