SiyasetRSS
02.01.2014 - 02:30

2014 falı

Sitene Ekle
asli.aydintasbas@milliyet.com.tr  |  Aslı Aydıntaşbaş asli.aydintasbas@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Yirmili yaşların sonunda Manhattan’da yaşarken, ünlü bir siyaset yorumcusunun 40. yaş gününe davetliydim. Gençken insan ne sersem oluyor! 40 bana o zamanlar inanılmaz uzak, ürkütücü derece yaşlı geliyordu.
Eğlenceli ve kalabalık gecenin bir vaktinde, ünlü yazar bir konuşma yapmak için mikrofonu eline aldı. Müzik kısıldı, herkes 40 yaşın getirdiği feraset ve olgunlukla ünlü yazarın ağzından neler çıkacağını duymak için dikkat kesildi.
Ve ev sahibi, konuklara hoş geldiniz dedikten sonra “Çoğunuz 40’ına basmış olmanın getirdiği vizyonla hayatın anlamı konusunda bir açıklama yapmamı bekliyorsunuz. Benim bunca yıl gördüklerimden çıkardığım tek ders, nemlendirici...” 
Şaşkın bakışlar arasında devam etti: “Yaz-kış nemlendirici kullanmayı ve güneş koruyucu olmadan güneşe çıkmayı ihmal etmeyin...”
Ben de yeni yılda Türkiye’nin geleceğiyle ilgili tahminlerimi soranlara benzer bir cevap vermemek için kendimi zor tutuyorum. Türkiye hep böyledir; iki ileri bir geri. Bazen de bir ileri, iki geri. Bu tempo önümüzdeki 6 ayda da devam eder. (Siz siz olun, nemlendiriciyi, güneş kremini yaz-kış ihmal etmeyin.)
Bu memleket Avrupa Birliği üyeliğini boşlayıp Osmanlı’yı yeniden kurmak sevdasına kapıldıktan sonra, zaten yavaştan otoriterleşme trendine girmişti. Şimdi ise cemaat-hükümet kavgası bahanesiyle kurumlar ve kuvvetler ayrılığının da buldozerle ezildiği bir döneme giriyoruz. (Siz en iyisi tatlıyı fazla kaçırmayın, egzersiz yapın, en kötü ihtimalle haftada 3 yürüyüşe çıkma disiplinini edinin.)
OdaTv, Ergenekon, Balyoz, Devrimci Karargah davalarında bol keseden hukuksuzluk olduğunu zaten biliyorduk. Utanmadan ‘Kurunun yanında yaş da yanar hukuku’ dediler; masum insanlarla katilleri aynı davalarda yargıladılar. Şimdi ise ‘cemaatle mücadele ediyoruz’ bahanesiyle yargıyı yürütmeye bağlayıp Putinvari bir rejim kuracaklar. (Sakın sürekli twitter’larda, facebook’larda vakit öldürüp içinizi karartmayın; onun yerine kitap okuyun, müze gezin, eş-dostu ziyaret edin.)
Tahrir’den Kiev’e dünyanın herhangi bir yerinde hak ve özgürlük arayışı için sokaklara dökülen insanlar, kahramanlaştırılıyor; ancak bizde ‘toplantı ve gösteri hürriyeti’ yok. Anayasada olmasına rağmen fiiliyatta yasak. Ayakkabı kutusu sallayan kadını bile apar topar karakola götürdüler. (Siz siz olun, bu yıl fazla harcama yapmayın, maddi birikimlerinizi sağlam, garantili yatırımlara yönlendirin.)
‘Cumhurbaşkanı Gül gelse de bizi kurtarsa’ diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Ancak önümüzdeki 6 ayın zikzaklı siyaset tablosunda ne aday, ne seçim, ne de sistem belli. (Unutmayın, ülkemizdeki yoksul, fakir ve göçmenlere uzatacağınız yardım eli, karınca kararınca yapacağınız hayır işleri, hayatınıza anlam katacaktır.)
İçine kapanık bir ülke olduğumuz için, aslında pek azımız başımıza gelen siyasi olayların bu coğrafyadaki genel trendlere benzediğinin farkındayız. Oysa aynı Irak’ta olduğu gibi, bizde de içine girmiş olduğumuz Fetret Devri herkesten çok Kürtlere yarayacak; siyaseten onlar avantajlı çıkacak. (Ama bu yazıda asıl vurgulamak istediğim, yediğimiz içtiğimiz sebze ve meyvelerdeki hormonların vücuttaki kalıcı tortusunu asgariye indirmek için, mümkün olduğunca organik besinlere yönelmemiz gerektiği. Buna yumurta ve bakliyat da dahil. Herkese iyi yıllar!)

 


Yazarlarda Ara
Bul
"Şifo Mehmet" olarak bilinen eski BJK futbolcusunun tam adı nedir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.