07.02.2018 10:27 | Son Güncelleme:

AB Bakanı Ömer Çelik: Vize ile ilgili çalışmayı tamamladık

AB Bakanı Ömer Çelik,"Vize ile ilgili çalışmayı tamamladık. Bugün yarın AB Komsiyonu'na bu çalışma teslim edilecek. Türkiye üzerine düşen bütün mükellefiyetleri yerine getirmiştir. Bize göre 72 kriterin hepsi yerine getirilmişti de" dedi.

AB Bakanı Ömer Çelik,  TBBMM AB Uyum Komisyonu Başkan ve Üyeleri ile biraraya gelerek açıklamalarda bulundu.    Toplantıda, TBMM AB Uyum Komisyonu ile Türkiye-AB ilişkilerinde  gelecek dönemde atılacak adımları istişare edeceklerini belirten Çelik, gelecek  yılın Türkiye-AB ilişkileri acısından dinamik bir süreç olacağını söyledi. AB'nin kendi istikrarını korumasının Türkiye için de çok önemli  olduğunu dile getiren Çelik, Brexit süreci, Katalonya krizi gibi tartışmaları  yakından izlediklerini kaydetti. Çelik, Brexit sürecinde AB'nin iyi sınav  verdiğini ancak hiç umulmadık bir yerden, kendi içinden İslamofobi, yabancı  düşmanlığı, göçmen düşmanlığı, antisemitizm gibi tehditlerin çıktığını ve Avrupa  başkentlerinin bu konularda iyi sınav veremediğini vurguladı.

  Yabancı düşmanlığı ve göç konularının AB gündeminde bu yıl da devam  edeceğini vurgulayan Çelik, "Örneğin, 18 Mart anlaşması iyi işlemeye başladıktan  sonra Avrupa'da gönüllü yerleştirmenin başlaması düşünülüyordu. Fakat maalesef bu  gönüllü yerleştirme konusunda bu sınav iyi verilemiyor." diye konuştu. Çelik, Avrupa Komisyonunun uyarılarına rağmen bazı AB ülkelerinin  göçmen alınmasına karşı çıktığına ve bu konuda BM ve Avrupa Komisyonu ile  tartışma içinde olduğuna dikkati çekti. Çelik, "Türkiye gibi bu kadar çok göçmeni  bu kadar başarıyla misafir eden bir model karşısındaki duyarsızlık da devam  ediyor." dedi.

 "AB'li dostlarımız Suriye'de uygun koşulların oluşturulmasına da  odaklanmalı"

  Göçmenlere yönelik mali yardımla ilgili sürecin de yavaş işlediğini  vurgulayan Çelik, "Sadece projelere birtakım mali yardımları serbest bırakmak bu  projelerin Türkiye'deki göçmenlere ulaşması anlamına gelmiyor. Burada çok sayıda  göçmen çocuk var. Bunların yarıya yakını eğitiliyor, diğerlerinin eğitilmesi için  çok daha güçlü mekanizmaların ortaya konulması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Suriyelilerin ülkelerine dönmesi için onlara orada uygun yaşam  koşulları oluşturulması gerektiğinin altını çizen Çelik, şunları kaydetti: "Uygun yaşam koşullarının oluşması için bu aşamada onların Suriye  topraklarına yerleşmesi, orada uygun bir şekilde onlara konut yapılması birden  çok işlev üretecektir. Bu üretilecek işlevlerin bir tanesi şudur: Bu insanlar  ülkelerine dönmüş olacaktır, dolayısıyla Türkiye ve Avrupa üzerindeki göç baskısı  azalmış olacaktır. Türkiye'nin en başta söylediği güvenli bölge meselesi yerine  getirilmiş olsaydı bu insanlar kendi topraklarında yaşıyor olacaklardı. Göç  baskısı olmadığı gibi DEAŞ'ın oraya yerleşmesi gibi bir durum da söz konusu  olmayacaktı. AB'deki dostlarımızın Türkiye sınırının içindeki bu rehabilitasyon  projelerine göçmen mali yardımına daha çok odaklanması gerektiği gibi bundan  sonrasında Suriye'nin içinde konutların yapılması, bu insanların kendi  topraklarına dönmesinin özendirilmesi ve bu bölgelerin bu şekilde terör  örgütlerinden uzak tutulması şeklindeki yaklaşımlara pozitif yaklaşmak üzere  Türkiye ile iş birliği yapmaları gerekiyor."

