Gündem
08.11.2012 - 02:30 | Son Güncelleme: 08.11.2012-2:30

28 ŞUBAT DARBESİ BANA KARŞI YAPILDI

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na konuşan eski Başbakan Tansu Çiller, 28 Şubat dönemine ilişkin “Şantaj, baskı ve vaatlerle 47 milletvekili istifa ettirildi. Meclis’e boğa salındı” dedi. Çiller, 28 Şubat’ın kendisini hedef alan bir sivil darbe olduğunu iddia etti

Sitene Ekle

ÖNDER YILMAZ - GÖKHAN KARAKAŞ

28 Şubat sürecinde Refahyol hükümetinin ortağı olan eski Başbakan Tansu Çiller, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na aylardır merakla beklenen açıklamalarını yaptı. “28 Şubat darbesi ezber bozan, askeri değil sivil bir darbedir. Bana karşı yapılmıştır” diyen Çiller, kendisine hükümeti kurma yetkisi vermeyen dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i eleştirdi. Çiller, “Şantaj, baskı ve vaadlerle 47 milletvekili istifa ettirildi. Meclis’e boğa salındı” dedi. Çiller, komisyon üyelerinin “kim bu boğa?” sorusuna gülerek “siz biliyorsunuz” karşılığını verdi. Komisyon üyelerinde kastedilen ismin Demirel olduğu algısı oluştu. 28 Şubat döneminde komutanları görevden almak istediğini ancak merhum Necmettin Erbakan’ın bunu engellediğini belirten Çiller, “Erbakan ‘asker beni seviyor’ diyordu” diye konuştu. Faili meçhul cinayetler ve öldürülecek Kürt işadamları listesine ilişkin sorular üzerine sıkışan ve komisyon üyelerinin gözlerinin dolduğunu söylediği Çiller, “Yeniydim, ben nereden bileyim çete nedir? ABD’den dönmüştüm, iktisat profesörüydüm. İstihbarat ve güvenlik raporları vardı. Kucağımda buldum birçok şeyi. Benim o listeyi okumamın sebebi ‘arkanızda devlet olarak ben varım’ mesajı vermek içindi. Hedef göstermedim. Ben anayım, bunlarla bağlantılı gibi beni nasıl gösterebilirsiniz” dedi. Çiller’in, İstanbul’daki yalısında kabul ettiği ve görüşmeleri gizli yapılan toplantıda komisyon üyelerine şunları söylediği belirtildi:
ERBAKAN ASKERLERLE BARIŞMAK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ: (‘Refah’la hükümet kurmayacağım’ dediniz, öcü gösterdiniz, sonradan neden hükümet kurdunuz?) Erbakan’la hükümet kurmaya niyetim yoktu. Samimi olarak o dönem kurmayacağımı da söyledim. Siyasetçiler böyle şeyler söyler. Ama ANAYOL hükümetinin güvenoyu sorunu çıkınca böyle bir kompozisyon oluştu. Toplumda barış olsun diye, Erbakan’ı askerlerle toplumla barıştırmak için bu girişimde bulundum. Erbakan da askerlerle barışmak istediğini, iyi çalışabileceğini söyledi.

‘AMACIM KORUMAKTI’
ÖLDÜRÜLECEK KÜRT İŞ ADAMLARI LİSTESİ:(Öldürülecek Kürt işadamları listesini niçin açıkladınız?) Bu süreç benimle alakalı değildi. 1993 öncesi vardı, sonra da devam etti. Benim o listeyi okumamın sebebi bunlara ‘Arkanızda devlet olarak ben varım. Kimse size baskı yapamaz. Baskı, tehditle haraç toplayamaz’ mesajı vermekti. Hedef göstermek için değil, devletin arkalarında olduğunu hissettirmek, ‘korkmayın’ demek için için o listeyi açıkladım. Çünkü bize gelen bilgilere göre PKK bunlardan haraç toplamaktaydı.
BEN ANAYIM DEYİP GÖZLERİ DOLDU:(‘Haraç alınan’ dediğiniz insanlar tek tek öldürüldü? Siz hesap sormak için ne yaptınız?) Ben anayım. Beni nasıl bununla ihtam edip, bağlantılı olarak düşünebilirsiniz? Bunları öldürtmüşüm gibi nasıl düşünebilirsiniz. (Komisyon üyeleri gözlerinin dolduğunu söyledi. Bazı üyeler ağladığını ifade etti.)

