Tartışılan kent İzmir -2 / Banu Şen
Olaylara sağduyulu yaklaşılması gerektiği özellikle vurgulansa da, İzmir’e “faşist” denilmesinin ‘haksızlık’ olduğu hemen hemen her kuruluş temsilcisinin dile getirdiği ortak bir nokta...
İzmir’de DTP konvoyunun tencereli - taşlı saldırıya uğramasının üzerinden 6 gün geçti. Ancak tüm Türkiye gibi, olayın geçtiği kent de hâlâ aynı olayla ve yankılarıyla yatıp kalkıyor. Hatay Üçyol’da oturan ve olayı yaşayanlar kadar İzmirliler de, kendilerine yönelik “faşist” eleştirisine sert tepki gösteriyor.
Sivil toplum örgütlerinin temsilcileri de, olaylara sağduyulu yaklaşılması konusunda ortak görüş belirtse de, İzmir’e “faşist” nitelemesi yapılmasının büyük haksızlık olduğunu vurguluyor. Hattta bazıları, demokratik kimliği nedeniyle İzmir’in özellikle seçildiği iddialarını dahi gündeme getiriyor.
Milliyet, İzmir’deki önemli sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle görüştü, olayla ilgili değerlendirmelerini aldı:
Yanlış ve kamplaştırıcı
Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) Başkanı Sıtkı Şükürer: İzmir için sarfedilen “sivil faşist” sözü son derece yanlış ve kamplaştırıcı. İzmir, batı değerlerine en açık kenttir. İzmir’de başat ideoloji bireyselliktir. Siz kendinizi etnik ve dini kimlik yerine insan kimliğinizle ifade ederseniz, buna bağlı olarak sizin ikincil kimlikleriniz olan etnik ve dini kimliklerinize de hoşgörü ve sarmalayıcı şekilde yaklaşılır. İzmir birincil kimliğini insan üzerinden ifade ettiği için katı yaklaşımlarla tepkilenme içinde oluyormuş gibi görünüyor.
Zaten birlikteyiz
İzmir Barosu Başkanı Özdemir Sökmen: Bazı gazetelerde yazıldığı gibi ‘İzmir’de bu tür olaylar sık sık meydana gelecek’ iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. İzmir halkı her zaman duyarlılığını gösterir. İzmir halkının duyarlılığı, birlik beraberlik yönünde olur. Türklerle Kürtler, İzmir’de uzun yıllardan beri birlikte yaşıyor. Ve hiçbir şekilde “Kürt - Türk ayrımı” diye bir ayrımı kabul etmiyoruz. Ama bu konuda farklı düşünenlere karşı, İzmir halkı yine sadece birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirecek bir takım davranışlarda bulunmuşsa kimse içerlememeli.
Bu bir haksızlık
TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Ferdan Çiftçi: Olaylar üzücüdür. Burada her kesimin sağduyulu davranması gerekiyor. İzmir’e bu etiketin yapıştırılmasını geçmişine dönük bir haksızlık olarak görüyorum. Mevcut demokratik yapısına, demokrasinin aydınlık yüzüne uygun düşmediğini ve bunun haksızlık olduğunu düşünüyorum. İnsanlar yazarken, çizerken düşünmeli.
Bağnazlığa yer yok
İzmir’i Sevenler Platformu Başkanı Sancar Maruflu: İzmirliler olarak hiçbir zaman ırkçılık, ayrımcılık gibi düşüncemiz olmadı. Bizim yaptığımız incelemede, bu olayda bazı tahriklerin olduğu görülüyor. Tahrik, etki tepkiyi getirir. İzmirliler demokrattır, bağımsızlıktan yanadır. Siyaseti de bu şekilde yaparlar. Tutuculuğu, bağnazlığın her türlüsünü reddederler. Bayram namazına giderler, namazdan sonra çağdaş yaşantılarını sürdürürler. Siyasi eğilimler de bu noktadadır. En büyük cumhuriyete bağlılık mitingleri İzmir’de olmuştur, olay da çıkmamıştır. Ama tahrik olursa olay olur. Faşistlikle, ırkçılıkla suçlamak son derece yanlış.
Planlı diye düşünüyorum
İzmir İş Kadınları Derneği Başkanı Şehnaz Yılmaz: Tabii ki hoşgörü asıl olmalı. Ancak demokratik düzen, istismar edilmeden kullanılmalı. Tabii buraya DTP de gelecek, ama kim gelirse gelsin, bu kadar kışkırtmacı yaklaşım göstermemeli. Düstur bilinmeli. İzmir Türkiye Cumhuriyeti’ne yürekten inanır. Atatürk ilke ve inkilaplarına, laik ve demokratik yapısına yürekten inanan bir şehirdir. “Bu olay planlı mı? Özellikle mi yapıldı” diye düşünüyorum. Çünkü ağır tahrik var. Burada da partiyi sorumlu tutarım.
Üzüntü duyuyoruz, kuşkuluyuz
İzmir Kadın Haklarını Koruma Derneği Başkanı Engin Demir: İzmir tarihinden beri barışçı bir kenttir. İzmirliler barışı, kardeşliği önemseyen insanlardır. Tarih boyunca bu böyle devam etmiştir. Bu tip olayların İzmir’de olmasından üzüntü duyuyoruz. “Acaba İzmir özellikle mi seçiliyor” diye bir kuşku duyuyorum. Bu ülkede barış içinde yaşamak, kardeşçe güzellikleri paylaşmak ve Mustafa Kemal’in açtığı bu aydınlık yolda yürümek İzmirlilerin hedefidir.
Demokrasinin kalesi bir şehir
Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Atilla Sertel: İzmir, Mustafa Kemal Atatürk ve Türk bayrağı konusunda son derece duyarlı bir kenttir. İzmir ayrıca çağdaşlığın, demokrasinin, laikliğin kalesi olarak da bilinir. Ama asla “faşist” sözcüğü ile bağdaşmayan bir kenttir. Bayrağa sahip çıkmak, Atatürk’e sahip çıkmak İzmirliye her daim onurdur.
Demokrasi tarifimize aykırı
Yılmaz Karakoyunlu (Eski Devlet Bakanı): Sevimsiz bir hareket. Ancak hem DTP’lilerin gelişi, hem de gelenlere karşı İzmirlilerin gösterdiği reaksiyon, siyaset açısından üzerinde durulması gereken bir şey. Gönül isterdi ki, böyle bir olay olmasın. Ama yaşandığına göre üzerinde düşünmemiz gerekir. Hiç kimsenin, ziyarete geldiği kenti tahrik etmeye hakkı yoktur. Hiç kimsenin de, yaşadığı kente siyasi ziyarete geleni taşlama ve onun miting hakkını elinden alma hakkı yoktur. İki yönlü baktığınızda, bu olay demokrasi tariflerimize aykırıdır.
Kenti suçlayanlar insaftan yoksun
Öcal Uluç (Gazeteci): Tam Nasrettin Hoca fıkrasını hatırlatan bir durum. Hani Hoca’nın “Hırsızın hiç mi suçu yok” dediği fıkranın... “Faşist İzmir” suçlamasını kim yapmış, hangi gazetede, TV’de yapmış bilmiyorum. Ama bu yorumlara katılmam, saygı duymam mümkün değil. 1945’lerden beri demokrasiye bağlılığın her alanda ve özellikle meydanlarda, sandık başlarında en güzel örneklerini veren bir kenttir. İzmir’i damgalayanlar, insaftan da, izandan da yoksundurlar ve herhalde demokrasiyi de, faşizmi de ya iyi bilmiyorlar ya da doğru yorumlamak işlerine gelmiyor.
|