Cumhuriyetimiz 94 yıl önce nice zorluklar ve Türk halkının boyun eğmeyen iradesi ve meşakatiyle kurulmuştur. Cumhuriyetimiz  M.Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve silah arkadaşlarının birleştirici gücü ve inancıyla, binlerce şehit verilerek,  9 Eylül 1922 İzmir de düşmanın denize dökülmesiyle kuruluş aşamasına başlamıştır. 

Amerikalı tarihçi ve psikiyatrist Prof. Arnold Ludwig, dünyanın çeşitli siyasi önderlerinin başarı ve önem derecelerini sınıflandıran 11 ölçeğe göre, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü, 20'nci yüzyılın en büyük lideri olarak nitelendirmiştir. Bu ölçeğin kriterleri, “sıfırdan ülke yaratmak, toprakları genişletmek, iktidarda kalınan süre, askeri başarı, sosyal tasarım gücü, ekonomik başarı, devlet adamlığı, ideoloji ortaya koyma, ahlaken örnek olma, siyasi miras ve ülkenin nüfusu” ölçütlerinden oluşuyor. Benim kanaatimse gözlemleme sonucu özümsenen bilgisi, öngörüsü , inancıyla, motive edici gücüyle , çağınının 50 yıl sonrasını görerek stratejik karar alma becerisindeki dehasıyla dünyada örnek lider olmuştur. 

Hilafetin kaldırılması  ve laikliğin ilanıyla tekke ve zaviyeler kaldırılmıştır. 1922 ve 1934 yılı arasında yapılan değişim ve dönüşümle inkılaplar yapılmıştır. Hedef Türk toplumunun çağdaş medeniyetler seviyesine çıkartılmasıdır. Devrimler , inkılâplar bir durumdan başka bir duruma geçiş, evrim, dönüşüm yaratma anlamıyla, toplumsal değişimlerin insan iradesiyle hızlandırılmasını oluşturur. Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli bir şekilde gerçekleşir.

Türk Soylarının yerleşim yeri Anadolu da 623 yıllık Osmanlı hakimiyetine son verilmesi sonucunda Cumhuriyetimiz kurulup,  devrimlerle geliştirilmiştir.Eğitim ve öğretim devrimi, harf ya da yazı devrimi, Medeni Kanunun kabulü ve Kadın Haklarıyla yaratılan farkındalıkla cumhuriyetimiz taçlanmıştır. Şu anda ise başarıyla gerçekleştirilen demokratik yönetimle idare edilen ülkemiz de son yıllarda ortasında kaldığımız Ortadoğu- ABD-Avrupa Birliği ülkeleri-Rusya- Çin vs  olarak kritik, sürekli savunan, küresel krizle karşı karşıya gelen Türkiyedeyiz.. 1000 yılın üstünde Türk soylarının yerleştiği topraklarımızda son yıllarda küresel sorunlar sebebiyle alınan mülteci göçüyle ve terör olaylarıyla yıpranan ülkemiz, son olarak darbe girişiminden de yılmaz azmiyle kurtulmuştur.

Atatürk’ün  Gençliğe Hitabesindeki “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedbahların olacaktır.” diyerek devam eder.

“Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” derken Cumhuriyetin bekçileri ve emanetçilerine yol göstermektedir. Bilim ve ilme dayalı Ülkemizin çağdaş, farkındalıkları ve gelenekselliğiyle aldığı yaraları hızla tamiri, geçmişten ders alıp, ayrıştırmadan birleştirip  evrensel dünyaya açılması ve uyum sağlamasında  değişim süreç yönetimiyle, dönüşüm yaratılmasını sağlayan inovasyonel liderlere ihtiyaç vardır. Bunun için eğitim, sağlık alanında yapılacak değişim ve dönüşümler ile bilime dayalı inovasyon yaratılmasının hızlandırılmasıyla gelecek kuşakların önü açılacaktır.