‘Gereğini yaptım’
YENİYDİM, NEREDEN BİLEYİM ÇETELERİ?:(Siz öldürttünüz demiyoruz. Ne gibi soruşturma yaptırdınız?) Başbakanlık’a geldikten iki ay sonra Sivas, Erzurum olayları oldu. Yeniydim, ben nereden bileyim çete nedir? İktisat profesörüydüm. Çeteleri bunlardan öğrendim. İçişleri Bakanı, istihbarat ve güvenlik birimlerine soruyordum. İçişleri Bakanı ‘Onlar birbirlerini öldürüyor’ diyordu. Görevimin gereği ne ise onu yaptım. Kucağımda birçok şeyi buldum. Kendi dönemimde olmadı, daha önce başladı, daha sonra devam etti.
DEP’LİLERİN GÖZALTINA ALINIŞ ŞEKLİNE ÇOK KIZDIM: (‘Meclis’in üzerinden PKK gölgesini uzaklaştıracağım’ dediniz. DEP’liler karga tulumba gözaltına alındılar. Demokratik miydi?) Ben o gözaltına alınış şekline çok üzüldüm, çok da kızdım açıkçası. Elimizde raporlar vardı. Bunların terörle bağlantıları oldukları, cinayet işleyenleri sakladıklarına ilişkin olarak. İstihbarat raporları vardı, ben gereğini yapmak üzere adalete teslim ettim.
MECLİS’E BOĞA SALINDI: Erbakan istifa kararını aldı. Görevi bana devredecekti. Çankaya’ya çıkarak ‘Çoğunluğumuz var. Görevi Sayın Çiller üstlenecek’ dedi. Ancak hükümeti kurma görevi ertesi gün bana verilmedi. Bir tarafta çoğunluk olduğu bilinmesine rağmen azınlığa hükümet yetkisi verildi. Azınlık çoğunluğa dönüştürülünceye kadar; şantaj, baskı, tehdit ve vaadlerle 47 milletvekili istifaya zorlandı. DYP’ye operasyon yapıldı, Meclis’e boğa salındı.(‘Bulmaca gibi anlatmayın, boğa kimse söyleyin. Yanlış isimler üzerine odaklanmayalım?’ sorusu üzerine gülerek) O boğanın kim olduğunu biliyorsunuz.
ÇANKAYA DARBESİ: (Yalım Erez’e görev verilmesi soruları üzerine) Yalım Erez’e yetki verilmesi o zaman da söyledim şimdi de tekrarlıyorum; bir Çankaya darbesidir.
TOPLUM MORFİNLENDİ: Başlangıçta ne olduğunu algılayamadım. Çünkü açık bir darbe değildi. Toplumun bilinci morfinlendi. Ama sonra anladım ki hedefteki isimlerden biri bendim. 28 Şubat bana karşı yapılmış bir darbedir. Asıl amaç beni ve partimi bitirmekti. Başlıca mağdur benim. Erbakan’a karşı yapılan bir iş değildi.
MEDYA BANA KARŞIYDI: Kartel medya bana karşıydı. Özelleştirmeden pay aldıktan sonra daha çok pay istediler. Nakit teşvik sistemini kapatıp, havuz sistemini getirince kartel medya bana düşman oldu. Bana karşı kampanya başlatıldı. Koalisyonu yıkmak istediler. Bunun için Erbakan’ın ‘kanlı mı kansız mı’ sözleri kullanıldı.
28 ŞUBAT SİVİL DARBEDİR: Demirel bir çok darbelerle gelip gittiği için, darbe teşebbüsü bulunulması konusunda kaygıları olabilir. Bu nedenle silahlı toplu darbeleri önlemek için başka yöntemler uygulamış olabilir. 28 Şubat ezber bozan bir darbedir. Askeri bir darbe değil, siyaset, sivil bir darbedir.
ASKERLERİ GÖREVDEN ALMAK İSTEDİM: Batı Çalışma Grubu’nun belgelerini gördüm. Akşener (Dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener) getirdi. Kamuoyuna açıklamak istedim. Daha sonra Erbakan’a götürüldü. O da Demirel’e gitti. Dolayısıyla o süreçte açıklayamadık. Ben generalleri emekli etmek istedim. Erbakan karşı çıktı. Erbakan ‘Generaller beni seviyor, onlar yerlerinde kalsınlar’ dedi. Sonra üzerinde durmadık. Erbakan her zaman uyumlu bir çalışma sergiledi. Erbakan hiçbir zaman gerilim istemedi. Ancak askerlerin yapmak istediklerini, komutanların imzalarını savcı sonra bana gösterdi. Bunları görünce iyice emin oldum.
28 ŞUBATIN MALİYETİ 251 MİLYAR: Bu sürecin Türkiye’de yol açtığı mali kaybın 251 milyar lira olduğunu resmi belgelerle tespit ettim. Kaybeden hep millet oldu.



