13 Şubat Cuma 2009

İki genç madenci Zonguldak’ta yaşamlarını yitirdiler. Adem Altıparmak ve Murat Katırcı, Gelik’teki maden ocağında meydana gelen göçüğün altında kaldılar. Biri 30, diğeri 29 yaşındaydı.
Zonguldak’ta ölüm peşin, yaşam taksitledir. İnsanlar ölümü peşin kabul ederek madenci olurlar. Yaşam ise gün gündür. Her gün yaşamla ölüm arasında gider gelir madenci. Madenci ailesi hep diken üstünde hep tedirgindir. Kulağı hep maden ocağındadır.
İki sözcüğü duyduklarında dünyaları değişir: Göçük ve grizu. Duyar duymaz maden ocağının ağzına koşuşur, kimin ölüsü kimin dirisi çıktı diye, heyecanla beklerler.

Yarışmayla kazmacı yedeği
Adem ile Murat göçük altında kalan ilk madenciler değil. Muhtemelen de son olmayacaklar. Bu iki genç adamın ölümü öncekilerden daha farklı bir hüzün yarattı.
Ölüme koşmaları ölümleri kadar belki ondan daha fazla hüzünlendirdi Zonguldak insanını. Madene daha bir ay önce inmişlerdi. Henüz madenci bile değillerdi. Olacaklardı.
Mutluydular. Devletin maden ocağında işe girmişlerdi. Yer üstündekilerden daha fazla para alacaklar, daha az vergi ödeyeceklerdi. İşleri garantiydi. Maden ocağında kazma sallamayı, domuz damı yapmayı, banda, vagona kürekle kömür atmayı öğrenecekler, usta kazmacı olacaklardı. Henüz kazmacı yedeğiydiler.
Bu işi önce bileklerinin hakkıyla, sonra da piyangoyla almışlardı: 36 bin kişi yarışmışlardı. Hem de nasıl? Kalabalığın içinden tek tek meydana çıkmışlar, “jüri”nin dikkatli bakışları altında 4 metre uzunluğundaki maden direğini yerden kavrayıp omuzlamışlar, dengeyi tutturmuşlar, sendelemeden yürüyüp jürinin önünden geçmişlerdi. Kazma ve kürek sallamışlar, maden direklerini baltayla usulüne uygun ve çabuk kesmişler. Kan ter içinde ama gururla sınav sonucunu beklemişlerdi.
Sınavı geçmek yetmemiş bir de “noter” huzurunda Milli Piyango toplarıyla kuraya girmişlerdi. Kuraya giren 20 bin kişi arasından talih 3 bin kişinin yüzüne gülmüştü. Adem ve Murat şanslıydılar. Talih yüzlerine gülmüş, kurada kazanmışlardı.
Kazmacı yamağı olacaklardı, iş garantiydi. Kurada çıkanlar birbirlerini sevinçle kucakladılar. Eşlerine, çocuklarına, kardeşlerine sarıldılar. Sevinç naraları attılar. Adem ve Murat da öyle yaptılar. 30 yaşında devlet işi bulmak talihin yüze gülmesinden başka ne olabilirdi?
Başlarına devlet kuşu konmuştu!

Akıllarda bu sınav kalacak
Adem ve Murat’ın cenaze törenleri belki akıllarda kalmaz ama o sınav görüntüleri, o ölümüne yarış kalacaktır.
O sınav bir ilkellik manzumesiydi, bir utanç tablosuydu. Kazmacı yedeği olabilmek için omuzlarda maden direği, elde kazma, kürek, balta 36 bin kişilik bir yarış...
Adem ve Murat, ölüm sınavından geçtiklerini, kurada çıkanın ölüm olduğunu nereden bileceklerdi?
Onu bilemezlerdi. Ama şunu biliyorlardı:
Çünkü Zonguldak’ta ölüm peşin, yaşam taksitleydi!

YAZARLARDA ARAMA

  • ara