  Çelik, Türkiye ve AB'nin Filistin, Kudüs, Arakanlı Müslümanlar, Kırım  gibi konularda ortak perspektife sahip olduğuna da işaret etti.

  "Balkan perspektifi ile Türkiye'yi ayırmamaları gerek"

Balkanların istikrarı konusunda da Türkiye ve AB'nin benzer noktada  olduğunu belirten Bakan Çelik, "Ama tabii, kendilerine ifade etmemize rağmen bir  Balkan zirvesi düzenlerken Batı Balkanlarla Türkiye'yi ayrı tutmak gibi bir  yanlış yapıyorlar. Gerçi bunu sadece o ülkelerin genişleme perspektifiyle ilgili  bir toplantı olarak ifade ediyorlar. Geniş katılımlı bir Balkan zirvesi olarak  düşünmediklerini söylüyorlar. Ama biz her halükarda ve açıkça Türkiyesiz bir  Balkan toplantısının yapılmasının AB açısından eksik ve yanlış bir perspektif  olacağını düşünüyoruz." şeklinde konuştu. Ne zaman Türkiye'den Balkanlara bir ziyaret olsa bazı ülkelerde  "Türkiye, AB'nin arka bahçesinde geziyor" şeklinde yorumlar yapıldığını söyleyen  Çelik, "Türkiye, Balkanların istikrarı konusunda kilit bir oyuncudur, anahtar bir  ülkedir." dedi.

 Avrupa ülkelerinin, Balkan perspektifi ile Türkiye'yi ayırmamaları  gerektiğini belirten Çelik, "Türkiye'nin olmadığı bir denklemde orayı başka bir  ülke dolduracaktır bu Avrupa'nın faydasına da olmayacaktır." diye konuştu.

  "Vize serbestisi çalışması bugün yarın AB Komisyonuna teslim  edilecek"

   Türkiye'nin AB ile vize serbestisine ilişkin yaptığı çalışmalara  değinen Çelik, "Vize kağıdıyla ilgili çalışmalarımız vardı. Bu çalışmayı da  tamamlamış bulunuyoruz. Türkiye'nin çalışması bugün yarın AB Komisyonuna teslim  edilecek." dedi. Bu süreçte Türkiye'nin üzerine düşenleri yerine getirdiğini vurgulayan  Çelik, "Esasında bize göre 72 kriterin hepsi yerine getirilmiştir de bazı  konularda bazı değişiklikler olabilir mi gibi bir tartışma yürüyordu. O  tartışmada en azından Türkiye'nin yapacağı çalışma tamamlanmıştır ve bu çerçevede  de Komisyona verilecektir." ifadelerini kullandı.  Türkiye-AB yakınlaşması açısından Avrupa'nın bu fırsatı kaçırmaması  gerektiğini söyleyen Çelik, 18 Mart anlaşmasının sadece mali yardımlardan ibaret  olmadığını, gönüllü yerleştirme, vize serbestisi, fasılların açılması konularının  da anlaşmada yer aldığının altını çizdi.

  AB'nin önce fasılların açılması konusunu suskunlukla geçiştirdiğini,  daha sonra fasıl açılmasına karşı olunduğu yönünde açıklamaların da geldiğini  hatırlatan Çelik, "Bunlar yanlış yaklaşımlar. İstikrarsızlaşan bir dünyada, büyük  ilişkileri ve büyük perspektifleri günlük siyasi mülahazalara kurban etmemek  gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

  "Zeytin Dalı Harekatı'na ilişkin AB'den beklediğimiz yaklaşımı  göremedik"

  Zeytin Dalı Harekatın'na ilişkin AB'nin tutumuna da dikkati çeken  Bakan Çelik, "Maalesef bu konuda beklediğimiz yaklaşımı göremediğimizi açıkça  ifade etmek isterim." dedi. Bazı ülkelerin "Türkiye'nin güvenlik endişelerini anlıyoruz ama onun  ötesinde kaygılarımız var" yaklaşımını ortaya koyduğunu belirten Çelik, "Avrupalı  dostlarımızın bir müttefik olan Türkiye'nin terörle mücadelesi ile veya sivil  kayıplarla ilgili şunu unutmaması gerekir: Öncelikle endişelenmeleri gereken  Türkiye'ye dönük olarak bu füze, roket saldırılarında hayatını kaybeden  vatandaşlarımızla ilgili saygı duruşunda bulunmaları gerekir." değerlendirmesinde  bulundu.

