2019’un ilk aylarında öne çıkan 12 yabancı şarkı

Masaların yerini şezlongların, akşam erken yatmanın yerini sabaha kadar uyumamanın aldığı; hala erken kalkıp masasının başına oturan hüzünlü kesimin ise evrensel tek kaçış yolu olan müziğe sarıldığı temmuz ayına hoş geldiniz. 

2019’un ilk aylarında öne çıkan 12 yabancı şarkı

Müzik piyasasının en durgun haftalarını geçirdiğimiz şu günlerde belki de en iyi gelecek şey, senenin öne çıkan parçalarına bir göz gezdirmek.

2019’un ilk yarısında The Black Keys, Thom Yorke, Vampire Weekend, The Cinematic Orchestra gibi 5 yıldan fazladır albüm yapmayan ağır topların yeni albümlerine kavuştuk kavuşmasına ama biraz geri çekilip bakıldığında, sansasyonel bir albümün olmadığı, heyecansız bir ilk 6 ay geçirdiğimizi söyleyebilirim.

Nitekim iyi müziğin asla ölmediği, şekil değiştirip yaşamaya ve büyümeye devam ettiği de bir gerçek.

The Chemical Brothers’ın harika bir geri dönüş yaptığı, Thom Yorke’un yaşamla olan garip ilişkisini ANIMA ile  'resmettiği', The Cinematic Orchestra’nın 8 yıl aranın ardından çıkardığı albümle şimdiden unutulmazlara girdiği 2019’da, şu ana kadar öne çıkan 12 şarkıya bir göz atalım.

1- James Blake - Mile High (feat. Travis Scott & Metro Boomin)

Son birkaç haftanın trend haline gelen sorusu: 2010’lar denildiği zaman aklınıza ne gelecek? 

Atlas Okyanusu'nun iki ucundaki yeni yetme iki genç, 2010’ların başından itibaren “İlham abileri” diyebileceğimiz Kanye West ve Thom Yorke’un, milenyum sonrası şekillendirdikleri medyumun yeni bayrak taşıyıcıları olarak berabere gelmeleri pek de tesadüf değil. 

Bir ömür süren rap müziğin göz ardı edilme durumunun tamamen yok olduğu, türler arası ayrımın yavaş yavaş ortadan kalktığı, müziğin her halinin saygı duyulur olduğu bu dönemde bu iki dahi genç, 2010’lara veda etmek için buluşmuş gibi…

Düet, trap-rap, indie-electronic, auto-tune, dürtüler… İşte karşınızda 2010’ların etiketlerinden birkaçı… Ve dünyanın her bölgesindeki sanatçıları etkisi altına alan bu akımın en güzel örneklerinden biri, Mile High. Rap müziğin yeni süperstarı Travis Scott’ın içindeki James Blake’i ortaya çıkardığı gibi, içindeki Kanye West’i ortaya çıkarması çok uzun sürmeyen İngiliz beyefendisi Blake’ten şovu da çalıyor.

2010’lar denildiği zaman aklınıza ne gelecek? Yılın son zamanlarında bunun cevabı aranacak ve çoğu zaman da bu cevap örnek bir şarkıyla olacak. 

İşte benim cevabım... 

2- The Cinematic Orchestra - Wait For Now/Leave The World (feat. Tawiah)

Aslında 2016’da nasıl bir şeyle karşılacağımızın ipuçları vardı. Moses Sumney’nin eşlik ettiği ve albüme adını veren “To Believe”, senenin en özel şarkılarından biriydi. Moses’ın cennet sesine ilk defa tanık olmamıza fırsat vermişti. Aradan 3 yıl geçti ve son albümünü 2007’de çıkarmış olan The Cinematic Orchestra, senenin en güzel çalışmasıyla karşımıza çıktı. 

Richard Linklater’ın Boyhood’u gibi, 12 yılın sonunda Jason Swinscoe’nun ekibi bir başyapıta imza atıyor. Bütün post-rock ve caz esintili eserlerini daha yüce bir dava için birleştirdikleri, müzikal ustalıklarını bu kez vokallerle besledikleri bir yapıttan bahsediyoruz. Sakin, hüzünlü, coşkulu, çok uzun ama çok da az, tamamen kuralları kendi koyan, bozan, en çok da her bir vuruşu, her bir sözü hisseden, hissettiren bir başyapıt.

Birbirinden iyi 7 şarkının yer aldığı albümde ise Taiwah’ın muhteşem sesinin yer aldığı Wait For Now, 53 dakikalık sonsuzluğa yol alan maceranın küçük bir kısmı sadece...   

