Açıklanamayan İnfertilite

İnfertil çiftlerin yaklaşık %10 - 15 'inde bu durumu açıklayacak herhangi bir neden bulunmamaktadır. Hem kadın ve hem erkek detaylı mueyeneden geçirilir, yapılması gereken tüm testler yapılır, sonuçlar değerlendirilir ve infertiliteye neden olacak bir olgu saptanmaz ise bu duruma açıklanamayan infertilite denir.

Ülkemizde yaklaşık 2 milyon çiftin şu anda veya yakın bir gelecekte kısırlık sorunu yaşayacağı tahmin edilmektedir. İstediği zamanda çocuk sahibi olamayan insanlar ülkemizde önemli sosyal, psikolojik, moral ve ekonomik sorunlar ve çıkmazlar yaşamaktadır. Sorunların kısa sürede çözümü kendileri için en uygun ve doğru olabilecek bir tedaviyi sunabilecek bir merkeze başvurmaları ile gerçekleşebilir. Ancak seçim o kadar kolay değildir; Hasta kendisi için en doğru olanı nasıl seçecektir? Hastalar sıklıkla önemli bir sağlık sorunuyla karşılaşıp karar vermek zorunda kaldıklarında onca düşünmelerine rağmen doktora sonunda şunu sorarlar: Siz benim yerimde olsaydınız ne yapardınız? Burada doktorun en önemli görev ve sorumluluğu ortaya çıkar. Onlar gibi olabilip kendi profesyonel bilgi, birikim ve tecrübelerine göre en doğru, kısa, ucuz ve tarafsız seçeneği sunmak!

Kısırlık sorununu yaşayan çiftlerin önemli bir bölümü sorunlarının ne olduğunu tam olarak bilmeden tedaviye başlamaktadırlar. Bu eksiklik çoğunlukla başvurulan tıbbi hizmet birimlerinde kendilerine yeterli zamanın ayrılamaması ve problemleriyle ilgili bilgilendirilmenin yapılmamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle yeterince araştırmadan, bilgilenmeden ve sorgulamadan tedaviye başlanmamalıdır. Anlamak için sormaktan çekinilmemelidir. Kendilerine mantıklı gelen her çözümün uygulamada aynı derecede başarıyı arttıramadığı gerçeğini göz ardı etmemelidir.

Tanı ve tedaviye başlanacak sağlık birimi fizik yapı, personel ve donanım bakımından hastalarına her türlü çağdaş hizmeti uygun koşullarda sunabilmelidir. Kısırlık tanı ve tedavisi bir ekip hizmetidir ve başarı ancak her kademedeki hizmetin aynı kalite ve bilinçle yapılması ile gelebilir. Bilinçsizliğin, sabırsızlığın ve paniğin faydadan çok zarar verebileceği bilinmelidir. Kadın ve erkek her yönden birbirlerini anlamaya ve desteklemeye çalışmalıdır. Bu birliktelikte alacakları yeterli tıbbi destekle gebeliğe daha çabuk ve kolay ulaşabilmelerini sağlar. Bilinçsizce ve bilgisizce yapılacak tedavi uygulamaları başarıyı düşürür. Çiftin konsantrasyonun ve işbirliğinin sağlanamaması kötü sonuçların alınmasına yol açar.

Kısırlık tedavisi her çift için özeldir. ÇİFTE ÖZEL yapılan planlamalarla uygulanacak tedaviler başarı şansını arttırır. Kadın ve erkeğe ait detaylı değerlendirilme sonrasında elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi ile ortaya çıkar. Bu değerlendirmede kişilerin sosyal, moral, psikolojik, ekonomik durumları, daha evvelki hastalıkları, tetkikleri ve tedavilere verdikleri cevaplar ve başvurdukları zamandaki yaş, yumurtalık fonksiyonları, hormonal durumları göz önüne alınır. Kendilerine özel tedavi planlaması yapılmalıdır. Kişilerin tedavi esnasındaki cevaplarına göre de gerekli değişikler ve yeni planlamalar yapılabilmelidir. Başka bir çift için geçerli olan yaklaşımın diğeri için geçerli olamayacağı bilinmelidir.

