Quentin Tarantino hakkında bilmediğiniz gerçekler

Günümüz dünyasında modern sinema deyince akla gelen ilk isimlerden biri olan Quentin Tarantino, tıpkı meslektaşları Alfred Hitchcock ve Martin Scorsese gib,i ilk bakışta ayırt edilebilir özelliklere sahip. Nasıl ki Hitchcock’un ‘silüetleri’ varsa, Martin Scorsese’nin ‘siyah çerçeveli gözlüğü’ varsa; Tarantino da manik davranışları, renkli dili, Amerikalı olan her şeye karşı olan ilgisiyle, diğerlerinden ayırt ediliyor. Onun hakkında 10 enteresan gerçeği derledik.

Quentin Tarantino hakkında bilmediğiniz gerçekler

Quentin Tarantino hakkında bilmediğiniz gerçekler

Günümüz dünyasında modern sinema deyince akla gelen ilk isimlerden biri olan Quentin Tarantino, tıpkı meslektaşları Alfred Hitchcock ve Martin Scorsese gib,i ilk bakışta ayırt edilebilir özelliklere sahip. Nasıl ki Hitchcock’un ‘silüetleri’ varsa, Martin Scorsese’nin ‘siyah çerçeveli gözlüğü’ varsa; Tarantino da manik davranışları, renkli dili, Amerikalı olan her şeye karşı olan ilgisiyle, diğerlerinden ayırt ediliyor. Tarantino günümüz sinemasının yaramaz çocuğu, kitsch akımını yücelten bir modern derviş. Yıllar içinde eksantrik hayatına dair de pek çok hikaye duyduk. Gençliği, hobileri, yaratıcılık yöntemleri… Hiçbir konuda sınırı yok. Bugün ise onun doğum günü. 54 yaşına giriyor. Bu vesileyle kendisi hakkında 10 enteresan gerçeği derledik toparladık.

  1. İlk iki işi porno endüstrisindeydi

<ol>
<li value="NaN">İlk iki işi porno end&uuml;strisindeydi</li>
</ol>
22 yaşındayken ‘Video Archives’ denilen kiralık bir dükkanda çalışan Tarantino, sinema diline yön veren gençlik yıllarını burada tezgahtarlık yaparak geçirdi. Bir röportajında o günleri anlattı; hatta 16 yaşında bir porno dergisinin sahibiyle bütün gece gezdiğini söyledi. Size pek eğlenceli bir gece gibi gelmeyebilir ama eğer insomnia iseniz, cinselliği sanata dökmeye meraklıysanız veya isminiz Quentin Tarantino ise emin olun o gece unutulmazlarınızdan biri olurdu! Tarantino’nun ikinci işi yine porno sektöründeydi. Kaliforniya’daki Pussycat Sineması’nda yer gösterici olarak çalıştı. Burada hangi filmlerin gösterildiğini siz tahmin edin artık… Tarantino o günleri şöyle anlatıyor: “Bütün bir gün sinema salonundasınız, bütün filmleri bedava izliyorsunuz. Tabii ki ironilerin ironisi bir durum bu. Filmlerle hiç ilgilenmediğim için işi bıraktım. Çünkü çok sıkılmıştım.”   
 

2- 160 IQ’suna rağmen liseyi zar zor bitirdi

2- 160 IQ&rsquo;suna rağmen liseyi zar zor bitirdi
Çocukluğunda bir an önce okuldan kurtulup bütün hayatını filmlere adamak isteyen Tarantino, liseyi çok zor bitirdi. Lisedeki başarısızlığı aptallığından değil, aşırı zekasından kaynaklanıyordu. Bugün aldığı bütün ağır eleştirilere rağmen kimse Tarantino’nun aptal bir adam olduğunu söyleyemez zaten. Okul hayatında başarısız olsa da Tarantino kendi kendini yetiştirdiğine inanıyor. En çok tarih ve İngilizce derslerini sevdiğini, özellikle tarihi hikayelere bayıldığını, İngilizce’ye karşı olan ilgisinin ise yazı dilinin gelişimine katkı sağladığını söylüyor. Hatta bir dönem yazar olmak istemiş ama ilk aşkı sinema hep ağır basmış.
 

3- Katil Doğanlar (Natural Born Killers) filminden nefret ediyor

3- Katil Doğanlar (Natural Born Killers) filminden nefret ediyor
Orijinal senaryoyu bizzat kendisi yazmış olsa da, çekilen senaryoda ise hala minik Tarantinovari süslemeler bulunsa da (kan sıçraması, şiddet ve müzik kutusu gibi), Quentin Tarantino 2003 yılında verdiği röportajda ‘Katil Doğanlar’ (Natural Born Killers) filminden isminin çıkarılmasını istediğini, çünkü Oliver Stone’un çektiği filmden nefret ettiğini söylemişti. (IMDB’de Tarantino’nun adı hala senarist olarak geçiyor) Tarantino’nun filme karşı olan nefretinin sebebi, Rodney Dangerfield’ın canlandırdığı karakterinin bir sahnede kızı Mallory’yi taciz etmesi. Tarantino’ya göre filmin bu bölümü komik olmalıydı, öyle tasarlanmıştı ama Olivier Stone öyle bir çekti ki, ‘iğrençleşti’. Bu yüzden Tarantino filmi ‘iğrenç’ olarak tanımlıyor. Filmin tamamını ise izlememiş. Daha doğrusu izleyememiş! Anlayacağınız Katil Doğanlar, Tarantino için “Yarısında çıktım” ekolünden…
 

