
|
|
|
 |
|
|
Piyasada 640 oyuncu var
Şu an 64 yerli kanalın olduğu ve her dizinin ortalama 10 ana karakter oyuncu ile gittiği düşünülürse, yuvarlak hesap yayınlanan dizilerde 640 oyuncu oynuyor. Büyük bir rakam. Cast ajansı sahipleri her yıl genç oyuncuların bu kervana katıldığını vurguluyor.
Yılda 50 genç oyuncu
Piyasanın önde gelen cast ajansları konservatuvarlar (Devlet Konservatuarı'nın yanı sıra üniversiteler bünyesindeki tiyatro bölümleri) ve özel okulların her yıl piyasaya genç yetenekleri sürdüğünü vurguluyor. Piyasaya girenlerin büyük bölümünün de küçük rollerden başlayarak yükselme şanslarının olduğunu söylüyorlar. Bu, yaklaşık yılda 50 ile 60 arasında yeni oyuncunun sektöre dahil olması anlamına geliyor. Ve artık yeni kıstas sadece yetenek değil. Eskiden estetikten önce oyunculuk geliyordu. Şimdi kızlarda güzellik, erkeklerde yakışıklılık ön planda. Bu gerçeği en tutucu tiyatro bölümü öğretim üyelerini bile kabul ediyor.
Starlık bitti
Star bir oyuncu bulunur, dizi tutar olayının bittiği söyleniyor. Seyirci hem inanmak, hem de yeni isimleri görmek istiyor. Halil Ergenç, Saadet Işıl Aksoy ve Bergüzar Korel yeni kuşak starlar olarak vurgulanıyor. Bu isimlerin ikinci rollerden başlayarak buraya geldiği bu sayının daha da artacağı söyleniyor.
Hangi özel okullar?
Cast piyasasının önem verdiği iki okul var; Müjdat Gezen ve Şahika Tekand'ın okulları (Studio Oyuncuları). Bu iki okula mutlaka sınav ile öğrenci alındığı diğer bazı özel okullarda ise bunun olmadığı belirtiliyor.
Özerk TRT
Şu günlerde yine TRT, "iktidar yanlısı" olmakla eleştiriliyor. Konu kurumda iktidara yakın isimlere program yaptırılması. Emre Kongar söylüyor; "Süleyman Demirel sırf TRT'yi denetleyebilmek için iktidarı istediğini ifade etti". Yani böyle bir olaydır TRT.
TRT'nin web sitesindeki TRT kronolojisini açın, orada nereden nereye nasıl gelindiği, nasıl denir kendileri tarafından anlatılmış. 61 Anayası'nın 121. maddesi ile özerkliğe adım atan TRT, tam kendine gelirken 12 Mart Muhtırası ile bugünlerin başlangıcına adım attı.
1488 sayılı yasa ile özerklik kaldırıldı ve "tarafsızlık" diye soyut bir kavram getirildi. Bütün olay, yönetim kurulu seçimindeydi. Ve bu yasa ile işte o özerklik bitirilmiş oldu.
1982'de ise 2954 sayılı yasa ile kurula meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, sanat bilim kurumlarının temsil hakkı tanınmadı (halbuki 359 sayılı yasa bu konuda daha müsamahalıydı!).
Şimdi iktidarların istediği; üyelerinin seçildiği bir yönetim kurulu, sonuçta iktidarın borazanı olan bir TRT var. Ama buna hiç bir siyasi parti itiraz etmiyor. Çünkü, iktidar bir gün kendilerine gelince "E, biz faydalanırız" diye düşünüyor.
İki durum söz konusu; iktidarlar bizde hep sağ cenahtan olmuşutur biraz CHP'ye koklatılmıştır... Bir İsmail Cem dönemi hatırlanır. Koalisyonlar TRT'nin iktidar yanlısı tutumunu bir nebze olsun yumuşatmıştır.
Tek parti devrini yaşıyoruz. Bu ortamda TRT bir nevi Emre Kongar'ın Süleyman Demirel nezninde çizdiği durumdadır. Ama bazı arkadaşlar "Yahu niye kızıyorsunuz. Her devrin iktidarı kendi gazetecisine program yaptırmıştır bunda şaşılacak bir durum yok" diye yazıyor. Şaşılacak durumu, bunu kabullenip bir şekilde "E, siz de iktidara gelince sizin gazetecileriniz TRT'ye çıkar" demeye getirmeleridir. Acı olan, kara mizah olan bu durumdur.
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|