EgeRSS
29 Aralık 2011 - 02:30

2012 çabuk geçsin

Önümüzdeki yılla ilgili o kadar çok kara senaryo yazılıp çiziliyor ki, insan “Keşke 2011 hiç bitmese” diye düşünmeden edemiyor. Hele bu yıl dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri olacağımızı düşünecek olursak 2011’in değeri daha da anlaşılır.
Sanayiciler, turizmciler, perakendeciler, tarımcılar herkes bu yıl çok iyi kazandığını söylüyor. Onlar kazanınca çalışanlar da kazanıyor. En azından işsiz kalmıyorlar ya da daha kolay iş buluyorlar.
Ama 2012’de güzel günlerin geride kalacağı anlaşılıyor. Yeni yıla hazırlık için işten çıkarmalar başladı bile. IMF ve OECD’ye göre hızla frene basacak ekonomi önümüzdeki yıl sadece yüzde 2 veya yüzde 3 büyüyecek. Yüzde 4 büyümenin başarı kabul edileceği gelecek yıl iş bulmak da hayli zor olacak.
İşi olanlar ise her türlü sürprize hazırlıklı olup diken üzerinde beklemek zorunda kalacak.
Her ne kadar hükümetten “Krize hazırlıklıyız” açıklamaları gelse de işin uzanmalarının Ankara’da yazdıkları senaryolar pek iç açıcı değil. Ekonomik ve dış siyasi beklentiler “2012 hiç gelmese dedirtecek” cinsinden. Bu durum İzmir’i de çok yakından etkileyeceğinden neler olabileceğini bilmekte  yarar var.
Öncelikle Avrupa’daki kriz ve bankaların yeniden yapılanması nedeniyle kaynak ihtiyaçları artığından, Türkiye’ye para girişinin yavaşlaması, gelse bile çok pahalıya mal olması bekleniyor.  Bu durum dışarıdan borç almadan büyüyemeyen Türkiye’de sıkıntı yaratacak.
Para olmadığından faizler ve maliyetler artacak; bunun etkisiyle fiyatlar da artacak. Zamlar bir yandan tüketicinin cüzdanını boşaltırken, diğer yandan satışları azalacak. Bu da fabrikalar da üretimin düşmesine ve yeni işten çıkarmalara yol açabilecek. 
Geçen yıl seçimler nedeniyle ekonomik önlemleri almada zaman kaybeden Merkez Bankası’nın durumu toparlayamadığını savunan Ankara’da bu işleri iyi bilen bir bölüm uzman, doların ilk aşamada 2 TL’ye eşitleneceğini, sonrasının ise belirsiz olduğunu konuşuyor.
Tabi bir de Türkiye’nin sınırlarındaki Ortadoğu yangını var. İç savaşın eşiğindeki Irak ve Suriye’nin üçer parça olması söz konusu. Bu durum şimdiden Türkiye’den Ortadoğu ülkelerine mal akışını durdurmuş durumda. Bir yandan Avrupa’da daralan pazar, diğer yanda nakliye sorunları nedeniyle Ortadoğu pazarındaki sıkışmanın dışarıdan para girişinde iyice sıkıntı yaratmasından korkuluyor.
Ve bunların üzerine gelen Başbakan’ın hastalığı iyice keyifleri kaçırmış. İçte ve dışta siyasi ve ekonomik olarak hızlı kararlar alınması gereken bir dönemde Başbakan’ın rahatsızlığı, Ankara’daki senaryo yazarlarını fena halde ürkütmüş. Öyle ki bu kadar kara bir tablodan sonra yeni yıl dileklerini “2012 geldiği gibi gitsin. Aman İz bırakmasın” diyerek tutuyorlar...



Alaçatı’da dans

Bu yılbaşı Alaçatı’daki sokak partilerinin yine rağbet göreceği anlaşılıyor. Özellikle İstanbul sosyetesinden büyük ilgi olduğunu duyuyoruz. İstanbul denince fiyatlar da uçuyor tabi. ‘Bistro’ adıyla sokağa atılan masaların yanında ayakta durmak için bile yüzlerce lira alınıyor.
Alaçatı’nın yerlileri bir zamanlar ahır olarak kullandıkları yerlerin kapısının önünde ayakta durmak için para alındığını gördükçe ne düşünüyordur acaba. 
Ama bence Alaçatı’nın en büyük eksiği konser ve gösterilerin yapılabileceği güzel bir meydanı olmaması. Mesela Viyana’da yılbaşı eğlencelerinin en büyük keyfi meydanda vals yapmaktır. Kurulan büyük bir sahnede senfoni orkestrası çoğunlukla Strauss’tan vals parçaları çalarken binlerce kişi aynı anda dans eder. 
Alaçatı’da da geçen yıl bir konser vardı ama kalabalıktan ve yer darlığından çok az bir kitle izleyebildi. Artık yılbaşı kutlamaları için de moda haline geldiği anlaşılan Alaçatı ve Çeşme bakalım bu yıl gösterilen ilgiye cevap verecek organizasyonlar yapabilecekler mi?
Aslındaki Viyana’daki gibi yüzlerce, binlerce kişinin aynı anda dans edebileceği bir ortamın yaratılması, yılbaşı gecelerinin yeni yıldızına hem yakışır hem de farklılık yaratır...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2011