Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Mayıs 2008 / Salı  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
ATV | CINE-5 | CNBC-E | CNN-TÜRK | KANAL 7 | KANAL D | LİG TV | NTV | STV
SHOW | STAR | FOX | TRT 1 | TRT 2 | TRT 3 | TV 8 | HABERTURK
DIGITURK COMEDYMAX | DREAM TV | DISCOVERY CHANNEL | KANAL 24
Haber sineması


Önce operasyonlar... Kamplar bombalanıyor o esnada ekranda puslu siyah beyaz görüntüsü. Kobra helikopterleri, komandolar... Havaya uçurulan kamplar, dağıtılan örgüt... Sonra şehit cenazeleri ardı ardına şehir şehir... Sonra bir sessizlik. Yok değil, sonra "Şampiyon Galatasaray" haberi var. Ya da "keder" ile "sevinci" dengeleme adına bir süt liman başlık ve görüntü....
Günlerce günlerce türbanlı kadın görüntüleri yer almıştı ana haber bültenlerinde. Boydan, yandan, yakından, uzaktan, profilden... "Çocuklar gidin bol bol sokakta türbanlı kadın çekin" mi demişlerdi? O zamanlar kamplar bombalanmıyor, kobra helikopterler uçmuyordu! Cenazeler de yoktu. Sonra ne oldu? Baskınlar, şehitler, silahlar, kamplar... Şimdi bir haftadır makineli tarakası, 190 knot hızında helikopterin 2.75 inç roketinin görüntüleri ve bayrağa sarılı tabutlar...
"Kısa bir ara, yine burdayız" diyor enkırmen... Reklamlar var. Sonra filmin sonu geliyor... Haberler bir sonraki güne yine yeniden hazırlanıp ayıklanıp, temizlenip, soğana yatırılıp bizlere sunulmak üzere dolaba yerleştiriliyor....

Törkiş dublaj
Gerçekten bir tesadüftü. O kadar filmin arasından, o kadar dublaj cümlesinin içinden bu cümlenin bana denk gelmesi bir lütuftu galiba. Aşkta kazanamayanlara sunulmuş bir lütuf diye düşündüm! Digitürk Goldmax sinema kanalında Robbie Willams'ın başrolünü oynadığı "Cennet Kulübü" filmine takılmıştım. Yani seyretme niyetinden çok, kumandanın oraya takılması ile ilgili bir durumdu. Birden şöyle bir cümle yayılıverdi çapak dolu güzelim çekyat kanapenin üzerine; "Siz ne kadar güzel anlaşıyorsunuz. Karagöz ile Hacivat gibi". Amerikalı senarist sanırım "Traditional Turkish shadow puppet theatre" sendromuna yakalanmış olacak. Ya da çeviriyi yapanların çocuklukları gölge oyunu izlemekle geçti!

Değişim
İki sözcük aslında bizim kafa karışıklığımızın da özeti olmaktadır; değişim ve Türkiye'nin şartları.
Habertürk'te "Basın Kulübü"nde bu hafta Abdüllatif Şener konuk oldu. Konu değişime geldi. "Aynı düşünceleri savunmamak" denildi. "Ben hem Nazım Hikmet, hem Necip Fazıl okurum" değişimcilerinden Sayın Şener. Böyle bir değişim yaşayan kategori mevcut bizde. Soru soran gazeteciler arasında Mehmet Tezkan (Vatan Gazetesi) vardı; "Değişim ile kulvar değiştirmek arasında fark olduğunu" söyledi.
Cep telefonu. Escada'da ya da Emillio Pucci eşarbı ve Gucci güneş gözlüğü ile arz-ı endam eden türbanlı kadınlarımız değişimin simgesi olarak kabul edilmişlerdir. Değişim, sürekli dev alışveriş merkezi yapmak ile de özdeşleşmiştir sonra. Ama bir değişmeyi kabul etmediklerimiz vardır. Ona da şöyle bir kulp bulmuşuzdur; "Türkiye'nin şartları"!

Dilmen ve şartlar
Çok yakın bir örneği bize NTV "Yüzde 100 Futbol" programında Rıdvan Dilmen vermiştir. Galatasaray'ın şampiyonluğunda takımın "Türkiye şartlarını" iyi bildiğini söyledi. Bu forümülü de şöyle açıkladı; "Avrupa maçları ve derbilerde kontrollü oynamak. Türkiye ligi maçlarında ise "önde basmak". Örnek verdi; Galatasaray lig maçlarında önde bastı kazandı ama gitti Schalke'den beş yedi çünkü "kontrollü" oynamadı. Fenerbahçe ise Avrupa'da kontrollü oynadı başarılı oldu ama liglerde önde basmadı. Galatasaray çatır çatır almıştı UEFA'yı... Demek o zaman Türkiye'nin şartları farklıymış! Şartlar böyle Abi... Burası Türkiye yok ööle!

s.kologlu@milliyet.com.tr






  Sina
  KOLOĞLU
Haber sineması

© 2006 Milliyet