
|
|
|
 |
|
|
Nasıl hareketler bunlar?
"Çok Güzel Hareketler Bunlar"... Akılda kalması hayli zor, yani bizim milletin kafasının basması için "zorlanacağı" bir program adı. Ama işin içinde Yılmaz Erdoğan olunca böyle buluşları normal karşılamak lazım. Bizim "Bulutsuzluk Özlemi"ni millet öğrenene kadar 20 yıl geçmiş!
BKM'nin üç yıl boyunca çalıştırdığı gençler. Nasıl bir şey peki? Skeçlerden oluşan parçalı bir format.
Gidişat şöyle olur, BKM'nin yeni projesi olarak ticari hayata atılır. Gayet iyi bir pazarlama mantığı. Kanal D gibi bir kanalda bir şekilde tanıtımın yapılmasından daha büyük reklam mı olur?
Yani bir nevi "Komedi Dükkânı" olayı olacak... Peki işler nasıl?
Çalışılmış, çok uğraş ve emek verilmiş. En zor iş komedi. Hele televizyonda. Her espriyi yapamazsın. Milleti güldürmek için biraz tabii "entel seviyeyi" aşağıda tutacaksın filan. Mesela "Bilinçaltında kalanın canı çıksın" iyi düşünülmüş, komik ile hüznü çok iyi bağlamış, sergilenen örnekler arasından bana göre sıyrılan bir skeçti. İlerleyen haftalarda daha yaratıcı örneklerle karşılacağıma inanıyorum.
Yılmaz esprileri!
Oyun başlamadan bir nevi ufak çapta "Yılmaz Erdoğan stand-up"ı seyrettik. "Amerikan esprileri" derlerdi... "Cem Mansur aradı. Daha önce de Beethoven aradı, duymadım" gibi durumlar yani. "Çocukluğum klasik müzikle geçti. Annem çello çalardı". Hakkari günlerine esprili bir gönderme!
"Mozart'ı anlamak için araya girmeseler" bir başka örnek... Salon yıkılıyor tabii ki...
'Sürpriz' olamıyor
"Gülben Ergen'le Sürpriz" ile "Çok Güzel Hareketler Bunlar" ile aynı zaman dilimindeydi. Bakın önce şunu söyleyeyim, yukarıda es geçtim, her ikisi için de geçerli olduğu için burada söz edeyim;
Artık biraz dizilere ara vermek ve bu tarz yapımlara izleyiciyi alıştırmakta fayda var. Yeni sezonda da bu böyle olmalı. Günde bir dizi, ardından yarışma, bu tarz şov formatları vs... Tabii film de kaçınılmaz. Onun için bu tarz yapımları ben destekliyorum. Gelelim "Sürpriz"e:
Çok zor bir format. Değişik bölümler var, bir yandan da sohbet edeceksin vs. ve bu Gülben Ergen'i yoruyor. Tepe sersemi ediyor. Başkası yapabilir mi? Onu bilemem. Ama onu abandone ettiği belli. Bir oraya, bir buraya, onu sahneye al, sonra insin, öteki taklit yapsın, ben yoruldum izlerken. Bir de şu var "daha ne olsun, her biri reytingin âlâsını getirecek konuklar çağırıyorum" olayı pek geçerli olmuyor. Acun Ilıcalı, Beyazıt Öztürk, Erol Evgin, Demet Akbağ... Ortada ne var? Önce şov, sonra konuk. Ben bu saat dilimlerinde bu tarz yapımların olmasını istiyorum. Gülben Ergen'e tanınan olanaklar da televizyonda çok az kişiye tanındı. Daha ne olsun yani. Ona da bu işi yapmak kalıyor!
Bush son teklifi vermiş!
"Var mısın? Yok musun?"un orjinali "Deal Or Not Deal"... Amerika'daki orjinalinde son teklifi verenler arasında George Bush da varmış. Savaş gazilerine yardım için bu yarışmaya katılmış. Yine katılanlar arasında Donald Trump da varmış. Acun Ilıcalı, Gülben Ergen'in programında söyledi.
Yani "Var mısın? Yok musun?"da da "siyasi ve ekonomik şahsiyetler" son teklif için yarışmaya gelebilir. Ben bu mesajı aldım.
"Annem" çok iyi bir dizi
Bazen biz de fark edemiyoruz. Geç keşfediyoruz. Kanal D'nin "Annem" dizisi senaryosu ve kadrosu ile gerçekten başarılı bir yapım. Şimdi "34 bölüm sonra mı uyandın?" diye sorabilirsiniz. Öyle oldu. Ama bu senenin gerçekten iyi dizilerinden biri...
s.kologlu@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|