Nedense, genelde  “Adam gibi adam” tabirini hemcinsleri için kullanan erkeklerdir.

 Bir açıdan ironik değil mi?

Aslında tabiri hemcinsi için kullanan erkek hem bahsettiği kişiyi onore eder, hem de alttan alta bir, “benim gibi” mesajı vardır cümlenin içinde. Hani ben “adam gibi adam” olmasam, onun böyle olduğunu da fark edip takdir edemem zaten, der alt mesaj.

Ne yazık ki,  adam gibi adam olmak o kadar da  kolay değil. Çünkü marifetin erkek olmak olduğunu zanneden, adam olmayı gözden kaçıran bir kalabalık var dışarıda. Oysa mesele penis sahibi olmaktan ibaret olsaydı eğer, ne “delikanlı” , ne de “adam gibi adam olmak” kelimeleri girmezdi lügatimize. Adam gibi adamın biri,  bırakın kadınları, hemcinsleri tarafından bile takdir toplayıp saygı görmezdi.

Adam gibi  olmak… Erkeğin ne yaşıyla ilgisi var, ne kariyerinde ne kadar yükseldiğiyle ne de kaç para kazdığıyla bu durumun.  Aslında ne üzerindeki takım elbiseyle, ne de altındaki son model arabayla ölçülebilir adamlık. Mesele karakter meselesidir arkadaşım. Adam gibi adam olmak, sadece erkeğin karakteriyle, mertliğiyle, birikimleriyle ve verdiği güvenle ölçülür.  Öyle “kedi olalı bir fare tuttum” güveniyle kendini adam ilan edip,  işler biraz zora girdiğinde ”yandım bittim kül oldum” diye kaçmak değildir…..Öyle her erkeğin harcı değil adam gibi adam olmak.

Her şeyden önce karakterin sağlam olacak. Sana kalabalıkta yanlış gelen,  tek şahit senken de yanlış gelecek. Öyle kalabalıkta dürüstlükten, mertlikten, vicdandan bahsedip, kimsenin şahit olmadığı bir durumda vicdanı tatile yollamayacaksın. Neysen o olacak, her nasılsan öyle görünecek  ve öyle davranacaksın.

Hayatta bir duruşun, hedeflerin olacak. Günü yaşa, gel geç değil hayat. Kolay vazgeçmeyecek, pes etmeyeceksin. Mazeretlerin değil, başarı hikayelerin olacak hayatta. İlla Everest’e tırmanman gerekmiyor. Yeter ki kaçmamış, pes etmemiş ol. İçinde bir savaşcı olsun.  Gerektiğinde eşini, aileni dostunu sırtlayabilecek gücün olsun.

Sonra kriterlerin olacak. Her gördüğün dişinin peşinden koşup skor derdinde olmayacaksın. Dişiliğin değil kişiliğin farkını bilecek,  karşılıklı oturduğunda “geyik” muhabbetinin dışında anlatacak bir şeylerin olduğundan emin olacaksın. Masaya koyduğun araba anahtarıyla, ikamet adresinle değil, üslubunla, birikiminle saygıyı kazanma derdinde olacaksın.

Özü sözü bir olacaksın mesela. Bu gün söylediğinin yarın da arkasında olacaksın.  Dün seninleyken “canım” dediğinin ardından bugün gelişigüzel konuşmayacaksın. Evvela kendine, kendi yaşadıklarına saygın olacak.

Hayatta sorumlulukların olacak. Evdeki kedini zamanında beslemekten tut da, ailenin karnını doyurmaya kadar. İşinde disiplinli olmaktan tut da, mahallendeki komşuna kadar  duyarlı ve sorumluluk sahibi olacaksın.

Hepsinden önemlisi saygılı olacaksın. Küçüğüne,  büyüğüne ve  en önemlisi kadına. Kendini karının, sevgilinin velisi tayin etmeyeceksin. Bunu giydirmem, buraya yollamam demeyeceksin. Kendini mesul müdür ilan etmen sadece senin kendine güvensizliğini gösterir. Özgür bırakacaksın kadını. Kendisi olmasına izin vereceksin. Sen de kendine güveneceksin. Koyduğun sınırlarla değil, saygı duyulduğun ve sevildiğin için mutlu olmanın tadını çıkartacaksın.

Kendini sevecek, özen göstereceksin. Buluşmadan buluşmaya eline parfüm şişesi alan erkeklerden olmayacaksın mesela. Kendine saygın olacak her şeyden önce.

 

Hayatı öylesine değil, doyasıya yaşayacaksın. Tutkuluyla bağlı olduğun bir hobin olacak mesela.  Hakkında çok şey bildiğin bir konu olacak. Hakkını vererek yaşadığın anların, tatillerin olacak. Çok sevdiğin, koşulsuz her başı sıkıştığında yanında olacak dostların. Yüreğinde iz bıraktığın bir sevgilin olacak.

Hepsinden önemlisi, başını yastığa koyduğunda uyumanı engellemeyecek tertemiz bir vicdanın olacak.

Çünkü adam olmak, cinsiyet değil, şahsiyet meselesidir.

 

Tüm adam gibi adamlara….

 

Yeşim Varol Şen

İlişki ve Evlilik Danışmanı