
|
|
|
 |
|
|
TRT sansürü mü?
TRT, pazaresi akşamı yayınlayacağını duyurduğu "Sınırlar Arasında" programının Abhazya bölümünü ekrana getirmedi. Onun yerine daha önce yayınlanan Ürdün dosyası ekrana geldi. Benim duyduğum, bu kaseti Dışişleri'nin yayınlanmadan önce izlemek istediği, kasedin zamanında gönderilmediği ve bu yüzden o bölümün şimdilik rafa kalktığı. Ama metnin 20 gün önce kuruma yollandığı da söyleniyor. Yani bu dosyanın yayınlanacağı günler öncesinden biliniyor. Ne hikmetse meşhur kaset Dışişleri'ne bu süre içinde gidemiyor.
Bu program her zaman sorun olmuştur TRT'de, ama en çok izlenen programlar içinde de yerini korumuştur. Nitekim yeni genel müdür de programın devamını istemiş ve sözleşme yenilenmiş. Ama anlaşılan iş, genel müdürde bitmiyor.
"Namuslu" filmi gibi
Ahmet Çakar'ı gerçekten şimdi tebrik ediyorum. Hiç farkında değildim olayı izleyene kadar. Show TV Spor Müdürü Aybars Hünalp aradı, "Ahmet Çakar'ın bikini olayı" ile ilgili benden kısa bir görüş alacaklarını, hangi gün kamera yollamamı istediğimi sordu. Söyledim. O gün geldi kamera ve beş dakika kadar bir şeyler söyledim.
"6 Pas" yayın gecesi ise olayın bir nevi ünlü Şener Şen'li "Namuslu" filmi olduğunu gördüm. Hani şu meşhur sahnesi vardır ya, bütün milleti toplayıp oynatır. Aynen durum böyle. Basınımızın (ben de dahil tabii ki!) değerli kalemleri bikini üzerine çeşitlemeler yapıyor. "O bir deha" diyeni var, "Yahu adam kafa buldu ciddiye almayın" diyeni var, "Selülitlerini aldırsın da sonra giyinsin" diyeni var, hatta Demirel ile ilgili bir hikaye anlatıp olayı buraya bağlayanı da var. Resmen çıkmışız masaya oynuyoruz, Çakar da bizi izliyor.
Aaaa Çengelköy salatalığı gibi bir olay. Kendi halime güldüm, diş eksik, "sısı" diye ne dediğim anlaşılmıyor. Sonra, öyle ciddi ciddi cümleleri hazırlayıp çok büyük laf ettiğini sananlara da güldüm. Ve dedim ki, "Hocam sen büyüksün, helal olsun!".
Sorular muhteşem!
Reha Muhtar yeni bir hamlede. "Doğruların Zamanı"nda yalan makinasına bağlanan "korkusuz vatandaşlar" acayip ve egzantrik sorularla karşılaşacaklar. Mesela; "Şu anda evlilik dışı bir çocuğun olmadığından emin misin?" gibi. Ve yarışmanın sloganı; "Dürüstlüğün para kazandırdığı tek yarışma". Tabii şöyle olayları da beklenmekte fayda var. Benzer soruların makinada "hayır, yalan söylüyor" demesi ile ortalığın karışacağı bölümlere hazırlıklı olmak da gerek!
Şarlo ve Nasrettin Hoca
TV8'de yayınlanan "Hayat Deyince" programında Sunay Akın bilgi dağarcığındakileri ne güzel de bize sunuyor. Bir gün Türkiye'de tüm ülke, radyolarının başına geçmiş; 7 Aralık 1942.
O gün dünyanın en büyük sinema oyuncusu Türkiye'nin Sesi Radyosu'nda konuşacaktır. Ve o an gelir. Spiker soruları sorar. Tercüman aracılığı ile o ünlü oyuncu cevaplandırır. Sonunda "Bir mesajınız var mı?" sorusuna ünlü oyuncu "Size bir Nasrettin Hoca fıkrası anlatacağım" der.
Komşusu Hoca'nın kapısını çalar ve eşeğini ödünç ister. Hoca vermek istemez. O sırada ahırdan eşeğin anırması yükselir. Komşusu "Hoca utanmıyor musun yalan söylemeye" der. Hoca "Be adam, benim lafıma mı inanacaksın yoksa eşeğin anırmasına mı?" diye cevap verir. O ünlü oyuncu sözü şöyle bitirir; "İnsanlık karar versin. İnsanların sesini mi dinleyeceğiz yoksa eşeğin anırmasını mı?"...
Ve o ünlü oyuncunun bu lafı Vatan Gazetesi'ne manşet olur. Sonra ne mi olur?
Gazete toplatılır ve iki ay da yayın yasağı gelir...
Bu ünlü oyuncu Şarlo, yani Charlie Chaplin'dir.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|