21.08.2016 02:30 | Son Güncelleme:
MUSA KESLER - Kalkışma ve darbeler tarihi (6)

4 yılda örgütlenip 4 saatte devirdiler

›› 1957 seçimlerinde Demokrat Parti güç kaybetmiş, siyasette gerilim artmıştı. Ordunun içi kaynıyordu. Her kışlada örgütlenme başladı. 26 Mayıs’ta darbe olacaktı. Ama Menderes Eskişehir’e gitti. 1956’dan beri örgütlenen genç subaylar 27 Mayıs’ta 4 saatte amacına ulaştı

Demokrat Parti’nin 1950’de başlayan ilk dönemi rahattı. Ekonomi iyi gitmiş, yatırımlar hızlanmıştı. Ancak ikinci dönem bu süreç durmuş, ekonomik veriler kötüleşmeye başlamıştı. Siyasette artan gerilim toplumun her kesimine yansımıştı. İsmet Paşa önderliğindeki muhalefet, Demokrat Parti’ye nefes aldırmıyordu. Menderes hükümetinin de muhalefe aynı sertlikte mukabelesi tansiyonu daha da artırmıştı. 1957 seçimlerinde güç kaybeden Demokrat Parti hem iç politikada hem dış politikada sıkışmaya başlamıştı.

‘Komite’ enflasyonu

Orduda 1956’dan itibaren başlayan ‘müdaheleci’ yapılanmalar güçlenerek çoğalmaya başlamıştı. Genç subayların laiklik hassasiyeti, ekonomik sıkıntılarla da birleşince artık ‘müdahale’ motivasyonu daha da yükselmişti. Neredeyse ordunun her biriminde ayrı bir yapılanma ortaya çıktı. 1954’ün sonbaharında Tuzla Uçaksavar Okulu’nda Yüzbaşı Dündar Seyhan ve Yüzbaşı Orhan Kabibay’ın kurduğu ‘İhtilal Komitesi’ böyle bir ortamın ürünüydü.

PAŞA ARAYIŞI

Kısa sürede çok yerde örgütlendiler. Yüzbaşı Seyhan bir yıl sonra Harp Akademisi’nde Binbaşı Faruk Güventürk ile başka bir ‘komite’ daha kurdu. Orduda reform yapmak, ‘yaşlı’ subayları tasfiye etmek amacındaydılar. ‘Atatürkçüler Cemiyeti’ adını aldılar. Bir başka güçlü ‘müdahaleci’ örgüt ise Ankara’da Kurmay Binbaşı Talat Aydemir, Yüzbaşı Osman Köksal ve Binbaşı Sezai Okan tarafından kuruldu. Genelkurmay karargahındaki subaylar da boş durmuyordu. Kurmay Binbaşı Sadi Kocaş da kendi örgütünü kurdu. Genç subaylar arasında örgütlenip, başlarına da bir generali geçireceklerdi.

Aydemir’in gayesi otoriter bir yönetimle reform  yapmaktı. Personel Başkanlığı, Başbakan ve  Cumhurbaşkanı yaverleri Muhafız Alay Komutanlığı gibi birçok stratejik nokta hedeflerindeydi.

Bakana teklif

Aydemir, Kurmay Yüzbaşı Alparslan Türkeş ile de anlaşınca daha da güçlendiler. Türkeş, genç ve karizmatik bir subaydı, ordu içindeki çevresi de genişti.

Diğer gruplarla birleştiler. Ama başlarına bir general bulamıyorlardı. Milli Savunma Bakanı Şemi Ergin’e bile liderlik teklif ettiler. Ergin kabul etmedi ama tepki de göstermedi. Ordunun içi kaynıyordu. Binbaşı Samet Kuşçu, bu gruplardan birini ihbar etti. 9 subay tutuklandı. Tuğgeneral Cemal Tural başkanlığındaki askeri mahkeme 6 aylık yargılama sonucunda 26 Mayıs 1958’de tutuklu subayları beraat ettirdi. İhbarcı subay Samet Kuşçu ise ‘orduyu isyana teşvik suçundan iki yıl hapis cezası aldı.

