Biz kadınlar her şeyi başarabilecek güçteyiz!

Yeter ki kendimize inanalım. Gücümüzün farkında olalım. Yeter ki her çocuğun hakkı olan güven duygusu , eğitim alma  hakkı ve en çok da sevgi,  bizden esirgenmemiş olsun.

Biz ki,  kız çocuğunu evlat kabul etmeyen toplumların içinde  baş kaldırmışız, kendimizi var etmişiz. Kravatı şart kabul eden  çalışma hayatının içinde, kendimize yer açmışız. Biz ki bedenimizin çektiği acıya göğüs germi,  çocuk doğurmuşuz. Çocuklarımızı emzirdikten sonra beşiğine bırakıp, gözümüzde yaşlarla işimize dönmüşüz.  Biz ki mesailerimizi bitirip daha ağır ev mesailerine istekle, özlemle koşmuşuz. Biz kadınlar her şeyi başarabilecek güçteyiz. Yeter ki kendimize inanalım!

Evet, büyük şehirlerde çehre kısmen de olsa  değişti. Ama keyfini sürebilmek ne mümkün?  Toplumumuzun büyük bir kısmında, hala  yaralı.  Hala çocuk gelinlerden bahsediyoruz örneğin. Ellerinden bez bebekleri alınıp,  aklında ne oynayacağından gayrı bir düşüncesi olmadığı halde gelin edilen kız çocuklarımızdan. Sevilme hakkı olmayan, eğitim fırsatları ellerinden alınan, çocuk olmalarına izin verilmeyen, küçük  yaralı yüreklerden.

Hala kadın cinayetlerinden bahsediyoruz bu devirde. Babaları, erkek kardeşleri, amcaları dayıları ve çoklukla bir ömür aynı yastığa baş koymaya niyetli oldukları halde başlarını toprağa koyan kocaları tarafından öldürülen kadınlardan. Hayatlarındaki erkeklerden her gün dayak yiyip, bunu kendi suçları, kendi kaderleri zanneden kadınlardan bahsediyoruz.

Toplumdaki bu yaralar kapanmadan,  başımız dik, yüzümüz güleç yürümek ne mümkün.  Rahat bir nefes alabilmek için, önce bilmeliyiz ki hiçbir kadın nefessiz kalmıyor….. Bilmeliyiz ki hiçbir kadın, sevdiği erkeklerin şiddetine, öfkesine  katlanmak zorunda değil.

Üzülmek, gözyaşı dökmek yetmiyor arkadaşlar!

Hepimizin yapabileceği bir şeyler var.  Günlük koşuşturmalarımızın,  endişelerimizin, korkularımızın arasında bir duralım.  Komşu evden gelen çığlıklara kulaklarımızı kapatmayalım.  Kapıyı çalmak çok zor biliyorum. Ama en azından güvenlik güçlerinden yardım isteyebilir, şiddete uğrayan o kadının dili, kurtarıcısı siz  olabilirsiniz. 

Bir çok yardım kuruluşu var.   Biliyorum hepimizin vakti değerli. Ama  bu kuruluşlara maddi veya manevi destek vermenin iç rahatlığını size hiçbir alışveriş, hiçbir seyahat veremez, göreceksiniz.

Ama en önemlisi ne biliyor musunuz? Çocuklarımızı,   bu bilinçle yetiştirmek. Netice itibariyle kadınlara şiddet uygulayan, döven, ezen ve hatta öldüren bu erkekler yine biz kadınların yetiştirdiği bireyler. Erkek çocuklarımıza merhameti,  şiddettin güç değil zayıflık olduğunu öğretelim. Kadının yerinin erkeğin gerisinde değil, yanında olduğunu öğretelim.   Cinsiyetinin erkek olmasının, adam gibi adam olmasına yetmeyeceğini  öğretelim.

Kız çocuklarına gelince….. Öyle bir güven, öyle bir sevgi verelim ki kızlarımıza,  hayatta her şeyi başarabilecek güçte olduğunun farkında olsunlar.  Eğitim fırsatı verelim ki kızlarımıza, yarın “adam gibi adam” olmayan bir erkekle karşılaştıklarında, bunu kaderleri  zannetmesinler. Çalışıp kendi ayakları üzerinde duracak güçleri olsun. Ve en önemlisi….. öyle destek olalım ki kızlarımıza, başlarına ne gelirse gelsin, ailesinin yanında olduğundan, onu bekleyen sıcak bir yuvası olduğundan hep emin olsunlar.

8 Mart Dünya Kadınlar günümüz kutlu olsun!

Sevgiyle

Yeşim Varol Şen

İlişki ve Evlilik Danışmanı

www. yesimvarolsen.com