Kısırlık sorunu olan çiftler için tüp bebek veya mikroenjeksiyon uygulamaları sıklıkla ümitlerinin son basamağı olarak kabul edilmektedir. Erkek ve/veya kadında gebeliğe engel olabilecek sorunların saptanması ve tedavisi için uygulanan metotlarından sonuç alamayan çiftler önemli bir sosyal, ekonomik ve psikolojik baskı altına girmektedirler. Çabalarına rağmen amaçları olan sağlıklı bir bebek elde edemeyen bireyler yüksek teknolojinin kendilerine son şansları olarak yardım edebileceği ümidiyle tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavilerine umutla sarılmaktadırlar. Bu tedavilerin bütçelerini zorlayacak kadar pahalı olması ve tedavinin yaklaşık bir ay kadar bir süre almasından dolayı çoğunlukla yaşadıkları şehirden, evlerinden uzakta bilmedikleri bir şehirde kalmalarının gerekliliği de tedavi stresini artırmaktadır.

Tedavilerinden sonuç alamayan çiftler büyük bir hayal kırıklığına uğramaktadır. Gebelik testlerinin negatif olarak alındığı gün başlayan üzüntüye, kızgınlık, küskünlük ve ümitsizlik duyguları eşlik etmektedir ve kişiler bir mateme girmektedirler. Tedaviden elde edilen başarısızlık nedenleri araştırılmakta sıklıkla yetersiz istirahat süresi, kendilerini üzen konuşmalar, doktorların davranışları, çevre faktörleri suçlanabilmektedir.

KISIRLIK TEDAVİSİ ALACAK ÇİFTLERE TAVSİYELER:

- Tedavinizin başlangıcında ya kazanır ya da kaybedersiniz.

- Tedaviye başlamadan önce danışmanlık ve tedavi planınız için tercih ettiğiniz merkeze muayeneye gidiniz. Kendiniz bu tedavi bana uygun, tek seçeneğim bu kaldı diye karar verip hemen tedaviye başlamayınız.

- Sizin yaşınız, yumurtalık rezerviniz, psikolojiniz, moral tercihleriniz ve ekonomik durumunuz ile tespit edilen kısırlık sebebinize en uygun tedavi planlamasının yapılmasına olanak tanıyınız.

- Konsantrasyonunuzun, motivasyonunuzun en yüksek, stresinizin en azalmış olduğu bir zamanda tedavi olmanızın başarıyı getirebilecek bir faktör olacağını unutmayınız.

- Doktorunuz ve tedaviye başladığınız merkez ile sizlerin aynı amaç için çalıştığını biliniz: Sağlıklı gebelik ve sağlıklı bir bebek!

- Bilim elde ettiği önemli gelişmelerle size yardımcı olabilir ancak bu uygulamalarında belli başarı limitleri olduğunu unutmayınız.

- Kişiye uygun yumurtlatma ilaçları seçimi, çeşitli lazer uygulamaları, özel yumurta ve embriyo geliştirici sıvıların kullanılması, rahim iç zarının embriyoyu kabul etmesine kabul etmesine yönelik uygulamalar, transfer tekniklerindeki gelişmeler ve embriyoların transfer öncesi genetik değerlendirilmesi sizlere yardımcı olabilir. Ancak bunların hiçbiri bir sihirli çözüm sağlamaz. Yeni tekniklerle ilgili bilgileri elde ettiğinizde araştırın, öğrenin ve sonradan sizin için başarıya katkısının ne olabileceğine karar verin ve beklentilerinizi ona göre ayarlayın.

Unutmayın ki sebepsiz infertilite yoktur, izah edilemeyen infertilite vardır. Doğru teşhis ve kişiye özel tedavi planlaması ile çözüme olaşmak mümkün olabilir.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın.

Prof.Dr.Timur GÜRGAN