GündemRSS
10.05.2013 - 02:30

Açık istihbarat

Sitene Ekle
Hasan Pulur Olaylar ve İnsanlarh.pulur@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

Eski istihbaratçı bir dostumuz vardı, emekli oldu, görüşürüz. Gazeteleri ve gazetecileri eleştiririz. “Haber gözünüzün önünde... Ata binmiş, at arar gibisiniz” derdi! Neymiş gazetecilerin kusuru? Gözlerinin önündeki haberleri değerlendirememek.
Ona göre bunun adı “açık istihbarat”tır, herkesin bildiği haberleri değişik yorumlamak, her yorumdan yeni bir haber çıkarmak...
Geçen çarşamba günü “Ne var, ne yok?” diye lafa başladı. Biz daha ağzımızı açmadan devam etti: “Boşuna telaşlanıyorsunuz, su akar yolunu bulur, suyun başını tutan da zaten tutmuş...”
Açık istihbaratçı “Acaba?” diyor.
Ve soruyor:
“Hangi su, suyun başını kim tutmuş, su nereye akıp gidiyor?” diyemeden lafa, lafla girdi!
***
Laf biter mi, bütün gazetelerin manşetleri çözüm...
Herkes umutlu, yüzler gülüyor.
“Acaba?” diyor ve soruyor:
“Sen bugünkü ‘Zaman’ı gördün mü?”
Birinci sayfadaki en çarpıcı başlık “Ümit ve endişe arasında bekleyiş”...
Aziz İstegün, “Diyarbakır”dan yazıyor... Herhalde Zaman gazetesine de “malum medya”dan denilemez!
Önce Güneydoğu’daki iyimser havayı yansıtıyor. Sonra da “Lakin” der gibi kuşkulu...
Yukarıdaki tablo çözüm sürecinin olumlu taraflarını resmediyor. Herkes bu kadar iyimser değil. Madalyonun öteki yüzünde endişeler var. Bu endişeler de yersiz değil, bazı somut sebeplere dayanıyor. Öcalan, ‘silahlı mücadele dönemi bitti derken’, örgüte katılımların sürmesi çelişki olarak yorumlanıyor. Bir esnaf ‘Dükkanı tasfiye eden biri yeni mal alır mı?’ sorusunu yöneltiyor. Sadece Hakkari bölgesinden son bir ayda 72 gencin dağa çıktığı söyleniyor. Bu bahis konuşulurken ilginç bir söylenti de kulaktan kulağa dolaşıyor. PKK’lıların, ‘Şimdi dağa çıkan kazanır, geciken treni kaçırır. Suça bulaşmamış PKK’lılara iş verilecek, maaş bağlanacak. Bu fırsat bir daha gelmez’ sözleriyle propaganda yaptıkları anlatılıyor. Ayrıca PKK’nın bölgedeki kamplarında herhangi bir ‘of’ durumu yok. Herhangi bir boşaltma yaşanmadığı gibi Kavaklı kampına Kuzey Irak’tan 15 kişilik yeni bir grubun geldiği söyleniyor.”
***
Bizim istihbaratçı “Zaman”ın haberini değerlendiriyor:
“Dikkat çekilen bir başka husus da; Milliyet’te yayınlanan Öcalan ile BDP heyetinin görüşme tutanakları: Öcalan’ın, ‘50 bin kişiyle halk savaşı’ ifadelerine vurgu yapanlar, PKK’nın barış sürecinde tasfiye olmak bir yana güç kazanacağını iddia ediyor. 2012’de büyük darbe yiyen, 1.000’den fazla militanını kaybeden PKK’nın toparlanma, kadrolarını bir bütün olarak eğitimden geçirme ve yeniden motive etme imkanına kavuşacağını belirtiyorlar. Şemdinli’de geçen yıl denenen ama ağır yenilgiyle sonuçlanan kurtarılmış alan oluşturma, bayrak asma girişiminin versiyon değişikliğiyle önümüzdeki yıllar içinde yeniden vizyona gireceği endişesi dile getiriliyor. 50 bin kişilik bir güçle ‘serhildan’lar yapılacağı, yerel parlamentolara dönüşecek belediye meclislerinin özerklik kararları alacakları ve nihayetinde konunun Birleşmiş Milletler’e taşınacağı senaryosunu bile konuşanlar var.”

***
Bu sefer biz sorduk:
“Sen ne demek istiyorsun?”
“Açık istihbarat yapıyorum!”
Demek açık istihbarat dediği buymuş...
Aman yapsın...
Bizim mahallede onlara münafık derler... Kimseyi kızdırıp başımızı derde sokmanın gereği yok! İster açık olsun, ister kapalı olsun bizden uzak olsun da!
Bir “açık istihbarat” daha...
Çarşamba günkü gazetelere bakmalıymışız, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Portekiz gezisinden; kiminde tek satır yok. Kiminde iç sayfalarda yer bulabilmiş. Eee ne var bunda?
Ya, Sayın Başbakan Erdoğan buralara gitseydi?.. Düşünün bakalım nasıl gösterilirdi... Bunlara “yandaş” diye lakap takmışlar.
İşte “Açık İstihbarat” böyle olurmuş.
***
Haa ne oldu PKK’lıların toprağa gömdükleri, mağaralara sakladığı silahlar?
Karıştırmayın münafıklığın gereği yok.

Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2014 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.