Bir bedende koca bir dünya: Kadın

Süslü kelimelerle her 8 Mart’ta övülen, göklere çıkarılan, bir demet çiçekle kutlanan, belki de kutlanmayan, bu dünyada yaşadığı sürece her türlü fedakarlığı yapan ama yine de hakir görülen tek insan, hangi kimlikte olursa olsun: Kadın.
Bir bedende koca bir dünya: Kadın

Bir vücutta birden fazla kimliği olan, doğduğunda şanslıysa sevinilen; yeterince şanslı değilse abisine, babasına veya ailenin diğer büyüklerine hizmet etmek için yetiştirilen, okula gönderilmeyen, sesi kısılan, eşinden, sevgilisinden ayrıldı diye sokak ortasında öldürülen, bedenine sahip olmak isteyen vahşi bir içgüdünün kurbanı olan yakıla yakıla öldürülen; kadın.

Hala 'kadın' değil de 'bayan' denilen; bir kadına kadın demenin ayıp olduğu bir toplumda, kendine kimlik bulmaya çalışan; değişen moda algısına göre ayakkabı-kazak alan; güzellik anlayışı sıfır bedenden büyük bedene; büyük bedenden sıfır bedene indirilen; değil kendi içindeki toplumun; dünyada güzellik algısıyla bile doğduğundan itibaren şiddet gören; kadın.


Güzel ve başarılıysa arkasında illa ki ondan daha güçlü bir erkek olduğuna; çirkin ve başarılı ise, hırsından başarılı olduğuna inanılan… Erkekten çok, hatta yeri geldiğinde en az erkek kadar kendi hemcinsine, sözleriyle, bakışlarıyla, eleştiriyle daha çok şiddet gösteren; kadın.

Spor dallarında güzel ve çekici ise, markaların sponsor olduğu; iş yaşamında halen kabul görme savaşı veren, kaç yaşına gelmiş olursa olsun kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, yeri geldiğinde babanın ceketini alıp çıktığında, çocuklarına hem annelik hem de babalık yapan; kadın.

Namus kavramını sadece kadın üzerinde tutan, aklı fermuarına sıkışmış zihniyetlerin arasında hem kendini hem de namus kavramının üzerinde yarattığı baskıyla yaşamaya çalışan; kadın. Abisinin kız kardeşi olduğunda mahalle delikanlılarının savunduğu; kimsenin kardeşi olmayıp daracık pantolon giydiğinde yolda yürürken kulağına küfür fısıldanan; kadın.

Kadın! Senin günün her zaman kutlu olsun.Sen bir gün değil, her gün değeri anlaşılması gerekirken, egoların yüzünde patladığı sözlü, fiziksel ve psikolojik şiddetin içerisinde kalmış özel bir varlıksın. Senden çocuk olur, abla, kardeş olur, evlenirsin anne olursun, elin bereketlidir, 2-3 malzemeyle illa ki sofranı zenginleştirirsin. Eline iğne iplik bile alsan, yine en güzel fistanları dikersin.

Bu yazı biraz daha hatta çok fazla toz pembe olabilirdi ama gözlüklerim kırıldı. O yüzden içinde bulunulan dünyada kadının yerinin nerede olduğunu kendimizi kandırmadan görebilmemiz gerekiyor. Biz bize sahip çıkmazsak; kadın kadına en az erkek kadar şiddet gösterirse, inanın bir yere varamayız.

Çünkü, çuvaldızı kendimize batırmak gerekirse; Bu şiddet kısır döngüsünü yaratan en başından beri biziz, biz kadınlarız.Kocasının çapkınlığından şikayet ederken, oğlunu çapkın yetiştiren ve bununla gurur duyan; gelini olduğunda kendi kayınvalidesinden ne gördüyse aynısını da gelinine yapan; abisini eşinden kıskanan kızkardeşler olmaktan çıkıp artık gerçekten birer birey olup varlık göstermek, tek yumruk olmak gerek.

Sanırım her şey kadının, kadını sevmesi ile başlayacak. Birbirimizi sevelim çünkü bizi sevgi kurtaracak.

Reklamlardaki kadar mutlu, huzurlu, naifçe sevilip okşandığın, annenin ve babanın mürüvvetini göreceği yaşa geldiğinde gelinliğinin duvağının tabutunu değil de, o güzel yüzünü örttüğü günleri görebilmen dileğiyle…

Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun!

 

Bu makaleye ifade bırak