GündemRSS
06.11.2009 - 02:42

‘Kekliği düz ovada avlarlar
Kanadını çam dalına bağlarlar’

Sitene Ekle
Şeytanın gör dediği  |  Çetin Altan c.altan@bnet.net.tr Tüm Yazıları »

Vaktiyle Ahmet Altan’la bendeniz, “kadın-erkek ilişkilerindeki açmazlar ve hayatın çileleri” üstüne odaklanmış filmlere, “hayat-ı hakikiye filmleri” adını takmıştık.
* * *
İkimiz de “hayat-ı hakikiye” filmlerinden çok, salt sinemada görüntülenebilecek ve bizi güncel çemberlerin dışına çekecek; atlamalı zıplamalı, polisiye “action” filmlerini yeğlerdik.
* * *
Böylece çocuksu kalmış iç benliğimizle de, yeniden buluşmuş olurduk belki.
* * *
Bendeniz son zamanlarda, piyasada iyice yaygınlaşmış olan DVD’lerden; “007 James Bond, Jackie Chan, Lethal Weapon” üslubundakileri de artık almaya başladım.
* * *
Ajans haberlerindeki çıkışı olmayan siyasal kutuplaşmalardan; kırmızı bayraklısına, yeşil örtülüsünün de katıldığı cenaze törenlerinden; taranan arabalardan; sokak çatışmalarından; ufacık çocukların başlarına gelenlerden yüreğim karardığında; mantığı un ufak eden bir DVD ile unutmaya çalışıyorum zamanı.
* * *
Kimler farkında bilmiyorum ama; gizli ajan çatışmalarıyla, mafya ve uyuşturucu kaçakçılığı üstüne kurgulanmış filmlerde; Türkiye’nin de adı sık sık geçiyor, İstanbul’un görüntüleri de...
* * *
Evrenselleşmemizin bir sonucu mudur bu, yoksa küreselleşmenin mi, kestirmek zor.
* * *
Gerçi bir türlü şeffaflaşamayan bir söylenti hepimizin malumu; Türkiye’de bazı çevrelerin “uyuşturucu, silah ve gizli göçmen” kaçakçılığından yılda sağladığı getiri, 100 milyar dolardan az değilmiş.
* * *
Her ne kadar sınırlardan içeri giren ve sınırlardan çıkmakta olan bazı TIR’larda; bol bol eroin yakalandığı haberleri resmen açıklanıyorsa da...
Suçlular sadece şoförlerden ibaret değil herhalde; nedense daha ötelere doğru götürülmüyor kovuşturmalar...
* * *
Gelişmekte olduğu iddia edilen demokrasimizde; bu tür konulara doğru parmaklar uzandığında ve açık oturumlara katılan bazı uzmanlardan “her şey ekonomi değil” yargısını duyduğumuzda; “Alfredo Rocco”nun mezarına hayali bir tükürük atmak bile geçiyor içimizden.
* * *
Alfredo Rocco kimdi?
Alfredo Rocco, 20. yüzyılın başında İtalya’da bir hukuk profesörü idi.
Hukuk profesörlüğü, hırslarını tatmine yetmemiş ve aşırı mı aşırı bir “İtalyan milliyetçiliği”nin öncülerinden olmuştu.
İtalya’nın, 2. Dünya Savaşı’na girmesi için tepinmişti de tepinmişti.
* * *
Rocco, 1921’de milletvekili seçildi, Devlet Hazine Başkan Yardımcısı ve Mussolini’nin sağ kolu oldu.
Ve faşist İtalyan Ceza Yasası’nı düzenleyip maddeleştirdi.
* * *
Derken efendim İtalya’nın faşist Ceza Yasası, Türkiye’nin de Ceza Yasası oldu.
Yoksulluktan söz etmek de yasaklandı, sosyoekonomik sınıflardan söz etmek de yasaklandı, sivil-asker bürokrasiyi eleştirmek de yasaklandı, toplumsal analizler yapmak da yasaklandı.
* * *
İddialara göre, “Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş uygarlık düzeyine”, İtalyan faşist Ceza Yasası’nın tıpatıp benzerini uygulama sayesinde erişebilecektik.
* * *
O yasa en sonunda Mussolini’nin ayağından asılmasına neden oldu; Türkiye’nin de, 20-25 yıl süreceğe benzeyen çalkantılı bir döneme kaymasına ve polisiye filmlerde, İstanbul’un bir uyuşturucu merkezi olarak gösterilmesine...
* * *
Lütfen bendenizi hoş görün ama, Alfredo Rocco’nun mezarına hayali bir tükürük şandellemeden de kendimi alamıyorum doğrusu.
* * *
Ünlü Silifke türküsünü anımsamadan edemiyor insan:
 Kekliği düz ovada avlarlar
 Kanadını çam dalına bağlarlar
* * *
Son 86 yıldaki siyasal dava ve mahkûmiyetlerin bir listesi ile; yasaklanmış şiir, roman, öykü, tiyatro oyunu ve filmlerin bir listesi çıkarılsa...
Bütün bunlara, bir de son 86 yılda Adalet Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’nın Bütçe’lerden ne kadar pay aldığı eklense...
* * *
Yılda getirisi 100 milyar dolar olduğu söylenen uyuşturucu kaçakçılığının nerelere nasıl tırmandığı ile; avlanan kekliklerin boynu bükük milyonlar ve onların durumunu ekonomik açıdan şeffaflaştırmaya çalışanların olduğu da, anlaşılmaz mı?
* * *
“Neden-sonuç” ilişkisinin yarattığı tümörleri, bir “asayiş sorunu” olarak görmek; enerjisiz çalıştığı iddia edilen ve adına “ŞEY” denilen bir makine icat edildiği açıklamasına, selama durmaya benzemekte...
* * *
Düz ovada avlanan kekliklerin kanadı, çam dalına bir kez bağlanmaya görsün...
Rahat atar tutar, rahat tutar atarsınız; jonglörlerin sürekli fırlatıp yakaladıkları 3 top gibi...
* * *
Geçenlerde de bir Prof.:
- Devlet, hukuktan önemlidir diyordu.
* * *
Siz öyle bir “devlet”i alın da...
Ne yapın?
Düz ovada avlanmış kekliklere sormalı.
* * *
Hadi biraz da dalgamızı geçelim:
Orda bir Palas var uzakta
O Palas bizim Palasımızdır
İçinde gezip yatmasak da
O Palas bizim Palasımızdır
* * *
Peki, “biz” kimiz?
Varlığı Türk varlığına armağan olması gerekenler, yeşşe...

Basketbol antrenörüne ne ad verilir?
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.