Komisyon ve basın toplantısında eski Orman Bakanı Hasan Ekinci, eski DYP Grup Başkanvekili Turan Güven, eski DYP İzmir Milletvekili Yıldırım Ulupınar ve eski DYP Bitlis Milletvekili Necati Yandar da yer aldı.
 

İfadesinin ardından basına konuştu
‘Asıl bedel millete çıkmıştır’

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na Yeniköy’deki yalısında konuşan eski Başbakan Tansu Çiller, basın açıklamasında şunları söyledi:
-  “28 Şubat’taki yaşadıklarımız ve hepimizin bildiği gibi 2 Ekim’de özel yetkili savcının bizi daveti üzerine gittiğimiz zaman bize gösterilen belgenin çerçevesinde 28 Şubat’ı bir kez daha tanımlama imkanı bulduk. Görülüyor ki, aslında 28 Şubat bir darbedir ancak ezber bozan bir darbedir.”

‘Çoğunluk azınlığa çevrildi’
-   “Evet, Sincan’da bir takım tanklar yürümüştür fakat bu, Meclise gelmemiştir, Meclisin kapısına bir kilit vurulmamıştır. Ancak demokrasimizin en temel ilkesi ihlal olmuştur. Eğer meclisin çoğunluğunu temsil eden partilere ve onların imzalı belgelerine rağmen, meclisin çoğunluğuna iktidar kurma yetkisi verilmiyorsa ve hemen ardından bu azınlığa yetki veriliyorsa ve burada çoğunluk azınlık yapılana kadar beklenerek bir iktidar kurma çabası içinde geçen sürede bir parti yavaş yavaş ikna odalarında, otellerin arka odalarında bir diğer azınlığa korku, şantaj, ikbal vaadi, menfaat sağlama gibi bir takım unsurlarla çoğunluk azınlık haline getiriliyorsa, işte o zaman buna demokrasi demek mümkün değil. Görülüyor ki, 28 Şubat’ta yaşananlar bunlardır. 28 Şubat’ta bir çoğunluk bir azınlığa çevrilmiştir.”
-   “Hepinizin bildiği gibi, bu darbe aslında topla, tüfekle yapılmadı. Sincan’da bir takım tanklar yürümüştür ancak Meclis’in kapısına gelmemiştir. Ancak demokrasimizin en temel ilkesi ihlal edilmiştir.”

-  “28 Şubat bir darbedir ve bu darbe bir süreçtir. Tankla tüfekle yapılmamış olmasından doğan farklılık Meclis iradesinin çoğunluğunu azınlığa çevirdiğini ve bunu da ikna odalarında birtakım vaatlerle ve korkuyla yapmış olmalarından doğan bir gerçek demokrasi dışılık vardır. İşte bütün bunlar çerçevesinde özel yetkili savcının yaptığı araştırmalar gösteriyor ki aslında Batı Çalışma Grubu’nun amacı haline getirilmiştir. Yani Batı Çalışma Grubu’nun altında en üst düzeyde komutanların imzası olan belgeyle tek hedef Tansu Çiller’i siyaseten bitirmek olarak ortaya konmuştur. Bu net ve açıktır. Tansu Çiller eğer siyaseten bitirilirse DYP  bitirilecektir. DYP bitirilirse, Refahyol Hükümeti düşürülmüş olacaktır. Eğer bu şekilde planlı ve programlı bir şekilde icra ediyorsa bunun adına demokrasi demek mümkün değildir. Bütün bunlar böyleyken görülüyor ki her darbede olduğu gibi asıl bedel de millete çıkmıştır. Bu süreçte görülüyor ki Tansu Çiller hedef alınmış, toplumsal hafızaya yanlış bilgilendirmeler ve mesajlar verilmiştir. Bir yanda dışarıyla olan mücadelede, öbür tarafta milletvekilleri teker teker korkutulmuş. Toplumun hafızasında ve siyasetçinin vicdanında bir hançer gibi batırılmış, bir eski başbakanın darağacına giderken o son hazin bakışının ortaya koyduğu korku şemsiyesi altında bütün bunlar daha kolay ve daha etkin bir biçimde uygulanabilmiş. Evet, Çiller belki genel başkan olarak siyaseten bitirilmiş, DYP  parçalanmış ama biraz önce ifade ettiğim gibi her darbede olduğu gibi asıl bedel yine millete çıkmış.”