  "Türkiye, BM'nin terör örgütü kabul ettiği örgütlerle mücadele  etmelidir" şeklindeki değerlendirmeleri açıkça kınadığını belirten Çelik,  "Türkiye tabii ki BM'nin terör örgütü kabul ettiği örgütlerle mücadele ediyor.  Ama burada YPG şu anda bizim topraklarımıza saldırırken, YPG eşittir PKK iken ama  sadece YPG adıyla terör örgütü kabul edilmiyor diye bizim kendi topraklarımıza  karşı yapılan bu saldırılara cevap vermekten vaz mı geçmemiz lazım? Bu terörle  mücadeleyi yürütmememiz mi lazım?"  Türkiye'nin öncelikle karşı karşıya kaldığı tehditlerle, terör  örgütleriyle mücadele ettiğini, AB'nin bunu resmen kayıt altına geçirmesinin  vakit aldığını söyleyen Çelik, "YPG diye bir şey yok. YPG SDG eşittir PKK'dır. Bu  kadar. Terör örgütüdür." dedi.  Zeytin Dalı Harekatı ile Türkiye'nin Afrin'de meşru bir mücadele  yürüttüğü söyleyen Çelik, Türkiye'nin terörle mücadelede kesinlikle geri adım  atmayacağını vurguladı.

   "Türkiye, AB ile İİT arasında zirve yapılmasını önerdi"

  Türkiye ile AB arasında bir zirve yapılması konusunun gündemde  olduğunu hatırlatan Çelik, "AB Konseyi Başkanı Tusk bu zirveye olumlu  bakılabileceğini söylemişti. Daha sonra Komisyon Başkanı Junker bunun üzerine  çalıştıklarını söylemişti. Şimdi Türkiye'ye bu resmi olarak bildirilmiştir. 26  Mart tarihinde Türkiye ve AB arasında Varna'da Bulgaristan dönem başkanlığının  daveti ve girişimleriyle bir zirve olacaktır." diye konuştu.

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel  Macron'a teklif ettiği 2000'li yılların başında yapılan AB-İTT zirvesini, son  Brüksel ziyaretinde gündeme getirdiğini belirten Çelik, Türkiye'nin, İİT Dönem  Başkanı ve AB ile tam üyelik müzakereleri yürüten bir ülke olarak bu ajandayı  yürütebileceğini söyledi.    Çelik, "İİT Dönem Başkanı Türkiye ile AB arasında böyle bir zirvenin  gerçekleşmesi ortak meselelerin ele alınması açısından, Filistin, Balkanlar,  Arakan Müslümanları ve Kırım meselelerinin ele alınması açısından, Suriye ve Irak  konularının özellikle görüşülmesi açısından, İtalya'da gündeme gelen Libya  meselesi ve göçün ele alınması açısından son derece verimli olacaktır."  ifadelerini kullandı.

 Zirve önerisinin Brüksel'deki muhatapları tarafından çarpıcı  bulunduğunu ve bu konu üzerinde çalışacaklarını aktaran Çelik, "Bu zirvede, eğer  gerçekleşirse ki 2018 yılı içinde gerçekleşmesi, örneğin Türkiye-AB Zirvesi'nden  sonra gerçekleşmesi, eğer yetiştirebilirlerse, buna hazırlık yapabilirlerse  hazirana doğru gerçekleşebilmesi, mayısta gerçekleşmesi bence son derece önemli  küresel mesajın ortaya çıkması bakımından verimli bir zirve olur." dedi.

  

 

Bu habere ifade bırak
  • 45Mutluyum
  • 22Şaşkınım
  • 33Kararsızım
  • 21Kızgınım
  • 16Üzgünüm
Toplam Oy137