Şeker bayramlarında çikolata ya da şekerleme yanında likör ikram etmek, zarif bir eski İstanbul geleneği... Üstelik artık likörler de değişime ayak uydurdu



Likör, ince uzun ayaklı kadehlerde ikram edilir. Her birinde kesme yapraklar ve çiçekler belirip yiten kristal likör kadehlerini gümüş tepside konuklara getirmek başlı başına bir heyecan konusudur. Kadehler titrer, likör döküldü dökülecek olur, tehlike her defasında atlatılır. Üstelik, tepsinin orta yerinde, bir de çikolata için kristal, ağır şekerlik durmaktadır...”
Ünlü yazar Selim İleri’nin Cumhuriyet’teki bir yazısında şurupsu üslubuyla anlattığı eski şeker bayramlarındaki likör ikramı, her Şeker Bayramı’nda hatırladığımız bir gelenek... 

Artık “baklava” vakti
Gerçekten de Tekel’in “Misafirlerinize memleketimizin müstesna likörlerinden ikram ediniz” türü ilanlar verdiği, kimi tombul bir çilek tanesini, kimi ince uzun boynuyla bir kuğuyu andıran likör şişelerini yapabilmek için Bedri Rahmi Eyüboğlu, Orhan Peker gibi büyük ressamlardan yardım aldığı yıllarda likör çok sevilen bir içecekti ve konukları likörle ağırlamak çok incelikli bir davranıştı.
Hemen her şehirli orta sınıf ailenin salonunda bir camekanlı dolap bulunur, likörlerin zarif şişeleri ve iğne oyalı kristal kadehleri o dolaptan göz kırpardı.
Yine bir Şeker Bayramı’ndayız... Ülkenin iklimi Cumhuriyet’in erken dönemlerinden farklı. Köylerden kentlere göçen büyük kalabalıklar ve onların kent varoşlarında yarattığı “ne köy, ne kasaba, ne şehir” hayat tarzları, tıpkı kuru köfteyi pikniklerden kovup mangal adetini getirdiği gibi, içi vişne taneli ve vişne likörlü çikolatalar ya da badem şekerleri yerine baklavayı, şöbiyeti geçirdi.
Yine de bugünün modern likörleriyle, eski bayramların nostaljisini canlandıran çok hoş ikramlarda bulunmak mümkün.
1980’lere kadar sadece bizde değil, tüm dünyada likörlerin popülerliğinin en büyük nedeni, meyvelerin öyle her yerde uluorta bulunamamasıydı. Çileği tadabilmek için mayıs, mürdüm eriği için eylül, mandalina için de kasım-aralık aylarını beklemek zorundaydınız. Hayatlarımızda “turfanda” diye bir kelime vardı ve bir meyvenin ya da sebzenin ilk çıkanı, henüz az olduğu için turfanda olarak çok pahalıya satılırdı.

Son darbe aromalardan
Derken gıdaları dondurma eylemi yaygınlaştı ve derin dondurucular evlere kadar girdi. Böylece bir meyve ya da sebzenin tüketimi 12 aya yayılabildi. Seracılık, sebze ve meyvelerin mevsimlerini uzattı. Gelişen ulaşım, güney yarıkürede ocakta yetişen üzümü, kuzey yarıküreye uçaklarla taşıdı ve üzüm yemek için sonbaharı beklemek unutuldu.
Meyve ve sebzeleri mevsiminde yeme zorunluluğuna son darbeyi ise gelişen aroma sanayi vurdu. Her meyve ve güzel kokulu bitkinin aroması üretildi, yoğurdundan cikletine, gazozundan kremalı pastasına kadar bu aromalarla meyveler taklit edildi.
Tüm bunlar, meyvelerin koku ve tatlarını alkolün içine hapsedip 12 ay keyfi çıkarılabilir hale getiren likörlerin bu işlevlerini ellerinden aldı. Eskiden çileği özleyince çilek likörü içerken, günümüzde çilek zaten özlenmez hale geldi.

Çilekle karabiber, kekikle ahududu şişede birleşti
O yüzden 21. yüzyıl likörleri, eskisi gibi tek bir meyveye rastlanmış “çıplak” likörler değil... Dünyanın en çok satan likörü Baileys, krema, İrlanda viskisi, çikolata ve kahvenin birleşimi. Safari, mango, papaya ve yeşil limonun bir harmanı. Malibu, tadını Hindistan cevizi ile romdan alıyor. Günümüze başarıyla gelebilen klasik likörlerden Grand Marnier, turunç lezzetini konyakla sunuyor.
Likör, görüldüğü gibi artık tek meyveyi değil, egzotik tatların sürprizlerini  damaklara taşıyor. Fransa’da yeni çıkan bazı likörler bunu da geçip çilekle karabiberi, ahududu ile kekiği, armut ile defne yaprağını bir şişede bir araya getiriyor.
Kısacası, likörler de kendilerini çağın gereklerine uyarlayıp hayatlarını sürdürüyorlar. Tıpkı bayramlarını da eskisinden daha farklı kutlayan insanlar gibi... Öyleyse, Şeker Bayramı’nda bu kez artık bakkallarda bile bulunan acı çili biberli bir çikolata ile tropikal meyve kokulu bir kadeh Passoa neden olmasın? Ya da viski ve balla yapılan Drambuie ile bir dilim Antep fıstığı ezmesi?
Bayramınız kutlu, damağınız tatlı olsun...

YAZARLARDA ARAMA

  • ara