Gruplar birleşerek güçlenmeye devam ettiler. 1958’in Haziran ayına gelindiğinde Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Necati Tacan’a liderlik teklif edecek kadar ilerlemişlerdi. Tacan net bir cevap vermedi, kapıyı açık bıraktı. Ama bir ay sonra ani bir şekilde vefat etti. İhtilalcilerin yeni bir lider bulmaktan başka çaresi yoktu. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na Rüştü Erdelhun, bir süre sonra da Org. Cemal Gürsel getirildi. Gürsel örgüt için iyi bir fırsattı. Kocaş, 1941’de Kars’ta onunla çalışmıştı, izlenimleri olumluydu.

Kocaş, Gürsel ile ilk teması Şubat 1959’da bir Almanya gezisi sırasında yaptı. Gürsel ile ‘prensipte’ anlaştılar. Gürsel de artık örgütteydi ve kod adı ‘Faik Bey’ idi. İhtilalcilerin morali ve hızı artmıştı. Bir süre sonra Albay Osman Köksal, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Komutanlığı’na atandı. 14 Eylül 1959’da Ankara Gençlik Parkı’nda yapılan toplantıya örgütün ‘ağır topları’ tam kadro katıldı.

1960’ın Nisan ayına gelindiğinde ülkede siyasi tansiyon hat safhaya çıkmıştı. Üniversiteler, askeri okullar kaynıyordu. 29 Nisan’da sıkıyönetim ilan edildi. Bu arada örgüt çok sayıda generali ikna etmişti. Harp Okulu Komutanı Tuğgeneral Sıtkı Ulay ve Tümgeneral Cemal Madanoğlu önemli iki isimdi. Madanoğlu bir şartla kabul etmişti: ‘Kuvvetinizi, planlarınızı öğrenirim, baktım ki bana uymuyor, açıkça söyleyim, ben kaçarım arkadaş’ demişti. Sonra da ‘Ulan peki, bu iş de erkeklik uğruna olsun’ diyerek teklifi kabul etti.

‘Ordu emrimde’

5 Mayıs’taki meşhur 555K gösterilerinde, Başbakan Menderes çok zor durumda kaldı. 21 Mayıs’ta Harp Okulu öğrencilerinin yürüyüşü ise artık tehlike çanlarının çatlamaya başlatığının göstergesiydi. Yürüyen öğrencilerin komutanı Sıtkı Ulay, Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’u; Erdelhun da Başbakan’ı ‘Ordu emrimde, merak etmeyin’ diyerek teskin etti.

Darbeci ekip ise 23 Mayıs’ta son toplantısını yaptı. 26 Mayıs’ta müdahale olacaktı. Bu sırada bir pürüz daha çıktı. Başbakan Menderes’in 26 Mayıs’ta Ankara’da olması bekleniyordu. Ama o Eskişehir’e gitti. Menderes’i Eskişehir’den almak için iki subay görevlendirildi. 27 Mayıs günü, Türkiye darbeyi Kurmay Albay Alparslan Türkeş’in ‘davudi’ sesinden duydu. 1956’dan beri örgütlenen genç subaylar 4 saatte hedeflerine ulaşmıştı. Cumhurbaşkanı Bayar, Başbakan Menderes ve diğer partilileri Yassıada’da adaletsizlik ve zulüm dolu bir süreç bekliyordu...

Okuma listesi

- İhtilâlin İç Yüzü- Abdi İpekçi, Ö.Sami Coşar
- Bir İhtilâl Daha Var, Örsan Öymen
- Babam Adnan Menderes-Aydın Menderes, Taha Akyol
- Şahinlerin Dansı- Hulusi Turgut

YARIN: MÜZMİN İHTİLALCİ TALÂT AYDEMİR

Bu habere ifade bırak
  • 0Mutluyum
  • 0Şaşkınım
  • 0Kararsızım
  • 0Kızgınım
  • 0Üzgünüm
Toplam Oy0