SiyasetRSS
25 Eylül 2010 - 21:48

A+ arabesk gecesi



Malum...     “A+” sosyoekonomik / kültürel sınıflandırmada “en yüksek toplum kesiminin şifresidir.” Nasıl bir “krem dö la krem (kremanın kreması)” olduğuna örnek vereyim. Televizyon reyting örnek gruplarında bu kesim yüzde 0,50’nin bile altında temsil edilir.
Sonra sırasıyla gene artı ve eksileriyle “B”, “C” ve “D” toplum kesimleri gelir.
İKSV’nin Şişhane’deki görkemli tarihi binasında müthiş bir “arabesk müzik gecesi” düzenlenmişti.
Önce binanın muhteşem Haliç manzaralı terasındaki “X restoran”da bir davet vardı. Sonra en alt kattaki salonda “arabesk müzik gecesi...”
Yani...
Lezzetin ve mekânın “A+”ları...
Türkiye’nin yüz akı Fazıl Say’ın başlattığı “arabesk” tartışmaları sürüyor.
İKSV tarihindeki -bildiğim kadarıyla- bu ilk “arabesk konseri sıra dışı bir dinleti olmalı” diye düşündüm.
Yaşamında hiç bu tür müzik deneyimi olmayan ve mülkiyedeki lakabı “King (Kral)” olan dostum Büyükelçi Uğur Ergun ile birlikte gittik.
“Önyargıları” yıkan, paramparça eden bir “zaman parantezi” yaşadık.
Önce Hüsnü Şenlendirici...
Onu sadece magazin sayfalarından biliyordum.
Okuduklarım, hiç de olumlu izlenimler bırakmamıştı.
Oysa bir “müzik büyücüsü” vardı sahnede.
Klarnete nasıl bir can vermekti o...
Her parçadan sonra mikrofonda izleyicilere müziğini, nasıl yaratıldığını, anılarını anlatırken, ses tonu, beden dili, içtenliği de, ne yalan söyleyeyim “maçonun teki” sandığım bu genç adam için tüm düşüncelerimi değiştirdi.
“Roman” olduğunu “Oxfordluyum” dercesine telaffuz ediyordu.
İlk parçası, New York’ta yaşayan bir arkadaşının yazdığı “I love you...”
“Arabeskle, New York ve I love you” bir araya geldiğinde bu harmanın “özenti” bir “rüküşlük” olduğu sanılmasın.
Dörtdörtlük müzik yaptı.
Sonra “25...”
Bu parçayı saat 01’de yaratmış.
Adını o nedenle “25” koymuş.
Hele ardından gelen Zülfü Livaneli’nin “Leylim ley”i.
Dinledikten sonra bu yorum için Zülfü tebrik etmiş. “Oysa Zülfü Bey ile karşılaştığımızda acaba tepki verecek mi?” diye kaygı duymaktaymış.
Uzatmayayım... Bu genç adamın yurtiçi gibi, sınırlarımızın ötesinde de konserleri sanatının nefes hakkı.


TAGORE SÖYLEYEN ARABESKÇİ


Bir diğer sürpriz ise Avrupa’nın ünlü arabesk sanatçısı Natacha Atlas’tı. Türkiye’de aydınlar tarafından bilinen ama asıl Bülent Ecevit’in çevirilerini yaptığı öğrenildikten sonra popüler olan Tagore şiirlerinden esinlenerek şarkı yapan bir sanatçı. Mounqaliba bu yıl raflara çıktı.
Tagore ile arabesk harmanı da sürpriz değil mi?Şenlendirici ve grubu eşliğinde söyledi.
Natacha, Jhames Bond filmleri dizisinden “You Only Live Twice”ın müziğinden tutunuzda “Sex the Ctiy 2”deki müziğine uzanan imzaları... Arapça, Fransızca, İngilizce, İspanyolca şarkıları... Ve Birleşmiş Milletler Kültür Elçisi unvanı...
Konser öncesi “X”in barında yarım saat kadar söyleştik.
Natacha Atlas, Mısır asıllı ve Filistin kökenli babayla sonradan Müslüman olan İngiliz anneden doğmuş.
Büyükbabası 15 yaşındayken Avrupa’ya göçmüş. Atlas, Brüksel’de büyümüş. Babasıyla boşandıktan sonra İngiltere’ye geçen annesiyle birlikte o da Northampton’da yaşamını sürdürmüş.
Sempatik bir kadın.
Müslüman, arabesk söylüyor ama benimle birlikte kırmızı şarap içiyordu.
“Teknik olarak Müslümanım ama bütün gerekleriyle İslam’ı yaşadığımı söyleyemem” dedi.
Peki, Arap baba, İngiliz anneden doğan bir çocuğun neden Rus adı var?
Çünkü... Annesi Rıta Hayworth’un bir filmindeki rolünden esinlenmiş.
Natacha’nın büyük-büyükbabasının ise Sefarad Yahudisi olduğu söylenir.
Natacha da “yüzde 10 Yahudi kanı taşıdığını” söylüyor.
Arabeski “hip hop, drum ‘n’ bass ve reggae”den beslenerek yapıyormuş.
Türkiye’de Burhan Öçal’la müzik yapmış.
Bir kere daha beynimizde önyargı  duvarları inşa etmenin yanlışlığını vurgulayan geceydi bu...


ALAÇATI İSTANBUL’DA


Nişantaşı’nda Alaçatı olur mu? Olur...  Begonvilleri, Ege mavisi ve beyaz duvarları, Ege evlerinin mavi çerçeveli pencereleri, mavi kapıları, Ege objeleri ile kış ortasında bile yaz keyfi hissedilecek şipşirin bir mekân “Alaçatı Cafe...”
Önde ve arkada teraslarına serpiştirilmiş mavi beyaz kareli örtülü masalar, çiçekler...
Ege yemekleri ağırlıklı lezzet paleti...
Salonun yarısı “sanat galerisi” olarak hizmet verecek.
Açılışını Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül yaptı.


VE DE... CHİCAGO
Türker İnanoğlu gene bir büyük projeye imza attı. TİM’de “Chicago” müzikali sahnelenecek.
Bunu daha TİM’in açılışında söylemişti.
“Hayal” gibi algılamıştım.
Ama...
Hayalleri hayata geçiren adam bunu da yaptı.
Tüm zamanların en çok izlenen müzikali bu...
Filmi altı dalda Oscar ödülü aldı. Müzikali ise 6 Tony, 2 Laurence Olivier, 1 Grammy ödüllü...
Chicago’yu New York/Broadway’de izlemiştim.
Şansım varmış...
Ünlü film yıldızı Brooke Shields’in oynadığı gece oradaydım.
Muhteşem bir gece için öneriyorum. İstanbul’da da gideceğim.
1920’lerin sonlarıyla 1930’lu yılların başlarında gangsterler kenti olarak da anılan Chicago’da geçiyor.
Rüşvet, şiddet, cinayet, açgözlülük, ihanet...
Ve... Harika müzik.
1-10 Ekim arası TİM’de.
İlk prodüksiyonu 3 Haziran 1975’te 46. Cadde Tiyatrosu’nda perde açtı ve 936 kez sahnelendi.
1996’da yeniden sahnelenmeye başlanan müzikal 5 bin 700 kez perde açtı. Broadway tarihinde en uzun süre sahnelenen 6. prodüksiyon.
2002 yılında filme çekildi.
Başrolde Velma Kelly’i Catherine Zeta Jones oynadı.
Aslında bu öykü 1927’de sessiz film olarak da filme çekilmişti.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Tenise benzer ve tüylü bir topla oynan oyun hangisidir?
Markapon
©Copyright 2010