 

3- Big Thief - Terminal Paradise

Son 10 yılın en güzel şarkılarından birine imza atmalarından sadece 2 yıl geçti ve yine karşımızdalar. 2 sene önce “Mary” ile modern masal anlatımının bir örneğini veren Big Thief, indie camiasındaki büyüklüğünü daha da sağlamlaştırdığı U.F.O.F. albümüyle bu seneye de imzalarını attı. 

Adrienne Lenker’in masum ama bir o kadar etkileyici sesinin eşlik ettiği Terminal Paradise ise, grup üyelerinin dokunuşlarıyla bambaşka bir hale bürünmüş. Başa sarmak için daha iyi bir aday yok.

“Ölümüm bir yola dönüştü,
Ve o yol bir çiçeğe gidiyor,
Senin yelkeninde çiçek açacağım
Her rüyanda ve uyandığında”

 

4- The Chemical Brothers - Eve Of Destruction

Elektronik müziğin en sevilen kimyasal kardeşleri, çeyrek asıra dayanan kariyerlerinin en iyi albümlerinden biriyle karşımızda. Şimdiden klasik sayılabilecek Got to Keep On, Bango gibi şarkıların yer aldığı albümün dikkat vermemiz gereken kısmı ise başlangıcı…

Türün en kendine has isimlerinden Aurora’nın eşlik ettiği Eve Of Destruction, grubun hayal kırıklığı yaratan son albümlerinin üzerlerinde bıraktığı uğursuzluğun paramparça edildiğinin ilanı gibi.

Glastonbury’de muhteşem bir şovla geri dönüşünü iyice belli eden kimyasal kardeşler, sizi soluksuz bırakacak dans pistlerine davet ediyor.

 

5- 070 Shake – Morrow

Birbirine harmanladığı elektronik-pop öğelerinin yanında rap yeteneğini de ekleyen, 22 yaşındaki Danielle Balbuena ile hala tanışmadıysanız tam sırası. Yaz şarkısı kavramını yeniden tanımladığı Morrow, senenin yolculukta çalınması en zaruri yapıtı. 

2018’in en iyi şarkılarından Kanye West’in “Ghost Town”ında iyice tanıma fırsatı bulduğumuz bu genç yeteneğin en büyük kozu güçlü sesi olabilir. Ama bunun yanında, belki de geleceğin en iyi pop eserlerini yaratabilecek potansiyele sahip.

Yeni bir süperstarın doğuşunu izliyoruz.

 

6- Foals – In Degrees

Indie-rock’ın kralları sahada ve yıllardır oldukları gibi istekliler. Foals’u ilk günden beri takip eden fanları, grubun 2010’ların en iyileri arasında olduğunu sürekli vurguluyorlar. Haksız da değiller. 

My Number, Spanish Sahara, Late Night, Inhaler gibi rock klasiklerine imza atan grup, bu ailenin yeni üyesini ise senenin başında bizlerle buluşturdu. Klibinin berbatlığının tam tersine, grubun son yıllardaki en iyi eseri In Degrees.

Yeni ritmik, yüksek desibelli tarzlarının şimdilik en iyi örneği diyebiliriz. Grubun duble albümünün ikinci kısmı ise ekimde gelecek. 

 

7- Thom Yorke – Dawn Chorus

Thom Yorke mu Radiohead’den çıkar, Radiohead mi Thom Yorke’tan?

Artık yaşayan efsane statüsüne ulaşan grubun aktivist-filozof-müzisyen solisti Thom Yorke, Suspiria’nın müziklerini yaptığı seneye, bir de uzun yıllardır beklenen solo albümünü ekleyerek müziğini, algılarını, algılarımızı değiştirmeye devam ediyor. 

Eleştirmenlerin ortak kanısı üçüncü solo albüm ANIMA’nın en iyi işi olduğu yönünde. Artık iyice kankaları olan ünlü yönetmen Paul Thomas Anderson’ın 15 dakikalık unutulmaz bir kısa filmle eşlik ettiği albüm, 20 yıldır süregelen bilgisayar çağı ile uzay boşluğundaki yerimizin tüm çalkantılıklarını yansıtmakla görevli Thom ve arkadaşlarının bir sonraki kontrol noktası gibi. 

Traffic, Twist gibi baş döndüren güzellikte eserlerin yer aldığı albümün öne çıkan parçası ise, bütün eleştirmenlerin ortak seçimi: Dawn Chorus.

22 yıl önce Fitter Happier ile bir nevi hepimizi 21'inci yüzyıla hazırlayan Thom, bu kez “Bir şeyi kaçırdım, ama ne olduğunu bilmiyorum” diyor ve belki de en iyi eseri diyebileceğimiz türküsünü son bir umutla seslendiriyor.


