İlişkinin bir tık altı, arkadaşlığın bir tık üstü

İnsan "Ne gerek var ki?" diye sorgulamadan geçemiyor. Ya normal birey gibi davranıp arkadaş olursun ya da olmazsın. Flört evresinde birinin ilişki istemediğini duymak ya da duygularını frenlemek zorunda kalmak yıkıcı olabiliyor.

İlişkinin bir tık altı, arkadaşlığın bir tık üstü
  • Sen harika birisin ama ben ilişki düşünmüyorum. (Senden daha iyisini bulabilirim) 
  • Ben uzun bir ilişkiden çıktım ve yeni bir ilişkiye hazır değilim. (Beni heyecanlandırmıyorsun. Komik ya da alengirli de değilsin) 
  • Ben aşk adamı/ kadını değilim. (Kimin neyisin?)
  • Sorumluluk almaya hazır değilim. (Oysa ki ben çocuk yapmak istemiştim.) 
  • Bence iki insan birbirini seviyorsa, buna bir isim vermeye gerek yok. (Yani kim kime dum duma...) 
  • Bağlanma problemim var. (Yemin ederim bunu Teoman çıkardı.) 
  • Sen çok değerlisin ve seni kaybetmek istemem. (Yeni birini bulana kadar ben sana sen bana… Bulunca da herkes kendi yoluna) 
  • Ben seni üzerim… (Tamam ben de mazoşistim zaten) 
  • Ben ilişkide kötü biriyim, inan o yüzümü görmek istemezsin. (Hoşgeldin çoklu kişilik bozukluğu) 

Yani anlayacağınız bu mesele, "Evde sular kesildi, ondan sevgili olamayız"a kadar gider. Hep söylüyorum; bu erkeklerin ahlakını Issız Adam bozdu! Ne olurdu yani insan gibi davransaydın da gül gibi Ada’yı kaçırmasaydın? Hayır yani, daha iyisini mi buldun? Ayrıca dedenin, babannenin zamanında bağlanma korkusu mu vardı? 

 

Kadınlar da bu tür karakterlere çekiliyor

 

 

Kendilerini bu tarz özgürlükçü ve bağımsız, hiç kimsenin baskısı altına girmek istemeyen erkek modeli olarak tanımlayan organizmalar, herkesin daha iyisi olduğunu düşünmekle birlikte, aynı zamanda her kadının da kendilerine aşık olduğunu düşünürler. Bu yüzden kendilerini vazgeçilmez görürler. 

Ama şimdi yiğidi öldür hakkını yeme…
 
Biz kadınlar da ilişki istemeyen, ne dediği belli olmayan, karakteri oturmak ile oturmamak arasında kalıp; amuda kalkmayı tercih etmiş, aile babası olma yolları çıkmaz sokak olan, cool'luk ile açlık arasındaki kalın çizgiyi göremeyip; aç köpek gibi salya akıtan, söz konusu uzun saç ve uzun iki bacak olunca etik ve ahlak kavramlarını unutan adamlar neredeyse oradayız! Hiç uğraşmıyoruz, elimizle koymuşuz gibi buluyoruz. 

Neden? 

Eee var bizde de eksik birkaç tahta! 

 

Artık mesele evlenmek değil, sevgili bile olamamak!

 

 

Şimdi ben neden cinsiyetçilik yapıp erkeklere saldırdım? Bu tamamen kendi yönelimlerim yüzünden. Fakat bunu erkeklere yapan kız arkadaşlarım da mevcut. Hatta o kadar kıymetliler ki, insanın görünce kendi flörtünün burnundan getiresi geliyor. 

Isıtılıp ısıtılıp önümüze getirilen bu klişede artık mesele evlenmek değil, sevgili olamamak oldu. “Biz neyiz?" sorusu ise Aşk-ı Memnu’nun sevişme sahnesinde araya koyulan yastık gibi oldu.
 
İlişkinin bir tık altı, arkadaşlığın bir tık üstü evresi ise artık; "Duygularını bastırabildiğin kadar bastır, bana söylersen kaçar giderim" evresi oldu. 

Tabii "Cehennem ve dibi senin. İstediğin kadar kaçabilirsin" diyemiyoruz. 

Bu yasaklar karşısında boynu bükük razı bekliyoruz. 

 

Sorun bağlanmak değil, nereye bağlanacağını bilememek

 

 

İnsan "Ne gerek var ki?" diye sorgulamadan geçemiyor. Ya normal birey gibi davranıp arkadaş olursun ya da olmazsın. Flört evresinde birinin ilişki istemediğini duymak ya da duygularını frenlemek zorunda kalmak yıkıcı olabiliyor. Zaten hepimiz çok iyi biliyoruz ki, üstte yazdıklarım da bahane. Bizden elektrik alamayan bu insanları trafoya bağlama şansımız olmadığına göre, onları yine onlara bırakmaktan başka şansımız olduğunu da düşünmüyorum.

Bu insanlar kötü kalpli mi? 

Hiç sanmıyorum, sadece deneme yanılma yoluyla doğru insanı bulmaya çalıştıklarını ama bu yolda da karşılarına çıkan herkesi harcadıklarını düşünüyorum. (Hadi iyisin ıssız, bak seni de savunacak bir şey buldum.) 

 

 

Zaten yaşadıkları asıl problem bağlanmak değil, nereye bağlanacağını bilememek. Biz çok iyiyizdir, çok güzelizdir, bizimle vakit geçirmek harikadır, her şeyimizle okeyizdir, fakat o kişi söz konusu ilişki olunca bizi yanına alamaz; karşısına alır. Aslında tek bir cevabı vardır. O kişiler bize aşık değildir, yoksa biz de biliyoruz her haltı yedikten sonra doğru kanala bağlanınca kul köpek olduklarını. 

Ve biz ıssız seviciler lütfen artık kendimizi kurban konumuna sokmayalım. Hiçbir insan kendi hayatımızdan değerli olmayacağı gibi, bazen en güzel cevap da “Yallah” olur. Bırakın çok kadınla ölmek isterken yalnız ölsünler. 

Ayrıca Recep İvedik hayranı bir izleyicinin üzerinde In-Yer-Face bir oyun nasıl duruyorsa, bizim Türk erkeklerinde de bağlanma problemi öyle duruyor. 

NOT: Sevgili flörtüm umarım sen de buradan bir ders çıkarırsın!

 

 

Bu makaleye ifade bırak