SiyasetRSS
18 Mart 2010 - 01:28

Adanalı

Orhan Kemal’in romanından uyarlanan “Hanımın Çiftliği” dizisindeki 1950’lerin Adana’sını izleyenler açısından son günlerdeki “rüşvet skandalı”nın kahramanı 2 milyar dolarlık serveti olduğu iddiasıyla MHP’den ihraç/istifa noktasına gelen Aytaç Durak’ın zenginliği ile kentin yoksulluk, sınıfsal uçurumlar, sömürü ve adaletsizlikler üzerine kurulu gelişmişlik serüveni arasındaki bağlantı hiç de şaşırtıcı gözükmüyor.
1984’ten 2009 seçimlerine dek uzanan çeyrek asırda (1989’da nasılsa kaybetmiş!) kent yönetimini elinde tutmayı başarmış Aytaç Durak. Son seçime MHP’den girmiş. Adana’daki bir akaryakıt istasyonuyla ilgili ruhsat nedeniyle 250 bin dolarlık rüşvet skandalı patlamasa, imar değişiklikleri ve kent rantları üzerine kurulu imparatorluk daha uzunca süre sarsılmayacaktı. Aytaç Durak’ı, bir başka MHP’li Belediye Meclis üyesi ve Başkan Vekili Mustafa Tuncel’in iddiaları yıktı. MHP’li üye Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Durak’ın, okul yeri yaptırma iddiasıyla meclise kendi arsasını getirip, ertesi gün başkasına sattığını öne sürüyor. “30 milyona sattım” denilen arsanın ise 18 milyon gösterildiğini öne sürüyor. Daha da önemlisi, “Başkanın 2 milyar dolar serveti var” sözleriyle Durak’ın tahtını sallıyor, Tuncel.
Aytaç Durak ise, servetinin 40 milyon doları geçmediğini belirterek, “Karım zenginse ne yapayım?” diye savunmuş, kendisini. Orhan Kemal yaşasaydı, “Hanımın Çiftliği”nin 2010 yılı versiyonu ancak böyle yazılırdı.
İTÜ’den mezuniyet, DSİ’de memuriyet, Adana’da müteahhitlik ve 1980’den sonra, “12 Eylül’ü yapanlardan Allah razı olsun” diyerek ANAP, DYP, AKP, MHP’den belediye başkanlığı.
Bir zamanların Osmanlı Bankası reklamındaki gibi, “Yok birbirimizden farkımız” dercesine Aytaç Durak, Adana’da sağın  vazgeçilmez markası olmuş! MHP’nin şanssızlığı rüşvet skandalının şimdi patlamış olması. MHP’li Mustafa Tuncel’in iddialarının savcılığı harekete geçirmesi Aytaç Durak’la parti arasındaki bağların yolsuzluk iddialarını örtbas etmeyecek ölçüde sıkı olmadığını gösteriyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin bu tür olaylarda “sıfır tolerans”a sahip olduğunu biliyoruz. Geçmişte deprem konutları nedeniyle bir bakanı Yüce Divan’da hesap vermişti.
Olay patladığı anda, Aytaç Durak’a randevu bile vermeyerek Adana Büyükşehir Belediye Başkanı’nın istifasını istedi.
Devlet Bey’in, “Bu şahısların birbiri hakkında isnat ettikleri suçlar MHP’nin asla kabul etmeyeceği ve göz yummayacağı ahlaki alanlardır. Bugüne kadar toplumun en hassas olduğu ahlaki konularda zafiyet gösterenlerin MHP’de barınmaları ve sığınmaları söz konusu olmamıştır” sözleri uyarıcıdır.
Kent rantları, siyasetin ve yerel yönetimlerin “yumuşak karnı”nı oluşturuyor.
Liderlerin “seçilmiş krallar” haline geldiği demokrasilerde yerel yöneticiler de “derebeylikleri”ni ilan ediyorlar.
Adana’da yaşanan budur.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
Sinemaya da uyarlanan "Gazap Üzümleri" adlı romanın ünlü Amerikalı yazarı kimdir?
Markapon
©Copyright 2010