 

8- Mark Ronson – True Blue (feat. Angel Olsen)

Amy Winehouse’u ölümsüz bir figüre dönüştüren Back to Black albümünün yapımcılığını üstlenmesiyle adını duyurmuştu Mark Ronson. 

Doğuştan gelen müzik yeteneğini, prodüktör olarak Paul McCartney’den tutun Nate Dogg’a kadar geniş çerçevede sergileyerek Amerika müzik piyasasının en önemli figürlerinden biri haline geldi. 2015’te çıkardığı Uptown Funk ile Grammy’lere doyamayan yapımcının son albümü ise, ilhamını beklemediğimiz bir yerden, ayrılıktan alıyor. 

7 yıllık eşi Josephine de La Baume’den boşanmasının ardından, alternatif müziğin en ayrılık kokan seslerinden birine sahip Angel Olsen ile bir araya geliyor ve ayrılık üzerine hazırladığı son albümünün en hüzünlü eserini bizimle paylaşıyor. 

Ayrılığı dans ederek karşılayanlara… 

9- Channel Tres – Sexy Black Timberlake

Artık onun zamanı geldi. 90’larda zirveyapan Detroit House’un en yeni ve “açık ara” en heyecanlandıran ismi Channel Tres’In herhangi bir şarkısını açmanız yeterli bunu anlamanız için…

Karakteristik klavye melodilerine karizmatik sesinin eklendiği, alışılagelmiş dans müziği normlarının dışında yavaş yavaş içinizde yeşeren ritmi ile nostaljiyi en iyi şekilde evrilten, ilk saniyeden biz dünyasına hapseden benzersiz bir müzik…

Compton, dünyaya bir başka yetenek daha kazandırıp dans pistlerinin hakimiyetini eline almaya hazırlanıyor.

 

10- Weyes Blood – Movies

Listenin tüyleri diken diken eden şarkısına hoşgeldiniz. 

Natalie Mering… 31 yaşında olmasına rağmen sanki 800 yıldır bu topraklarda yaşayıp hala birçok şeye anlam veremeyen bir keşiş edasıyla müziğini icra etmeye üçüncü albümüyle devam ediyor. 

Amerikan folk müziğinin yenilikçi temsilcisi, senenin en beğenilen albümlerinden birine imza atmasının yanında, filmlere ve gökyüzüne adadığı Movies ile kariyerinin en çarpıcı eseriyle karşımıza çıkıyor. Klibin yönetmenliğini de üstlenerek eserini bir nevi kısa filme dönüştürüyor fakat şarkıda söylediği gibi;

“Hayatın anlamı, o sinema ekranındaki gibi parlamıyor.”

 

11- Divino Niño – Coca Cola

Beklentilerin çok üstünde çıkan üçüncü albümleriyle Chicago’lu garage-pop grubu Divino Niño, kendilerine has saykodelik evrenlerini genişletmeye devam ediyor.
 
Yazının başında bahsettiğim türlerin homojenleştiği, bu karışımlardan yepyeni seslere, melodilere evrildiği bir dönemde şimdiden yerlerini sağlama almış gözüküyorlar. Plastic Love, Maria, Melty Caramelo gibi günün her saatinde size eşlik edebilecek bir yaz klasiği olan albümün üçüncü parçası Coca Cola ise grubun referans noktası. 

Yeni Dünya’nın gezginleri 7 dolar ve bir Coca Cola ile yola çıktılar ve önleri çok açık. Kesinlikle dinlemelisiniz. 

 

12- Richard Hawley – Doors

2001’de yayınladığı albümüyle Leonard Cohen, Mark Lanegan, Morrissey, Tom Waits gibi ağır abilerin arasına katılacağını belli eden Richard Hawley, Sinatra-vari sesiyle hatrı sayılır bir kariyere sahip. 

Mayıs ayında çıkan 9'uncu stüdyo albümü Further’ın kapanış şarkısı Doors, albüm kapağına yakışır bir şekilde içinizi ısıtan ve nostalji hissini buram buram yaşatan muazzam bir final parçası. 

Özellikle sonunu dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyor, müzik dolu bir sene diliyorum.

 

Göz atmanız gereken diğer albümler:

Jessica Pratt – Quiet Signs
Methyl Ethel - Triage
Girlpool – What Chaos Is Imaginary
Billie Ellish – WHERE WE ALL FALL ASLEEP? WHERE DO WE GO?
Kevin Abstract – ARIZONA BABY
A.A. Bondy – Enderness
HÆLOS – Any Random Kindness
Tyler The Creator – IGOR
These New Puritans – Inside The Rose

Ahmet Anıl Demirhan
aanildemirhan@gmail.com  

Bu makaleye ifade bırak