İran altüst. Tahran sokaklarında yaşanan ve dünkü haberlere göre Şiraz’a, başka şehirlere de yayıldığı söylenen gösteriler son otuz yılda ülkede görülmemiş sahnelerin yaşanmasına yol açtı.
Dün itibarıyla gösterilerde yedi kişi öldü, yaralıların sayısı bilinmiyor.
Enteresan olan, oylarının seçimlerde çalındığını söyleyen protestocular ekrana karşı, yüzlerini gizlemeden bağırıyorlar.
Tiannenmen?
Daha ilk gün, insanlar sokaklara çıkmaya başladığında, görüntüler 1979’daki Şah’a karşı ayaklanmada insanların sokaklara çıktığı günlerin arşivlerden çıkarılmış görüntülerine benziyordu. Daha ilk saatlerde bile içimden şöyle geçti:
Çünkü biliyorum, İran halkı ciddidir. Bir kere ayağa kalktılar mı...
Fena. Nitekim muhalefet lideri Musevi eğer kararlaştırılan büyük gösteriyi iptal etmeseydi ve göstericilere ‘itidal’ çağrısı yapmasaydı şimdiye kadar çoktan bir Tiannenmen görecektik.
Zira seçimlerin sadece bir gün öncesinde İran’da bir e-muhtıra olayı yaşandı. Muhtıra, kısaca ‘Öyle renkli devrim falan yapmaya kalkarsanız icabına bakarız’ diyordu. Bu uyarıya aldırmayanlar Devrim Muhafızları’yla bağlantılı askeri bir binayı kundaklamaya kalktılar.
Sonuç tuhaf...
Polis linç girişimleriyle karşılaştı. Fakat bütün bunlara rağmen İran’daki kaynaklar Ahmedinecad’ın ardındaki sistem desteğinin azaldığını söylüyor.
Ayetullah Ali Hamaney, seçimlerin incelenmesini istiyor. Haklı, zira sandık sonuçlarında hakikaten bir tuhaflık var.
Musevi’ye desteğin en yüksek olduğu yerlerde bile Ahmedinecad her nasılsa tulum çıkarmış. Öte yandan, seçim sonuçlarının açıklandığı gece İran televizyonu sonuçları bölge bölge verirken arada yirmi dakikalık bir kesinti oluyor, bambaşka şeylerden söz ediliyor ve seçim sonuçlarına geri dönüldüğünde aniden ulusal sonuçlar verilmeye başlanıyor.
Vakit ve Cumhuriyet
Bütün bunların ötesinde Washington, bütün ısrarlara rağmen İran’da yaşanan şiddet olaylarını ‘kınamadı’. Beyaz Saray resmi açıklamasında ‘ciddi endişe duyulduğunu’ söyledi sadece. Obama Ahmedinecad’la arayı bozmak istemiyor ama dünya âlem biliyor ki Washington Musevi’yi destekliyor. Ortadoğu’nun bel kemiği İran kırılacak mı, sorulardan biri bu. Ama benim kişisel sorum daha başka.
Türkiye’deki siyasi karışıklık öyle bir noktadaki Ahmedinecad seçim zaferini ilan ettiği gün, olayı destekleyerek manşetten veren iki gazete vardı: Vakit ve Cumhuriyet. Enteresan!
Taraf olmak
Peki siz İran’da olsaydınız? Biliyorsunuz ki bölgede ABD tarafından istenen bir değişiklik var ve Musevi o değişikliğe tam denk düşüyor.
Sinir bozucu. Ama öte yandan, Ahmedinecad döneminde her türlü özgürlük ciddi biçimde hasar gördü ve ahlak polisi sokaklarda durmadan insanların peşinden koşturuyor. Batılı haber kanallarının ısrarla ‘devrim’ diye vermeye çalıştığı haberleri görüyorsunuz ve bunun bir devrim olmadığını biliyorsunuz ama özgürlükleriniz için sokağa çıkmak istiyorsunuz.
Halk iradesi üzerindeki dini ve siyasi vesayetin kalkmasını istiyorsunuz. Ama biliyorsunuz ki bu sizden başkalarının da işine yarayacak. İran’da siyasi denge değişirse bölgede ‘imparatorluğa’ karşı kafa tutacak kimse kalmayacak. Dışarıdan bakanların durumu olmadığı şekilde paketleyip yabancı haber bültenlerinde ülkenizin olmadığı gibi gösterilmesine, hikâyenin eksiltilmesine kızıyorsunuz ama bu ülke de böyle gitmez.
Ne çok karışıklık. Taraf olmak kesinlikle gerekli ama taraf olmak ne kadar zor. İran sokaklarından gelen görüntüleri televizyondan, internetten neredeyse saplantılı bir biçimde takip ederken bunu düşündüm. İran’da araya giden arkadaşlara selamla...