Lise arkadaşı mı yoksa üniversite arkadaşı mı?

Hepimiz 1-A'da okumadık belki ama birinci sınıf olduk. Mini mini 1'lerken bir baktık ortaokul bitmiş ve kendimizi lisede bulmuşuz. Arkasından da üniversite sınavına girmişiz, kazanan kazanmış; kazanmayan şansını bir kez daha denemiş, olmuş ya da olmamış. Üniversiteyi kazandığınızı farz ediyor ve soruyu patlatıyorum: Lise arkadaşları mı yoksa üniversite arkadaşları mı?

Lise arkadaşı mı yoksa üniversite arkadaşı mı?

Kimilerine göre cevap çok basit: Elbette lise/üniversite arkadaşları.

Genelde bu tarz sorularda şıklar arasında "C: İkisi de" olmuyor.

Ama öyle bir şık olsaydı muhtemelen birçok kişi "C: İkisi de" derdi.

Halbuki öğretmen ben olsam ve tek tek bana sınav kağıtlarınızı teslim etseniz, hepiniz dersten kalırdınız.

Acımazdım.

Çünkü hayat çok acı.

Arkadaşlıklar gelip geçici.

Ne lise ne de üniversite arkadaşları insana iyi geliyor.

İş arkadaşı zaten hiçbir şekilde iyi gelmiyor.

Oradan buradan tanıdıklarımız da aynı şekilde.

Sıkıntı insanların kötü olması değil, her yerden bencillik pompalanıyor artık.

Kendi Facebook, Twitter, Instagram sayfamız var.

Diyalog kurmuyoruz, herkes basın açıklaması yapar gibi kendini ifade ediyor.

"Ben... Ben..."ler havada uçuşuyor.

Herkes en doğrusunu biliyor, herkes en güzelini yapıyor.

Hayat acımasız, arkadaşlıklar gelip geçici.

Herkes herkesin hayatında çıkarı devam ettiği sürece kalıyor.

Ve bunların hiçbirisi doğrudan bizim suçumuz değil; bu devir böyle.

Biliyorum çok sancılı ama en fazla 2-3 diziye bakıyor her şeyi kabullenmek, her şeyi kanıksamak.

Yeni level'a atladığınızda ve bir şekilde 'hoş' geldiğinizde "Aaa, tabii, tabii, mutlaka bi' çay içeriz..."

Tabii eğer denk düşersek!

 

twitter.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak