Hasan Pulur

Tağmaç Paşa’yı biz de tanırız...

CAN Dündar’ın “Vehbi Koç neler yaşadı?” dizisinde okumuşsunuzdur; 1972 yılı, Genelkurmay Başkanı Org. Memduh Tağmaç emekli olmuştur. Tağmaç “12 Mart Muhtırası”nın altına imzası olan Genelkurmay Başkanı’dır; asker ve sivil cuntanın “9 Mart muhtırası”nı önlemiş, Demirel hükümeti istifa etmiş, Nihat Erim hükümeti kurulmuş, bir süre sonra da bu hükümetin “11’ler” kanadıyla askerler arasında anlaşmazlık çıkmıştır. Tağmaç alttan gelen baskılardan şikâyetçidir, “Altımıza sahip olamıyoruz” lafı onundur.
* * *
TAĞMAÇ Paşa emekli olduktan sonra Gayrettepe’deki apartman dairesine taşınır, mütevazı bir hayat yaşamaya başlar. Vehbi Koç kendisine bir otomobil hediye etmeyi düşünmektedir, Tağmaç’ın evine bunun için gitmiştir, hatta seçip tercih etmesi için, otomobil kataloglarını da göndermiştir.
* * *
TAĞMAÇ, Koç’un davranışından memnundur, fakat kendisi ve eşi otomobil kullanmayı bilmezler, şoför tutacak halleri de yoktur, otomobil iki oğluna kalacak, onlar kullanacaktır, bu hediyeyi kabul etmeyecektir:
“Otobüse, dolmuşa biniyorum, tanıyan oluyor, yerini bana veriyor veya hiç tanıdık olmuyor, itilip kakılıyorum. Bundan da çok sıkılıyorum. Polisten, ordudan, bazen lazım oldukça araba veriyorlar, o da muvakkat oluyor. Başka memleketlerin genelkurmay başkanları ayrılır ayrılmaz çeşitli vazifeler veriyorlar, bizde bu yok. Hayatta belki emekli olmuş iki üç genelkurmay başkanı olabilir. Şimdi bir Tural Paşa, bir de ben varım. Bize de pekâlâ bir şey yapılabilirdi ama, bu memlekette olmuyor. Ne yapalım, buna da şükür.”
* * *
TAĞMAÇ Paşa’yı biz de tanıdık, hem de nerede bilir misiniz? Alışverişte... Rahmetli eşimiz, nerede bir ucuzluk duyarsa oraya giderdik, Zincirlikuyu’da askerlerin bir yeri olduğunu, sivilleri de aldıklarını duymuş, hatta huyumuzu bildiği için, “İstersen babanın İstiklal Madalyası’nı al, tak, kapıda zorluk çıkarırlarsa gösterirsin!” diye inceden dalga geçmişti.
* * *
BİZ alışveriş yaparken, baktık lacivert pardösülü, kahverengi fötr şapkalı, gözlüklü biri de orada; biraz dikkat edince Tağmaç Paşa olduğunu anladık, elinde filesi, yanında yardımcı filan yok, soğan, patates, sebze alıyor.
Bizim hanım inanmak istemedi, “Bu kadarı da fazla! Koskoca Genelkurmay Başkanı!” dedi.
* * *
O zaman ki “Paşalar” demek böyleydi, belki de son kuşaktı, 3. Ordu Komutanı Orgeneral Abdurrahman Nafiz Paşa’nın da Erzurum’dayken eşine makam arabası vermediği, kadıncağızın karda buzda düşüp ayağını kırdığı söylenirdi.
Dışarı çıkarken biraz bekledik, belki Tağmaç Paşa’yı karşılayan olur, diye...
Hayır, kimse yoktu, elinde filesi, uygun adımlarla yürüdü gitti.
Biz de eve döndük, babamızın göğsünde İstiklal Madalyası olan fotoğrafına bakıp ruhuna fatiha okuduk.
Öyle bir kuşaktı onlar işte...
Takım kumandanından genelkurmay başkanına kadar...