4- Eski Avustralya filmlerine bayılıyor

4- Eski Avustralya filmlerine bayılıyor
‘Kill Bill’ filminin Avusturalya galasında ülke sinemasının 1970-1980’li yıllarda çıkardığı işlere bayıldığını söylemişti Tarantino. Halbuki Avusturalya’da o dönemde çekilen filmler tek kelimeyle berbattı! Avusturalya hükümeti kültürel gelişimi destekleme amaçlı film yapımcılarından vergi almamaya karar verdiği için herkes birdenbire sinemacı kesilmişti. Ve doğal olarak sinema perdesi birdenbire göğüslerle-popolarla doluvermişti. Tarantino’nun bu filmler arasında en beğendiklerinden olan  ‘Patrick’ (1978)’, ilk Kill Bill filminin bir sahnesinde (merak edenler için tükürme sahnesi) görünüyor. Bir diğer favorisi ‘Fair Game’ (1985) ise Tarantino’nun ‘Ölüm Geçirmez’ (Death Proof) filminin bazı bölümlerine ilham kaynağı olmuş.
 

5- Kill Bill’deki ‘Pussy Wagon’u Tarantino satın almış

5- Kill Bill&rsquo;deki &lsquo;Pussy Wagon&rsquo;u Tarantino satın almış
Evet, doğru okudunuz. Tarantino evinin etrafında bu arabayla dolaşıyor. Çevredekiler bu otomobili görünce anında yönetmene ve arabaya bakıyorlar. Bayağı ihtişamlı bir şey! Ayrıca kibirli ve epey de tuhaf. Ama temelde Quentin Tarantino!
 

6- ‘Altın Kızlar’ dizisinde Elvis Presley benzeri olarak oynamıştı

6- &lsquo;Altın Kızlar&rsquo; dizisinde Elvis Presley benzeri olarak oynamıştı


Herkes bir yerden başlamak ve para kazanmak zorunda değil mi? Tarantino da gençliğinde figüranlık yapmış. Oynadığı rollerden biri, ‘Altın Kızlar’ dizisinde Elvis taklidi yapan genç çocuktu... Tarantino'nun iyi bir aktör olup olmadığı tartışılabilir. Ancak sosyalliği, kapıların hep açık olmasına vesile oldu. Bu olayda da Tarantino Elvis olmak yerine kendi kıyafetlerini giymeye karar vermiş. 1994 yılında Margy Rochlin ile yaptığı röportajda kıyafet seçimini şöyle anlattı: “Kendi kıyafetlerimi giydim, çünkü ben zaten gibiydim” Ya da şöyle mi desek? Tarantino kıyafetini değiştirmeye üşenecek kadar, inanılmaz derecede tembeldi! Her iki durumda da sonuç unutulmaz oldu. Yukarıya YouTube klibini koyduk. Tarantino, Elvis?
 

7- Oyuncaklara bayılan bir oğlan çocuğu

7- Oyuncaklara bayılan bir oğlan &ccedil;ocuğu
Biliyorsunuz Tarantino bekar bir adam. Günün birinde evlenirse karısının işine ve pop kültür materyaline olan takıntısının kabullenmesi gerektiğini söylüyor. G.I Joe askerleriyle büyümüş bir çocuk ileride tabii ki takıntılı olur! Bir röportaja göre, 1990'lı yıllarda yaşadığı Hollywood'daki bir evde bir oda dolusu oyuncağı varmış! Sinir olduğu tek şey ise spor! Bir röportajında şöyle diyor: “Spor yapmıyorum, yüzmüyorum, kumar oynamıyorum, maç izlemiyorum. Televizyonda maç izlemek bana göre gerçek bir işkencedir. Ortalama sinemaseverler oturup da üç saat boyunca film izlemez ama dört saat boyunca aptal, sıkıcı, korkunç bir futbol maçını izlerler! İşte bu gerçekten çok tuhaf!”
 

8- Nefret ettiği ilk karakter Calvin Candie

8- Nefret ettiği ilk karakter Calvin Candie
‘Zincirsiz’ (Django Unchained) filminde Leonardo di Caprio’nun canlandırdığı Calvin Candie, Tarantino'nun bizzat kendi yarattığı ve en nefret ettiği kötü karakter! "Normalde ne kadar kötü olursa olsun kötü adamlardan hoşlanırım ama Candie'den hep nefret ettim” demişti: "Bakış açısını gördüm, onu anladım ve o kadar çok nefret ettim ki... Yazar olarak ilk defa, bu adamdan tiksindim." Kulak kesen Mr. Blonde, kılıç kullanan Elle Driver ve Yahudi avcısı Hans Landa gibi karakterleri de dahil edersek en nefret ettiğinin Calvin Candie olduğunu söylemesi enteresan! Bununla birlikte, Tarantino'nun köleliğe karşı olan tavrını ve Güney Amerika’daki ırkçılıktan nasıl da nefret ettiğini biliyoruz. Calvin Candie bunları savunan bir karakterdi, dolayısıyla normal olabilir.

   
 
Bu makaleye ifade bırak