GündemRSS
16.07.2008 - 23:56

Devlet Sanatçısı ne yapar ya da yapamaz!

Sitene Ekle
Olaylar ve İnsanlar  |  Hasan Pulur h.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

METE Uğur, 58 yıllık arkadaşımız. Kabataş’a 1950’de girmişiz, O, Hikmet Sami Türk, Hilmi Yavuz aynı sınıflardanız ama bizim “Atmacanın kafa kesitini renkli tebeşirle karatahtaya çizememe” gibi bir başarı ödülümüz olduğu için hepsinden kıdemli öğrenciyiz! Çok şükür, bunca yıllık arkadaşlığımızı “arızalı sağlam” bugünlere kadar getirmişizdir; arıza “şairi azam” Hilmi Yavuz’dan gelse bile alışmışızdır. Bazıları için bu arızalar, hele sonuncusu onarılması güç bile olsa, bizi etkilemez; herkesin arızası kendisinden deyip çıkarız işin içinden...
Ne demişler şair için?
“Şair, ne kadar gitse de bizlerde kalandır,
Aldanma ki şair sözü elbet yalandır”
İlhan Keser’in kulakları çınlasın.
* * *
LAFA Mete Uğur’dan başladık, bakın nereye kadar geldik...
Evet, bir cumartesi günü Taksim’deki Marmara Oteli’nin altındaki “Kiçinet”te oturuyoruz. Mükemmele yakın “alafranga kahve” burası; yemeğiyle, içkisiyle ve hepsinden önemlisi erkek-kız garsonlarıyla tertemiz ve rahat.
Mete Uğur makarna söyledi, tabii İtalyanca adıyla. Ne de olsa bunca yılın baritonu. Opera sanatçısı olup da İtalya’yı ve de İtalyancayı bilmemek olur mu?
Ve tabii İtalyan yemeklerini de...
Garsona sordu:
“Sen bu makarnayı İtalya’da nasıl yaparlar bilir misin?”
Delikanlı cin gibi:
“Hayır efendim, ben İtalya’ya gitmedim!”
Biz gülmeye başlayınca Mete Uğur, dilimize düşeceğini anladı:
“Peki peki, nasıl yapıyorlarsa öyle getir!“
Bizi gösterdi:
“Böyle avukatın oldukça!”
* * *
NEYSE yemekler geldi, laf lafı açtı. Laf, “Devlet Sanatçılığı unvanını” açtı. Mete Uğur, 17 yıldan beri Devlet Sanatçısı’dır.
Sorduk:
“Peki, bu unvanı onurla taşımaktan başka bir şey yapıyor musun? Ya da senin bunca yıllık tecrübenden sonra sana soran oluyor mu?”
* * *
METE Uğur, “Yarın buluşalım” dedi; buluştuk. Cebinden bir kâğıt çıkardı, okuduk. Mete Uğur’dan Kültür Bakanı’na, tarih 14 Mayıs 2008:
“Sayın Bakanım,
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin bugünkü durumu hakkında size bilgi arz etmek için özel kaleminize iki kez müracaat etmeme rağmen bugüne kadar bir cevap alamadım. Bu yüzden size yazmak lüzumu hissettim.
Ben 47 yıl bu müesseseye hizmet etmiş bir sanatçıyım. Ülkemi birçok kez yurt dışında şerefle temsil ettim. Opera ve Bale’mizin, İstanbul’da içinde bulunduğu içler acısı durum, benim gibi ülkesini seven, işine bağlı birçok sanatçıyı fazlasıyla üzmektedir. Temsiller eldeki olanaklara rağmen son derece kalitesiz ve sönük geçmektedir. Durumun böyle olmasının sebebi baştaki idarecilerden kaynaklanmaktadır. Camiamız içinde bu görevleri yapabilecek pek çok genç ve bilgili sanatçının bulunmasına rağmen başarısız kimseler nöbetleşe bu göreve getirilmekte ve bu yoz döngü devam etmektedir.
Ben 47 yıllık meslek hayatımda Aydın Gün ve Cüneyt Gökçer gibi yöneticilerle çalışmanın mutluluğunu yaşamış bir sanatçı olarak içinde bulunduğumuz bu olumsuz durumdan üzüntü duymaktayım. Zamanınız olursa bu konuda size bilgi vermeyi görev addederim.”
* * *
METE Uğur maçı başından kaybetmişti.
Her ne kadar İbrahim Sarıtaş namında bir danışman kendisini iki kere arayıp biri İstanbul’da, biri Ankara’da iki randevu verip iptal ettirmişse de, dediğimiz gibi maçı başından keybetmişti. Mete Uğur, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’a ne diyordu:
“Şayet zamanınız olursa bu konuda size bilgi vermeyi görev kabul ederim.”
İşte maç bu pozisyonda kaybedildi.
AKP toplantılarında yumruk şov yapmakla meşgul “eski solcu” Bakan’ın Mete Uğur’a ayıracak vakti, zamanı hiç olur muydu?

Red Kit'in maceralarında önemli yeri olan ünlü haydut çetesinin adı nedir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.