‘Kişisel hesaplaşmam yok’
-   “Kişisel bir hesaplaşmaya girmiyorum. Kimseden şikâyetçi olmayacağımı söyledim.
Çünkü bunun çok ötesinde ve üstünde birbirimizi anlamaya, bu korkuların nedenine inmeye, neyi yanlış yaptığımızı anlamaya ve kabullenmeye ihtiyacımız var.”
-   “Tarih yanlış yazılmıştır. Yanlış yazılan tarihin yeniden doğru olarak yazılmasında herkesin ortak sorumluluğu, müşterek paydalarda buluşmaktan geçer. 

‘Tatmin olmadım’
Basına kapalı devam eden toplantıdan ilk çıkan BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder oldu. Önder, Çiller’e “2 Mart Darbesi”ni sorduğunu belirterek, şunları anlattı: “Meclis’ten Kürt milletvekillerinin tekme tokat çıkarılmasını, buna Sayın Çiller’in verdiği, ‘Bu gölgeyi Meclis’in üzerinden sileceğiz’ demecini sordum. Sayın Grup Başkanvekilimiz Pervin Buldan’ın rahmetli eşinin katledilmesi meselesini... ‘Kürt iş adamlarının listesi var’, Holiday Inn Oteli’nde verdiği demecin arkasına gelmesi... Bu, Sayın Pervin Buldan’ın sorusuydu, onu yönelttim. Sayın Eşbaşkanımız Gülten Kışanak’ın Özgür Ülke gazetesinde çalışırken gazetenin bombalanması ve bombalanmadan hemen önce Sayın Çiller’in Özgür Ülke gazetesine dönük etkin önlemler alınmasını içeren gizli bir yazısı vardı. O belgeyi kendisine sundum. ‘Böyle bir yazınız, talimatınız var. Akabinde bu olmuş. Refah’la asla koalisyon kurmayacağız dediniz, sonra kurdunuz. Kurmanızda yadırgatıcı hiçbir şey görmüyorum demokrasi adına. Ama niye kurmayacağız diye bütün bir dönem gezdiniz’ diye, işin bu kısmını sordum.”
Çiller’in başbakanlığı döneminde meydana gelen olaylara da değindiklerini belirten Önder, “1500 Kürt köyü boşaltıldı Sayın Çiller’in iktidarı döneminde. Madımak oldu. Gazi katliamı oldu. Bütün bunları sordum. Cevaplarını benim söylemem şık olmaz” dedi. “Tatmin edici bir yanıt aldınız mı?” sorusuna Önder, “Hayır” karşılığını verdi.

 

‘Samimi yanıtlar’
Komisyon Başkanı Nimet Baş, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada çok kapsamlı ve ayrıntılı bir değerlendirme yapmaktan kaçındıklarını söyledi. Baş, “Şunu açık yüreklilikle söylebilirim ki, gerçekten hem ev sahipliği noktasında hem de bütün sorularımıza samimiyetle ve soğukkanlı bir şekilde o dönemin yakın bir tarihi tanığı olarak cevap verdiğini düşünüyoruz. Bizlere ve fiilen bir darbe yapmayı gerektirecek bir durum olmadığını ama azınlığın tahakkümünün çoğunluk üzerinde demokratik olmayan yollarla oluşturulduğunu anlattı. ‘Yakın tarihimiz yanlış yazılmıştır. Bunu düzeltmek amacıyla komisyona konuşuyorum’ dedi”  diye konuştu.

 



 


Etiketler: haber, haberler, ABD
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
Eşref Saati adlı dizide "Terzi Yadigar" karakterini canlandıran oyuncumuz hangisidir?
©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX