SiyasetRSS
17.09.2009 - 01:13

Halkın sesi, hakkın sesi!

Sitene Ekle

MELİH Gökçek’in gündeme getirdiği içki referandumuna bu açıdan bakamaz mıyız?
“Halkın sesi, hakkın sesi!”
Hatta bunu büyük harfle, “Hakk’ın sesi” diye yazarsak neredeyse kutsal bir anlam bile atfetmiş oluruz.
Tartışmalı bir konu mu var; yaparsınız referandumu, “halkın sesi” çıkar ortaya.
Demokrasi mi, işte hem de “doğrudan demokrasi”, halkın doğrudan karar vermesi!
1982 Anayasası’nı referandumda “halkın sesi” yüzde 85 oranında onaylamadı mı?
1980’li yıllar boyunca “Kılına dokundurtmayız” diyenler de bu Anayasa’yı “halkın sesi” diye savunmadılar mı?
“Halkın sesi, hakkın sesi” sözü abartılı bir ifadedir.
Sanılanın aksine, çok “demokratik” de değildir.
Jakoben, Bonapartist bir laftır. Modern çağın bütün diktatörlükleri halk adına, ulus adına kurulmuştur; birçoğu da referandumlarda onay almıştır.

Referandum demokratik mi?
Bu satırlar yazılırken Melih Gökçek’in, tepkiler üzerine, referandumdan vazgeçtiği yolunda haberler geliyordu.
İnşallah öyledir. Hatta gecikmeden bunu resmen açıklamalıdır.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek, muhafazakâr kesimin bile tepki gösterdiği bu olaydan ders alarak artık ikide bir gerilim çıkarmaktan, tırmalayıcı konuşmalar yapmaktan da vazgeçmelidir.
Ve Sayın Gökçek bundan sonra “referandum” lafını da öyle uluorta kullanmaktan sakınmalıdır.
Referandum öyle sanıldığı gibi çok da demokratik bir usul değildir!
Bunu bilhassa, daima büyük halk desteğine sahip olan sağ kanat politikacıları iyi anlamalıdır.
Türban yasağını kaldırmak için anayasa değişikliğinin referanduma götürülmesi gündeme geldiğinde şunları yazmıştım:
“Referanduma gelince... Liberaller bunu pek sevmez. Çünkü referandumlarda liberal demokrasinin çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri değil, ‘ya o, ya bu’ diye iki tercih sorulur. ‘Plebisiter demokrasi’ de denilen bu anlayış, Jakobenizme ve Bonapartizme daha yatkındır; liberal demokrasiye uzaktır! Liberal demokrasilerde referandum çok istisnaidir... AKP bu kelimeyi fazla kullanmamalıdır...” (Milliyet, 29 Ocak 2008)

Liberal demokrasi?
Rahmetli Turgut Özal’ın, nice tecrübenin ürünü olan bir sözü vardır:
“Demokrasilerde devlet halka sorarak değil, halka hesap vererek yönetilir!”
Hatta bazen demokrat bir iktidar, halkı kızdıracak işler de yapar; kemer sıkma politikalarını uygular mesela...
İyi sonuç verirse seçimlerde oy alırsın, kötü sonuç verirse oy kaybedersin.
Halkın iradesini küçümseyen “Jakoben demokrasi” veya “vesayetçi demokrasi” yanlış olduğu gibi, halkın desteğine sahip her politikayı “hakkın sesi” gibi gören popüler ya da “plebisitçi demokrasi” de yanlıştır.
Doğru olan “liberal demokrasi”dir ve liberal demokrasilerde referandum fevkalade istisnaidir.
Bizim demokrasimizde iki sorun var: Biri, “devlet”in bu arada yargının “vesayet”ten vazgeçemeyişi... Öbürü, çoğunluk oyuyla iktidara gelen sağ partilerin “kamu hizmetlerinin tarafsızlığı, azınlıkta kalan, muhalif görüşlerin özgürlüğü” gibi konulardaki duyarsızlığıdır.
Vergiyi silah gibi kullanmak 28 Şubatçıların aklına gelmemişti, onlar yargıyı silah gibi kullanmışlardı. AKP iktidarı ise bir kamu hizmeti olan vergiyi silah gibi kullanıyor.
Basit bir “referandum” kelimesinin veya basit bir “vesayet” sözünün altındaki buzdağı; siyasi kültürümüzdeki liberal gelenek eksikliğidir.

Dünyanın en büyük çölü hangisidir?
©Copyright 2009 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.