26 Ekim Pazartesi 2009
Güneydoğu’da birikmiş olan siyasi enerjiyi bir nebze olsun hissedebilenlerin, Kandil ve Mahmur’dan dönenler için Habur’da düzenlenen coşkulu karşılamaya bakarak şaşırması mümkün değildi.
Başka türlüsü olamazdı... Habur’da tanık olduğumuz bir yönüyle enerji boşalmasıdır... Diğer yönüyle de siyasi bir meydan okumadır.
Habur’u göğüslemeye hazırlıklı olmadığımız için, işte böyle, bir hüsran yaşadığımızı sanıyoruz.
Ancak üzülmeyin, yaşadığımız gerçek bir hüsran değildi.
Nasıl baktığınıza bağlı...
Sürece, “PKK’nın tasfiyesi” olarak bakarsanız, Habur vakası karşısında hayal kırıklığı yaşamanız doğal... Kendi kendinize, “Bu ne biçim tasfiye?” diye sorarsınız.
Zaten bu soruyu kendinize sormanız için Habur’a binlerce PKK sempatizanı toplandı. Sizin 34 PKK’lının dönmesini “PKK’nın tasfiyesi” olarak algılamanızı önlemek için... Bal gibi de siyaset yaptılar.
Ve devam edeceklerdir siyaset yapmaya, çünkü her iki taraf da silah kullanarak alabileceği sonucu almış, alamayacağı sonuçların da ne olduğunu görmüştür. Silahın devri geçmiş, siyasetin zamanı gelmiştir.
Silahlı saçmalıklar
Devlet silah kullanarak Kürt sorununu bitiremeyeceğini görmüş; PKK’ya da amacına silahla ulaşamayacağını göstermiştir. Bunu tersten de okuyabilirsiniz.
Her iki taraf da silahını bir diğerine, silahla bir yere varılamayacağını göstermek için kullanıyor ve kan bu yüzden akıyorsa orada bir saçmalık vardır.
Dolayısıyla, sinirleriniz bozulsa da siyaset yapılacaktır. Siyaset adam öldürmekten iyidir.
Sinirleriniz bozuluyorsa, suçu sizi ikna etmeden, bilgilendirmeden yönlendirmeye çalışan hükümetinizde arayın.
Silahsızlanma, siyasallaşma
Süreci “PKK’nın siyasallaşması” olarak görebilirsek, ki siyasi bir çözüm başka bir sonuç üretmez; Habur’da olanları içselleştirebiliriz.
Bunu yapamazsak, binlerce gencecik evladımızı şehit verme pahasına on binlercesini, silahlarıyla birlikte ölü olarak ele geçirilmiş şekilde görmeye alıştığımız PKK’lı teröristlerden sekiz tanesi, üzerlerinde üniformalarıyla Kandil’den gelir ve silahsız oldukları halde bizi teslim alırlar...
PKK’nın silahsızlanması, siyasallaşmasıdır; “tasfiye olması” değildir. PKK, siyasallaşabildiği oranda silahsızlaşacaktır; veya tersi...
Dağda, silahlı teröristlerle baş etmenin yolu belli; ama ovada karşınıza silahsız gerillalar çıkınca şaşırmayıp, ne yapacağınızı bilmeniz lazım...
İşte, silahsız gerillalarla karşılaştığınızda kapıldığınız duygular şaşkınlık ve infial halinde patlayarak hükümeti korkutmasaydı, onlar da PKK kafilelerini kabul etmeye devam edeceklerdi.
Şimdi başımızda kafası karışık bir hükümet var. Son demeçleri aralarındaki tartışmaları yansıtıyor gibiydi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçen perşembe, “Bu yaklaşımı (Açılımı kastediyor) kalkıp da olumsuza dönüştürmek için ve bunu siyasallaştırmak için böyle bir havanın içine girmek, bundan adeta siyasi bir rant devşirme gayretine girmek... Arzu etmeyiz ama bu işi tamamen sil baştan yaparız” diyerek DTP/PKK çevresini uyardı.
AKP oy kaybetmekle kalmaz...
Sayın Başbakan’ı anlamak güç... PKK siyaset yapıyorsa siz de yapın... Mesela, Türk kamuoyunun yüreğini ferahlatmak için sekiz teröristin Kandil’den inmesine paralel olarak PKK’nın bir miktar silahını Kürt bölgesinde oluşturulmuş özel bir komisyona teslim etmesi ve bunun duyurulması sağlanamaz mıydı?
Her neyse... Bakın, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ertesi gün (Cuma) nasıl da doğruları söyledi: “Görüntü çok kötü ama gelişlerin sağlayacağı yarar çok önemli. Dolayısıyla bir doğum sancısı gibi geldi bana. Bunun arkasından dönüşler devam edecektir. Devam etmezse süreç de devam etmez.”
Sürecin koordinatörü İçişleri Bakanı Beşir Atalay da Arınç’la aynı gün “Pek çok sürprizler var. (...) Daha ne gelişmeler olacak göreceksiniz” dedi.
Başbakan ise gazetelerin bu demeçlerle çıktığı cumartesi günü Pakistan yolundayken, “Avrupa’dan 15 kişilik PKK’lı grubunun gelişinin ertelendiğini” açıklayarak süreci paydos etti.
AKP’nin oy kaybetmekten çekinmesi anlaşılır bir durum. Ancak, asıl AKP süreci yönetme anlayışına “sil baştan” yaparak, bir süre sonra kalınan yerden devam etmezse, kayıplar oydan öte, stratejik boyutta olabilir.
Bölgesel dinamikler de sürecin devamını zorluyor.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’nin önceki gün Sabah’ta yayımlanan demecinden: “Biz (Irak’tan) çekilmeden önce Türkiye bu konuyu (PKK’yı kastediyor) bitirecek. Askeri, siyasi, diplomatik çaba gösteriyoruz. Türkiye, Irak, ABD bu sorunu bitirmek için beraber çalışıyor.”