|
 |
|
|
'Derdest' yakında...
Star'ın yeni dizisi... Star da ayağa kalkmaya çalışan kanallardan, yükleme yapıyor. Şimdi bu "Derdest" dizisinin Star televizyonunun sitesindeki bültende yazan özetine bakalım;
"Mehmet, karısını, oğlunu seven bir baba. Bir gün, bir kazada ailesini yitirir, yalnız kalır. Tüm suç, entrikalarla, sahte belgelerle üstüne yıkılır, suçlu olur. Suçsuzluğunu kanıtlayamaz mahkum olur. Masumiyeti ispat etmek için hapishaneden kaçar, kaçak olur. Asıl suçlular tutuşur, birbirlerine düşerler, bir deli kurşun çıkar. Suç Mehmet'e kalır, katil olur. Kendi gibi ezilen, haksızlığa uğrayan insanları görür adaletin yanıltıldığına, tanık olur. Kendi onuru için, haksızlığa uğrayan insanlar için savaşmaya karar verir, kahraman olur".
Alın size klasik Türk dizi öyküsü. Bunun gibi binlercesi yazılır. Ve daha da yazılacak. Yani okuyunca durum bu. Ama iş geliyor bunu oynayacaklara, diyaloglara. Dönüp dolaşıp aynı şeyler yazılıyor. Bir de dur durak olmayan bir dizi tüketim merkezinde yaşıyoruz. Bu metni okuyunca gülüyorsunuz değil mi?
Yok biz severiz aslında böyle kader kurbanı karakterleri. Gerçekte de tabii ki vardır. Neyse bakalım Mehmet ve arkadaşları nasıl bir oyun sergileyecekler? Hikâye dediğim gibi ortada işte.
"Son Ağa" bir örnek
Yaz dönemi bir diziyi daha ekrana kazandırdı; "Son Ağa". "Ağa"lığı karikatürize eden dizi iyi seçilmiş ekibiyle dikkat çekiyor: Tamer Karadağlı (Salim Ağa), Feride Çetin (Gülümser Çıkrıkçıoğlu), Emel Müftüoğlu (Hacer), Zerrin Sümer (Halise Nine), Şener Kökkaya (Ali Çıkrıkçıoğlu), Durul Bazan (Hayri Çıkrıkçıoğlu)... Bu ekip muhteşem bir kere. E, gülüyorum seyrederken...
Şener Şen'li "Ağa" filmlerinin tadı var mesela. Geçenlerde Halit Akçatepe, Şahan Gökbakar ile Kemal Sunal'ın karşılaştırılmasına bozulmuş. Haklı. Yani "Son Ağa" bir dönem Türk komedi filmlerinin ne kadar önemli olduğunun ispatı.
Gerek var mı?
Salon alkıştan yıkılıyor. Bir klasik müzik konseri. Solist kemancı kızımız. Parçayı bitiriyor ve kulise doğru gidiyor. Ama salon bis istiyor. Alkışlar dinmek bilmiyor. Orkestra hazır bekliyor. Ve kemancı kızımız o zarif yürüyüşü ile elinde kemanı tekrar sahneye çıkıyor. Alkış sesleri daha da yükseliyor. Ve kızımız son eserini çalmaya başlıyor; "Dudaktan Kalbe"nin müziği.
Abartıyı severiz. Dizimizde keman olayı var, böyle olunca, gönderme nereye olacak? Kız çıkıp da tek başına çalmayacak ya da arkada üç beş enstrümanla.
Senfoni orkestrası olacak. Konserde Tchaikovsky'in "1. Keman Konçertosu"nu çaldıktan sonra, "Dudaktan Kalbe"nin müziği ile veda edecek. Bu öykünmedir.
Bu eser o kadar büyük bir eserdir ki klasik müzik konserinin sonunda bis eser olarak çalınacak değerdedir. Bunu vermek istemişler. Yalancı çiçek alıp evini süsleyen bir topluma bu da gayet güzel yakışır.
Bağırmaya başladılar
Lig maçlarından önce bağırmalar başladı. "Tribün Ateşi" Fox'ta ateşli başladı. Hayri Hiçler abimiz açılışı yaptı. O oyuncu, bu oyuncu muhabbeti. Formatta tribün olayı da yapılmış.
İlerleyen haftalarda sakin olan tribünler hareketlenir. Bu olacak eminim. Hadi hayırlısı!
s.kologlu@milliyet.com.tr
s
|
|
|

|