Postmodern Barbie'ler trans olursa...

Trans barbie bebekler fazlasıyla tuhaf, görece korkunç ve ürünün vermek istediği mesajdan oldukça uzak bir imajla üretildiği için yeni bir başarısızlık hikayesi olacak gibi...

Postmodern Barbie'ler trans olursa...

Barbie denince herkesin aklına çocukluktan kalma mavi gözlü, sarışın ve en önemlisi, gerçeküstü fiziksel standartlara sahip oyuncak bebekler geliyor. Bugüne kadar üretilen Barbie’lerin tamamı beyaz tenli, ince ve fazlasıyla simetrik vücut hatlarına sahipti. Bu durum, geçmişte bu kadar rahatsız edici görülmese de günümüzde gerek sosyal medya aracılığıyla, gerekse Barbie’ye karşı üretilen diğer bebeklerle fazlasıyla tepki görür hale geldi. Bu tepkilere kayıtsız kalmayan Mattel, Barbie’nin görüntüsünü tamamen değiştirmişti.

Bununla da kalmayıp LGBTİ hareketine verdiği desteği göstermek ve duyarlılığı arttırmak adına Barbie’ye, LGBTİ’nin sloganı olan 'Love Wins' yazılı t-shirtler giydirdi. Bu hareketiyle büyük beğeni toplasa da, ardından şimdilerde çok eleştirilen, hareketin ise tamamen reddettiği trans Barbie’leri üreterek karizmayı fena çizdirdi...

 

 

Trans Barbie’nin piyasaya sürülmesiyle büyük ilgi görmesi bekleniyordu. Mark Jonathan bebeği “Barbie’ye postmodern bir bakış açısı” olarak tanımlasa da, bebek aşırı avangartlıktan çirkin sayılabilecek bir görüntüye bürünmüş ve adeta trans bireylere bir hakaret gibi tasarlanmış. Abartılı makyajı, kıyafeti, vücut hatları ve diğer tüm özellikleriyle trans bir bireyden başka her şeye benzemiş doğrusu.

Vermek istenilen mesajdan uzak

Barbie yıllarca bir sürü farklı kılığa girmişti ve her birinde büyük tepki toplamıştı. Engelli Barbie üretildiğinde, Amerika’da bir çocuk tarafından meşhur evinin içine sığmaması gerekçesiyle üretimden kaldırılmış, hamile Barbie, hamile olmasına rağmen parmağında yüzük olmadığı için ebeveynler tarafından satın alınmaz hale gelmiş, tüm Barbie’ler beyaz olduğu için firma ırkçılıkla suçlanmıştı. 1992’de 'konuşan Barbie' üretildiğinde, “Matematik dersi çok zor” dediği için tembelliğe teşvik ettiği, 2000’de ortaya çıkan 'dövmeli Barbie'nin çocuklara 'asi olmayı' öğrettiği düşünülmüştü. 2007 yılında bebeklerin kullandığı bazı aksesuarlarda, kurşun bazlı kimyasalların bulunduğu ileri sürülünce, firma tam 800 bin bebeği piyasadan toplatmıştı. İnsanlar üretilen her Barbie için bir kulp buluyor gibi görünse de, o kadar da haksız sayılmazlar. İşte tam da bu noktada 'trans Barbie’ler de fazlasıyla tuhaf, görece korkunç ve ürünün vermek istediği mesajdan oldukça uzak bir imajla üretildiği için yeni bir başarısızlık hikayesi olacak gibi.

 

 

Barbie, özellikle çocuklar ve onları eğiten ebeveynler üzerinde bu kadar büyük algı yönetimine sahip. Bu algı yönetimini kullanarak, toplumun belli bir kısmını oluşturan, kendini diğer insanlara kabul ettirme ve onlardan farksız bireyler olarak tanımlama mücadelesini hatırı sayılır zamandır sürdüren bir kesimi bu kadar 'marjinalleştirmemeliydi'. Toplumda zaten marjinalleştirilen ve normalleşme sürecini ne yazık ki hala tamamlamaya çalışan LGBTI hareketini, yine aynı toplumun en küçük bireylerine ve diğer Barbie’yi tanıyan, takip eden herkese bu şekilde garip, çirkin ve hatta korkunç göstermek kabul edilir olmamalı.

Ürünün piyasaya çıkmasıyla, akla 'Bebeği, bu şekilde yaratırken amaç neydi?' sorusu geliyor. Trans bir Barbie tasarlamak, niyet olarak siyahi Barbie veya engelli Barbie tasarlamak gibi farkındalık amacı gütse de, bu bebek görünüşü ve yarattığı algı sonucu farkındalık şöyle dursun, tuhaflıktan fazlasını içermiyor. Üstelik bu tuhaf imaj translara atfedilince, yarattığı algının yıkılması oldukça zor bir hale geliyor. Kısacası, firma yeni tasarımıyla yine gündeme oturmayı başarırken, kaş yaparken göz çıkarmayı da ihmal etmiyor...

 

https://www.instagram.com/eylulaktaan/

https://www.facebook.com/eylul.aktan.7

https://twitter.com/eylulaktan

Bu makaleye ifade bırak