SiyasetRSS
12.02.2009 - 01:42

AB açılımı

Sitene Ekle
Siyaset Günlüğü  |  Derya Sazak derya.sazak@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Baykal Brüksel’de. Beş yıl sonra AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso ve Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’e yönelik ziyaretler ve açılan temsilcilik, “Avrupa solu”yla ilişkileri epeydir soğuyan, “demokrasi, özgürlük, insan hakları” gibi kavramları AKP’ye terk eden CHP açısından yeni bir başlangıç oluşturabilir mi?
Deniz Bey, çarşaf ve Kuran kursu gibi “AB açılımı”nı da yerel seçimlerle ilişkilendirmek isteyen çevrelere, “Kapanma yok ki, açılım” olsun yanıtını vermiş. CHP’nin AB karşıtı olmadığını, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesine inandığını söyleyen Baykal, “Avrupa’daki demokrasi ve insan hakları standartlarını eksiksiz taşımaya hazırız. Ama bunları bireysel hak ve özgürlükler olmaktan çıkarıp bir cemaat hak ve özgürlükleri haline dönüştürme girişimlerine CHP katkı vermeyecektir” diye konuşmuş.
CHP liderinin “AB açılımı”nın zamanlaması da dikkat çekiyor.
Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki çıkışının “Hamas’a destek” şeklinde algılandığı bir ortamda “Doğu’ya kayan ekseni Batı”ya çevirmeye çalışması, AB ilişkilerini canlandırmak istemesi yerindedir.
Geçen hafta BBC’nin bir anketi yayımlandı. Türkiye’de AB’ye olumlu bakanların oranı yüzde 34’e gerilemiş.
AB ile üyelik müzakeresi sürdüren ancak bu birliktelikten ürken tek ülke Türkiye!
Toplumun bu negatif algılamasında “tam üyeliğin” ucu açık bir takvime bağlanması, Kıbrıs’ın tek taraflı üyeliği, demokratikleşme isteklerinin “üniter yapı” üzerinde tehdit oluşturması gibi etkenleri değiştirilemez bir önyargıya dönüştüren muhalefetin “AB karşıtı” tutumu da rol oynuyor.
CHP lideri Baykal, “Türk vatandaşlarının 6-7 yıl öncesine göre daha özgür, daha güvende ve daha Avrupalı olduğunu söyleyemeyiz” diyor.
Öyleyse AKP’ye göre Batı demokrasileriyle daha sağlam bağları olan CHP’nin AB sürecinin dışında kalmak yerine ilişkilerini güçlendirip, iktidar alternatifi bir parti olarak doğru “rota” çizmesi gerekmez mi?
Eğer Türkiye 6-7 yıl önceye göre bugün daha güvensiz bir yerdeyse bunda CHP’nin payı yok mu?
CHP, 2007 seçimlerine gidilirken “367 krizi”, “e-muhtıra” gibi askercil formüllere sığınmadan demokrasiye arka çıkabilse, alternatif ekonomik ve sosyal politikalarla topluma güven verebilse Türkiye bugün şikâyet ettiği muhafazakâr-İslamcı yapıya sürüklenmezdi.
Halkın güven içinde yaşadığı bir ülkede “Ergenekoncu” yapılanmalar olmaz, suikastlar, darbe planları yapılmaz. Generaller rejim üzerinde tehdit oluşturmaz!
AKP lideri Erdoğan, çarşaf ve Kuran kursundan sonra AB açılımını da destekleyerek, “CHP politbürosunun içe kapanmasının Türkiye’nin hayrına olmadığını” söylemiş.
Baykal’ın beş yıl sonra AB’yi hatırlaması önemlidir.
Sıra, “Obama döneminde” ABD açılımını da gerçekleştirmeye geldi!

Robenson Cruose'nun adadaki yerli arkadaşına verdiği ad nedir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.